İçerikler
"Demek, o mükemmel harika fert mutlak, müphem bulunup, her yerde bulunması mümkün..." cümlesini izah eder misiniz?
"İki rekat namazın falan vakitte kılınması bir hac kadardır." misalini, sevap ve fazilet açısından mı hac farizasının ifası açısından mı değerlendirmeliyiz?
"Gıybet, katl gibidir." Gıybetin katl gibi olmasına dair, vukuattan bir misal verebilir misiniz?
"İki rekât namazın falan vakitte kılınması bir hac kadardır." Bu gibi teşviklerin vukuunun bilfiil daimi ve külli olmamasını kabulün şartlarına bağlandığını görüyoruz. Bu ne demektir?
"Ekser taife-i mahlukatta olduğu gibi, ef’al ve a’mâl-i beşeriyede bazı harika fertler" ile ilgili misaller verir misiniz?
"Kim bunu okursa, Musa ile Harun’un sevaplarının misli ona verilir." Bu ifade hadis mi yoksa Ahmed Gümüşhanevî hazretlerinin sözü mü?
"Mesela... مَنْ قَرَاَ هٰذَا اُعْطِىَ لَهُ مِثْلُ ثَوَابِ مُوسٰى وَهَارُونَ" Buradaki Arabi ibarelerin mealleri nedir?
Yirmi Dördüncü Söz'deki Sekizinci Asıl ile Onuncu Asıl aynı şeylerden bahsediyor. Birbirleriyle alakalı mıdır?
"Dünyada dar nazarımızla, kısacık fikrimizle, Musa ve Harun Aleyhimesselamın sevaplarını ne derece tasavvur ediyoruz, biliyoruz?" İzah eder misiniz?
"Hazret-i Musa (a.s.) ve Harun’un (a.s.) meçhulümüz olan hakiki sevapları ile muvazene değil." cümlesini izah eder misiniz?
Risalet ve nübüvvet makamı vehbî midir, yoksa terakkiye mi tabidir?
Bazıları evrad, ezkâr ve hizmetlerinde iltifat, hürmet ve alaka bekliyor. Bu hatanın tashihi konusunda ne dersiniz?
"Sevap ve fazilet, nur âlemindendir. O âlemden bir âlem, bir zerreye sığışabilir. Nasıl ki, bir zerrecik bir şişede, semavat, nücumuyla beraber görünebilir..." İzah eder misiniz?
"Veraset-i Ahmediye ile ism-i azam zılline mazhar bir mü’min" ifadesini açar mısınız?
"Hem İsm-i azama mazhar olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bir ayette mazhar olduğu feyz-i İlahi, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir." İzah eder misiniz?
"Teşbih kaidesi, meçhulü maluma kıyas eder." ne demektir?
"Şu on asılı nazara al." On iki asıl bitmeden Onuncu Asıl'da Üçüncü Dal'ın sualinin hallolduğu ifade ediliyor. Diğer iki asıl, farklı bir mana ve muhteva mı taşımaktadır?
"On Asıl’ın on dairesi seni inkardan vazgeçirir. 'Hakiki bir kusur varsa bize aittir.' derler." Nasıl şikâyetçiyi inkârdan vazgeçiriyor ve kusurunu itiraf ettiriyor?
Hadis-i şerifler ile ayetlerin "tefsiri, tevili, tabiri" ifadelerinden ne anlaşılmalıdır?
