"Yalnız bir zamanda sübutu ifade eden مُؤْمِنُونَ kelimesine bedel, fiil sigasıyla يُؤْمِنُونَ tabiri, nüzul ve zuhur tekerrür ettikçe imanın teceddüt ettiğine işarettir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yalnız bir zamanda sübutu ifade eden "mü’minune" kelimesine bedel, fiil sigasıyla "yü'minune" tabiri, nüzul ve zuhur tekerrür ettikçe imanın teceddüt ettiğine işarettir. Arap gramer kuralları nazara alındığında "mü’minune" kelimesinin sabitiyeti, yani yerinde durmayı ifade ettiğini müşahede etmekteyiz.

Ayette bu kelime yerine "yü'minune" kelimesinin zikredilmesi mühim bir hikmete binaendir. O hikmet de şudur ki "yü'minune" kelimesinin teceddüdü yani sürekli bir yenilenmeyi ifade ettiğini... nuzul ve zuhur devam ettikçe yani Kur'anın bir defada inmemesiyle birlikte, müfessirler ve bu işin erbabının Kur'an üzerindeki peçeleri kaldırıp içerisindeki elmas ve mücevherat değerindeki bilgileri gün yüzüne çıkardıkça iman edenlerin imanlarının yenilendiğini, imanlarının inkişaf ettiğini, ülfet perdelerinin yırtıldığını görmekteyiz.

Nitekim İslam tarihi içerisinde birçok büyük zatlardan ve mürşitlerden insanlığa kazandırılan şöyle kamil bir söz vardır:

“Bir gün ki imanım inkişaf etmedi, o günü zararda bilirim."

Bu gibi kamil sözlerin kaynağının da Peygamber Efendimizin (a.s.m) ''İki günü eşit olan zarardadır.'' (İhya, 4/335) hadis-i şerifi gibi rivayetler olduğu kuvvetle muhtemeldir.

Yine Otuz Üçüncü Söz'ün ahirinde geçen şu ifadeler, yukarıdaki ifadelere kuvvet vermektedir.

"Şu Otuz Üç Pencereli olan Otuz Üçüncü Mektub, imânı olmayanı inşaallah imâna getirir, imânı zayıf olanın imânını kuvvetleştirir, imânı kavî ve taklidî olanın imânını tahkikî yapar, imânı tahkikî olanın imânını genişlendirir, imânı geniş olana bütün kemâlât-ı hakikiyenin medârı ve esası olan mârifetullâhta terakkiyât verir, daha nurânî, daha parlak manzaraları açar..."(1)

Demek ki Cenab-ı Hakk'ın yaratmış olduğu her bir mahluku ciddi şekilde tefekkür ettikçe, insanın imanında bir artış olduğunu, imanının inkişaf ettiğini söyleyebiliriz.

(1) Sözler, Otuz Üçüncü Söz, İhtar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ibayk
Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dibacea
malum olduğu üzere dillerde gramer yapıları birbirine benzer.yani şunu söylemek istiyorum : her dilde isimler de vardır fiiller de vardır vb. yine malum olduğu üzere isimler zamandan soyutlanmıştır.yani isimlerin zamanla bir ilişkileri yoktur.ahmet dediğimizde örneğin geçmiş hal gelecek gibi hiçbir zamandan bahsetmiş olmayız..ahmet geçmiştede ahmet şimdi de glecektede..bu anlamda isimler değişmeyen gelişmeyen artmayan eksilmeyen bir durumu anlatırlar.. bununla birlikte fiiller ise isimlerin aksine dinamik değişen durumları anlatmakiçin kullanılır..ahmet geldi.ahmet geliyor ahmet gelecek vb şekilde uzatılabilir.yani fiiller zamanla kayıtlı olmalaı hasebiyle durağan kelimeler değildir. mü min kelimesi isimdir. yüminün kelimesi ise şimdiki(ve geniş) zamanı ifade eden bir fiildir. bu açıdan değerlendirilirse imanın artmması eksilmesi(veya kuvvetlenmesi-zayıflaması) de hz ebubekir in yukrıdaki sözüde çok iyi anlaşılmış olur. iman dinamiktir velhasıl-ı kelam. yukarıdaki güzel açıklamalara,nakıs aklıma gelen küçük bir zeyl olarak eklemek istedim bu düşüncelerimi..binler selam ile
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...