"Dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel irade-i ezeliyenin izni ile haricî bir maraz veya muharrib bir hadise başına gelmezse..." İzah eder misiniz? Âyetlerin mânalarını verir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Ecel-i fıtri; her mahlukun yaratılışı itibariyle, Cenab-ı Allah tarafından tayin olunan vasati ömrüne denir.
Şayet Allah, bu fıtrî ömrü hikmeti gereği herhangi bir sebeple bozmaz ise, her mahlûk fıtrî ömrünü tamamlar ve ölür. Her türün fıtrî ömürleri ayrıdır.
Dünya ve kâinatın da fıtri ve biyolojik bir ömrü vardır. Faraza kıyamet kopmasa yine de kâinat fizikî ve biyolojik olarak ölüme mahkûmdur.
İnsan hiçbir hastalık ya da kaza geçirmese bile, belli bir yaştan sonra ömrü biter ve ölür. Bu, kâinat için de cari bir kanundur. Kâinat tekâmül kanununa tabi olduğuna göre bir gün ölümü tadacağı muhakkaktır. Ancak bunun zamanı hakkında kesin olarak bir şey söylemek mümkün değildir.
Güneş bütünüyle hidrojen gazından ibarettir ve sürekli olarak hidrojen helyuma dönüşmektedir. Helyuma dönüşen kısımlar arttıkça güneşin enerji dengesi bozulacak ve kıyamet kopacaktır. Güneş'in yaratılmasından bugüne kadar helyuma dönüşen miktar çok azdır ve bu görüşe göre kıyametin kopmasına milyonlar belki milyarlarca sene vardır.
Ancak, semavi haberler, hadis-i şerifler bu görüşü desteklemediğinden, kıyametin kopması, Üstadımızın ifadesiyle, “dünyanın ecel-i fıtrisinden evvel irade-i ezelîyenin izni ile haricî bir maraz veya muharrib bir hadise” ile gerçekleşecektir. Bu hadise çok farklı şekillerde olabilir. Dünya bir gezegene çarpabileceği gibi, bir yıldız dünyamıza çarpabilir. Hiçbir çarpışma olmasa dahi, dünyanın sür’atinde bir azalma yahut artma, sistemin bozulmasına ve kıyametin kopmasına kâfi gelecektir.
"…ecram-ı ulviyeden tek bir cirm, 'Kün' emrine veya 'Mihverinden çık!' hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata başlar..."(1)
Ayet-i kerimelerin mealleri:
“Güneş, dürüldüğü zaman. Yıldızlar (kararıp) döküldüğü zaman. Dağlar, yürütüldüğü zaman. ..." (Tekvîr, 81/1-3)
"Gök yarıldığı zaman. Yıldızlar saçıldığı zaman. Denizler kaynayıp birbirine katıldığı zaman. ..." (İnfitar, 82/1-3)
(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Eğer dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel, irade-i ezeliyenin izniyle hâricî bir maraz veya muharrip bir hadise başına gelmezse ve onun Sâni-i Hakîmi dahi ecel-i fıtrîden evvel onu bozmazsa, herhalde, hattâ fennî bir hesapla, birgün gelecek ki"
Bu pasajda dünyanın ölümünün haricî bir marazla geleceği direkt söylenmiyor. Eğer haricî bir maraz olmazsa zaten fıtrî bir şekilde ölecek diyor.Siz ise bu pasajdan alıntı yaparak Üstad'ın ifadesiyle 'haricî bir maraz ile olacağını' belirttiniz. Bu anlamı nasıl çıkardınız?
"Eğer dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel, irade-i ezeliyenin izniyle hâricî bir maraz veya muharrip bir hadise başına gelmezse ve onun Sâni-i Hakîmi dahi ecel-i fıtrîden evvel onu bozmazsa, herhalde, hattâ fennî bir hesapla, birgün gelecek ki
اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ - وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ - وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ 1
اِذَا السَّمَاۤءُ انْفَطَرَتْ - وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ - وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ 2
mânâları ve sırları, Kadîr-i Ezelînin izniyle tezahür edip, o dünya olan büyük insan sekerâta başlayıp, acip bir hırıltıyla ve müthiş bir savtla fezayı çınlatıp dolduracak, bağırıp ölecek, sonra emr-i İlâhî ile dirilecektir."
