"Şu zatın delâil-i sıdkı ve berâhin-i nübüvveti, yalnız mucizatına münhasır değildir. Belki, ehl-i dikkat için, hemen umum harekatı ve ef’âli, ahval ve akvâli, ahlak ve etvarı, siret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şimdi, şu zâtın delail-i sıdkı ve berahin-i nübüvveti, yalnız mucizatına münhasır değildir. Belki, ehl-i dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef'ali, ahval ve akvali, ahlak ve etvarı, siret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder. Hattâ, meşhur ulema-i Benî İsrailiyeden Abdullah ibni Selâm gibi pek çok zâtlar, yalnız o Zât-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın simasını görmekle, 'Şu simada yalan yok; şu yüzde hile olamaz.' diyerek imana gelmişler."(1)

Peygamber Efendimiz (asm)'in doğruluğunu ve peygamber oluşunu sadece hissî mucizeler (kameri ikiye bölmesi, parmaklarından su akması gibi) isbat etmiyor. Dikkatle bakanlar açısından onun her hareketinde ve her sözünde ve ahlakında, doğruluğunu ve peygamberliğini isbat eden sayısız deliller vardır.

Mesela, onun düşmanları tarafından bile "El Emin" (emin ve güvenilir) biri olarak görülmesi, doğruluğunu ve peygamber oluşunu isbat ediyor.

Yine onun tek başına akrabaları da dâhil olmak üzere bütün Mekke’yi karşısına alıp davasında gayet sağlam, kararlı, cesur ve vakur bir şekilde durması, onun doğruluğunu ve peygamber oluşunu isbata kâfidir.

Yine söylediği şeyleri önce kendisinin yaşayıp sonra insanlara teklif etmesi, söylediği şeylere samimiyet ile inanması ve bunlar hakkında asla bir şüpheye düşmemesi, onun doğruluğunu ve peygamberliğini isbat ediyor.

Yine bütün güzel hasletlerde en zirvede olması, onun doğruluğunu ve peygamber oluşunu isbat eden başka bir husustur.

Dürüstlükte, doğrulukta, cesarette, cömertlikte, yumuşak huylulukta, tutumlu olmakta, ağırbaşlılık ve tevazu vesaire gibi hasletlerde herkesten ileri olması, onun doğruluğunu ve peygamber oluşunu açık bir şekilde gösteriyor. Bir ayette mealen şöyle buyrulur:

“Hiç şüphesiz sen pek yüksek bir ahlak üzeresin!” (Kalem, 68/4)

Bu ayette de ifade buyurulduğu gibi Hz. Peygamber (asm); istikamet, sadakat, sehavet, yiğitlik, metanet, şefkat, merhamet, afv, sabır, tahammül, yumuşak huyluluk ve tevazu gibi bütün ulvi hasletler onda cem olmuştur.

Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm.) ilahi esrarın menbaı, iki âlemin güneşi, ilim ve hikmetin mazharı, bütün celali ve cemali isimlerin en mükemmel ve kâmil bir aynası idi.

Sidret-ül Münteha ve Kâbe Kavseyn yani imkân ve vücub arası olan ilahi vuslatın en mahrem bucağına erişen, oradan namütenahi esrar âlemlerini müşahade eden ve sonsuz sırlara vakıf olan tek insan Hz. Muhammed (asm.)’dir.

Seyyidü’l-beşer ve Rahmetenli’l-âlemîn olan Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm.) mahlukatın en şereflisi, en mükemmeli, en sevgilisi, en hayırlısı, kulların en salihi, mütefekkirlerin gıdası, hakkı arayanların rehberi, âbidlerin ümidi, âşıkların maşuku, sadıkların dostu, günahkârların şefiî, zavallıların ve acizlerin hamisi idi.

Resul-i Zîşan Efendimiz (asm.), şems-i hidayet, mecma-ı hakaik, nurların bahri, ezelî ve ebedî sırların şahidi, iki âlemin ruhu, ulûm-u hakaikın hazinesi, sema-i esrarın güneşidir.

Hz. Peygamberin kalbi ve ruhu marifet, hikmet ve feyiz cihetiyle adeta bir okyanustur.

Resûl-i Ekrem (asm.) Kur’an-ı Azimüşşan’ın canlı bir levhasıdır. Kur’an’daki bütün hakikatler ve esrarlar onun (asm.) şahsında tecelli etmiştir.

"O hutbe-i ezelîyeyi okuyan zat, kâinatın kemalatını keşfeden canlı bir güneştir."(2)

"Kur'anın beyan ettiği mehasin-i ahlakın misali, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır. Ve o mehasini en ziyade imtisal eden ve fıtraten o mehasin üstünde yaratılan odur."(3)

Hülasa, Peygamber Efendimizin (asm) her hali, tavrı, davranışı, sözü ve hasleti, onun sıdkını ve peygamberliğini ilan ve isbat etmektedir.

Dipnotlar:

1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, İkinci Nükteli İşaret.

2) bk. Mesnevi-i Nuriye, Reşhalar.

3) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...