"Şuzuzat-ı kanuniye ile …meşietini, iradetini, fail-i muhtar olduğunu izhar etmesi" ifadesi ile, şuzuzatın, gafleti dağıtıp ins ve cinnin nazarlarını müsebbibü’l-esbaba çevirmesini açıklar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
Cenâb-ı Hakk’ın şu varlık âlemindeki icraatları şeriat-ı tekviniye denilen bir kanunlar manzumesiyle cereyan etmektedir. Mahlûkat bu kanunlara itaat etmekle Allah’ın varlığını ve birliğini gösterirler. Bu kanunlarda birtakım şazlar, yani âdet dışı uygulamalar da görülür, bunlar ise Allah’ın iradesini ilan ederler. Yani, Allah dilerse kanunlar ötesi icraatlar da yapabilir. Bunun en açık misali, Hazreti İsa’nın (as.) babasız dünyaya gelmesidir.
Diğer taraftan, “tagayyürat-ı sûriyeler ve teşahhusatın ihtilafı” da ilâhî iradeyi ilan ederler.
“Tagayyürat-ı sûriye” aynı hakikatin farklı sûretlerde görünmesidir. Meselâ, hayatın bir hakikati vardır, bu hakikat onda tecelli eden ilâhî isimlerdir. Ancak, hayat hakikatinin karınca hayatından melek hayatına kadar pek çok sûretleri vardır. Tagayyür kelimesinin “başkalaşma” manasına geldiği dikkate alındığında, hayatların birbirinden çok faklı oldukları hayretle müşahede edilir. Allah’ın iradesi mutlaktır; hayatı dilediği gibi yaratır.
“Teşahhussatın ihtilafı” denilince, aynı nev’in (türün) fertleri arasındaki farklılıklar hatıra gelir. İnsan bir canlı türüdür ama her insanın müstakil bir şahsiyeti vardır. Her insan, simasından parmak izine, sesinden karakterine kadar müstakil bir şahsiyete sahiptir. Bu teşahhus insanda o derece ileridir ki, Üstad Hazretleri; "İnsanın bir ferdi sair hayvanatın bir nev’i hükmündedir." buyurur. İşte aynı nev’in fertlerindeki bu farklı şahsiyetler, Allah’ın mutlak iradesini gösterirler.
Bulutların teşekkülü, muhtaç beldelere sevk edilmeleri ve yağmur halinde muhtaçların imdadına gönderilmeleri, güneşin doğup batması gibi yeknesak bir kanuna tabi değildir. Bu hal de yine ilâhî iradeyi açıkça göstermektedir.
Bu şazlar olmasa birçok insan, sözünü ettiğimiz hârika hâdiseleri tabiat kanunu diye ülfetle geçiştirebilir ve üzerinde yeterince durmayarak gaflete düşebilir. Bu şazlar gösteriyor ki, sebepler ancak birer perdedirler. Allah’ın iradesi istikametinde vazife yaparlar. Bu hâl, nazarları sebeplerden “Müsebbibü’l-Esbaba” yani sebepleri neticelerin (müsebbeplerin) yaratılmasında çalıştıran Cenab-ı Hakk’a çevirir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Zuhur ve nüzul zamanının tebeddülu neyi ifade ediyor?
Nüzul yağmurun ne zaman yağacağının belli olmaması zuhur da bulutların ne zaman çıkıp çıkmayacağının belirsiz olmasına işaret ediyor.
Meselâ, ekser yerlerde bir kısım meyvedar ağaçlar bir sene meyve verir. Yani rahmet hazinesinden ellerine verilir, o da verir. Öbür sene, bütün esbab-ı zahiriye hazırken, meyveyi alıp vermiyor.
Teşahhusatın ihtilâf, insanın parmak izinden sesine kadar farklılıklar ile açıkladınız.
Aynı farklılar hayvanlarda da var. Mesela bir kedinin onlarca türü var, biri diğerine benzemiyor. Belki sesleri o kadar farklı değil. Belki onların da parmak izi alınsa, birinin diğerine benzemediği ortaya çıkacak.
Bu farklılıklar ile birtek insan, hayvan alemi ile kıyaslanabilir mi?
"zuhur ve nüzul zamanının tebeddülü" maddesine örnekler verebilir misiniz?
Risale-i Nur külliyatında geçen bu kavramlar, Cenab-ı Hakk’ın kainattaki rutin ve alışılagelmiş kanunları (âdetullahı) bazen değiştirerek kendi iradesini, izzetini ve mutlak hakimiyetini insanlara hatırlatmasını ifade eder.
"Zuhur ve nüzul zamanının tebeddülü" (ortaya çıkış ve iniş zamanının değişmesi), tabiat perdesine ve sebeplere fazlaca dalıp her şeyi tesadüfe veya mekanik bir saat düzenine bağlayan insanın gafletini dağıtmak için harika birer ikazdır.
Bu kavrama yönelik kısa ve net örnekler şunlardır:
Yağmurun Vaktindeki Değişimler: Yağmurun gelişinin bilinen meteorolojik tahminlerin ve mevsim normallerinin tamamen dışına çıkarak, hiç beklenmedik bir kuraklık döneminde aniden yağması veya tam tersi durumlardır. Bu, yağmurun kör tesadüfün değil, doğrudan bir iradenin (Rahmetin) eseri olduğunu gösterir.
Mevsim Dışı Meyve ve Çiçekler: Baharda açması beklenen bir ağacın veya bitkinin, kışın ortasında ya da beklenmedik bir dönemde çiçek açıp meyve vermesidir. Zamanın bu şekilde tebeddül etmesi (başkalaşması), kanunların birer mahkum değil, birer memur olduğunu kanıtlar.
Beklenmedik Doğal Hadiseler: Güneş tutulması gibi astronomik olayların çok olağan dışı periyotlarda gerçekleşmesi veya deprem, fırtına gibi hadiselerin insan aklının rutin beklentilerini altüst edecek zamanlarda vuku bulmasıdır.
Kısacası bu değişimler, insanın "Nasılsa her şey hep aynı şekilde gerçekleşiyor" diyerek düştüğü monotonluk ve ülfet gafletini paramparça eder; gözleri esbaptan (sebeplerden) Müsebbibü'l-Esbab'a (sebepleri yaratana) çevirir.