Son kısımda Sâni-i Hakîm eceli fıtrîden evvel onu bozmazsa diyor, yani fıtrî işte şekilde ölürse ölecek diyor ama ayetler 'güneş dürüldüğünde, dağlar yürütüldüğünde' diyor. Bu ise dünyaya çarpma olacağını hissettiriyor. Burada çelişki yok mu?
Yani pasaj dünyanın ölümü fıtrî olursa diyip, ayetlerin manası tezahür edip diyor. Halbuki ayetler fıtrî olmayan ölümü anlatıyor?
Cevabınız için Allah razı olsun ama buradaki sorum daha farklı.
Bu sorunun cevabı daha farklı olsa gerek.
İnsanların büyük bir kısmı fıtri eceli ile ölmüyor harici bir neden araya girip ölüyor kaza, bela, sel, deprem gibi. Aynı mana dünya ve kainat içinde geçerli yani kıyamet harici bir nedenle olacak ve bunu ayet ve hadisler bildiriyor.
Fıtri ecel ise kainatında ölümlü olduğunu izah ediyor yani harici bir kıyamet olmasada kainat fanidir ebedi değildir eninde sonunda oda ölmeye mahkumdur denilmek isteniyor. İnsanın başına hiç bir harici ölüm nedeni gelmese nasıl fıtri eceli onu öldürüyor çünkü bu alem ölüme programlanmış kainatta aynı şekilde başına hiç bir harici ecel gelmesede o da bir gün ölmeye mahkumdur. Bunda bir tenakuz bulunmuyor.
"Eğer dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel, irade-i ezeliyenin izniyle hâricî bir maraz veya muharrip bir hadise başına gelmezse ve onun Sâni-i Hakîmi dahi ecel-i fıtrîden evvel onu bozmazsa, herhalde, hattâ fennî bir hesapla, birgün gelecek ki..."
Eğer bir maraz dünyanın başına gelmezse diyor. Yani fıtrî bir ölümden bahsediyor dünya için. Kazasız, çarpmasız yani. Hesaplar ona göre yapılıyor,bir gün gelecek diyor.
Ama bu cümlenin akabinde sanki dünya fıtrî bir şekilde ölecek gibi bir ayet söylemesi lazım. Çünkü" ecel-i fıtrîsinden evvel onu bozmazsa " diyor.
Hemen ardından ayetin bunu desteklemesi gerekir ama ayet ise "dağlar yürütüldüğünde" diyor. Yani çarpışmanın olacağını hissettiriyor.
Ayet ile önceki kısım birbirini desteklemiyor gibi görünüyor?Marazsız şekilde ölmezse diye fenni bir hesapla bir gün gelecek diyor.
Parçayı tam hâliyle incelediğimizde Bediüzzaman’ın ifade tarzında görülen o iki aşamalı anlatımı net bir şekilde görebiliyoruz. Şimdi metnin yapısını ve anlam örgüsünü çözümleyelim:
1. Önce "fenni", sonra "Kur’anî": İki Katmanlı Anlatım
Bu metinde Bediüzzaman önce fennî (bilimsel/doğal) bir ihtimali ortaya koyuyor, ardından Kur’anî/metafizik sonu getiriyor.
A. Doğal Süreç (Ecel-i Fıtrî):
Burada şunu diyor:
Buradaki yaklaşım "sebepler dairesinden bakış"tır. Bilim adamları gibi evrene bakanlar için bir akıl yürütme sunuluyor.
B. İlahi Süreç (Kıyamet Ayetleriyle):
Bu noktadan itibaren ise “sebep-sonuç” zincirini kıran bir ilahi müdahaleye geçiyoruz.
2. Görünürdeki Çelişki Aslında Merhale Geçişidir
Senin tespitin çok haklı: İlk cümlede sakin, doğal bir ecel anlatılıyor; sonra birden kıyametin şiddetli tasviri geliyor. Ama bu bir çelişki değil, tedricîden aniye, sebepten kudrete geçiştir:
Yani:
“Dünya zaten fıtraten ölecek bir varlık. Ama Allah isterse bu ölümü bir anda ve muazzam bir çöküşle de gerçekleştirebilir.”
Sonuç:
Chatgbt cevabı böyle.
Aslında tedricîden ani kıyamete geçiyor, bu bağlamda ayeti zikrediyor. Ne de olsa her ikisi de son. Bu bağlamda tatmin oldum.
Bu şekilde anlamı anladım.
Chatgbt den böyle faydalanılabilir mi?
Güvenebilir miyiz?
Hem bazen ettiğimiz istifadeleri burada paylaşabiliriz.