Subuti sıfatların, yani hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam, tekvin sıfatlarının insan ve kainatta bulunması, yani yansıması hakkında örnek verebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın Allah’ın isim ve sıfatlarına mazhariyeti üç şekildedir:

Birisi, ene gibi mevhum ve itibari duyguların mukayesesi şeklindedir. İnsana verilen cüzi ilim, irade, kudret, mülk gibi şeylere enaniyet farazi ve mevhum bir şekilde sahiplenir. Bu sahiplenme sayesinde ilim, irade, kudret, mülk gibi şeylerin farkına varır ve mahiyetini hisseder.

Hiç ilmi ve mülkü olmayan birisi ilim ve mülk sahibi olmanın ne demek olduğunu idrak edemez. Bu yüzden Allah insana ene denilen bir sahiplenme duygusu vererek ilim, irade , kudret, mülk gibi şeylerin mahiyetini kavrattırıyor; onların bir pırıltısını farazi olarak insanın uhdesine koyarak insanın alemine bir pencere açıyor.

Mesela, insan sahip olduğu cüzi ilim ile der, "Ben şu kadar ilmim ile şu kadar şeyi bilebiliyorum, Allah ise külli ilmi ile her şeyi bilir. Ben cüzi kudretim ile şu evi yaptım, Allah sonsuz kudreti ile kainatı inşa ediyor." Bunu sadece yedi sıfata müncer yapmak doğru olmaz, Allah her sıfatı için mevhum ve itibari bir hissiyatçığı insanın mahiyetine yerleştirmiş. Bu hissiyatçıklar aynı zamanda Allah’ın şuunatını da rasat ediyor. Mesela, insanın keyif duygusu Allah’ın münezzeh keyif almasına bir rasattır.

Diğeri, insan fıtratına yerleştirilen zıtların aynedarlığı şeklindedir. Mesela, insanın fıtratındaki nihayetsiz acizlik nihayetsiz kudrete dayanmak ihtiyacı ile sonsuz kudreti idrak eder, nihayetsiz fakirlik ile nihayetsiz zengin olan Allah’a ulaşır; aciz, zayıf ve kusurlu nefsi ile aciz, zayıf ve kusurlu olmayan Allah’a intikal eder vs...

Üçüncü olarak da Allah’ın her bir isim ve sıfatının nakış ve tecelli suretinde insanın fıtrat ve mahiyetinde tezahür etmesidir. Mesela, göz basar sıfatının maddi bir nakşıdır, kulak Semi isminin cismani bir nakşıdır, akıl İlim sıfatının kevni bir nakşıdır; dil ve konuşma kelam sıfatının bir cilvesidir; kalp Vedud isminin maddi bir yansımasıdır. Buna benzer mahiyetini tam ihata edemediğimiz binlerle hissiyat ve duyguların hepsi isim ve sıfatların hayat üstünde kaynamasından ve tecellisinden tezahür ediyorlar. Aynı tecelliler kainat sahifesinde daha büyük ve daha azametli bir şekilde tecelli ediyorlar. Kainattaki küçük bir atomdan tutun ta koca yıldız ve galaksilere kadar her bir şeyde Allah’ın bu subuti sıfatları haşmetli ve azametli bir şekilde yansıyıp tecelli ediyorlar. Bunun en büyük şahidi fen ilimleridir.

Allah’ın ilim, irade, kudret, sem, basar, kelam gibi sabit sıfatları tecelli olarak dolaylı dolaysız her şeyi kuşatmıştır. Ayetlerde "yıldızlara, arıya vahyettik" ifadesi kelam sıfatının mevcudatta nasıl tecelli ettiğine bir işarettir. Tecelli ille de konuşmanın mahlukatta aynen konuşma şeklinde olması ile olmuyor, yıldıza nasıl ve ne şekilde döneceğinin ifa ettirilmesi de bir nevi konuşmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...