"Ta ki, nefsimiz ve zamanın şeytanları bizi yoldan çıkarmasın." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Bir zaman Kastamonu’da 'Hâlıkımızı bize tanıttır' diyen lise talebelerine sâbık Altıncı Meselede mektep fünununun dilleriyle verdiğim dersi, Denizli Hapishanesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular. Tam bir kanaat-i imaniye aldıklarından, âhirete bir iştiyak hissedip, 'Bize âhiretimizi de tam bildir. Tâ ki, nefsimiz ve zamanın şeytanları bizi yoldan çıkarmasın, daha böyle hapislere sokmasın.' dediler." (Şualar, 11. Şua, Yedinci Mesele)
Bu cümle, Risale-i Nur Külliyatının genel üslubuna ve manevi terbiyesine dayanan, insanın iç dünyasındaki ve dış alemindeki tehlikelere karşı bir tedbir ve teyakkuz uyarısıdır. Cümleyi daha iyi anlayabilmek için kelime kelime ve Risale-i Nur ekseninde şu şekilde açıklayabiliriz:
"Nefsimiz" (İçteki Tehlike)
Risale-i Nur’da nefis, insana kötülüğü emreden ve sürekli kendi menfaatini, rahatını, heveslerini düşünen yönümüzdür. İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsidir; çünkü dışarıdan gelecek her türlü olumsuz etkiye içeriden kapı açar. "Nefsimiz bizi yoldan çıkarmasın" ifadesi, insanın kendi bencil arzularına, tembelliğine veya gururuna yenik düşerek istikametini kaybetmesi riskine dikkat çeker.
"Zamanın Şeytanları" (Dıştakı Tehlike)
Bediüzzaman Hazretleri, içinde bulunulan ahir zamanın şartlarına sıkça vurgu yapar. "Zamanın şeytanları" ifadesi sadece gözle görülmeyen manevi şeytanları değil, aynı zamanda:
- İnsanı günaha ve gaflete teşvik eden kötü arkadaşları,
- Ahlaki değerleri bozan fenalıkları,
- İnancı sarsmaya çalışan dinsizlik cereyanlarını ve felsefi akımları,
- İnsanın vaktini ve zihnini fuzuli şeylerle oyalayarak ibadetten ve hakikatten uzaklaştıran her türlü cazip vasıtayı ifade eder.
Yani bu zamanın şeytanları hilelerini ve tuzaklarını dönemin şartlarına uygun şekilde modernize etmiştir.
"Tâ ki... Bizi Yoldan Çıkarmasın" (Amaç ve İstikamet)
Cümlenin başındaki "Tâ ki" ifadesi, bu cümleden önce bir çözüm veya tedbir zikredildiğini gösterir. Risale-i Nur'da bu tür uyarılar genellikle şu çözümlere bağlanır:
İhlası muhafaza etmek: Amelleri sadece Allah rızası için yapmak.
Risale-i Nur derslerine ve sarsılmaz bir sadakatle uuhuvvete (kardeşliğe) sarılmak: Şahs-ı manevinin koruması altına girmek.
Sürekli tefekkür ve ibadetle meşgul olmak: Zihinde şeytani fikirlere boşluk bırakmamak.
Özetle: Bu cümle; insanın hem kendi içindeki nefis mekanizmasına karşı uyanık olması gerektiğini hem de yaşadığı ahir zamanın getirdiği modern ve cazip günahlara, saptırıcı fikirlere karşı manevi bir zırh giymesi gerektiğini anlatır. Yolun sonunda sapmamak ve istikameti kaybetmemek için, her an bir koruyucu kaleye sığınmanın şart olduğunu ihtar eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü