"Türk cemiyetinin değil, yüzlerce milyon İslam cemiyetinin imanı namına bir Said değil bin Said feda olsun." Bazı neşriyatlarda "Yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı..." diye geçiyor, neden?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)

Üstadımız, Risale-i Nur Külliyatını kendileri hayatta iken tashih ederek son şeklini vermiş, Latince olarak matbaalarda bastırmıştır. Şimdi elimizde Üstadımızın hayatında tashihinden geçmiş Latince baskılar mevcuttur.

Dolayısıyla Üstadımızın son şeklini verdiği külliyat bizim için esastır; izahlarımız ve değerlendirmelerimiz de buna göre olmalıdır.

Bu eserlerde geçen tahlillerdeki cümle, “Yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir said değil bin Said feda olsun” ifadesidir. Bu ifadeyi ağabeyler Eşref Edib'in Sebilürreşad, cilt 5, sayı 119'daki “Tahliller” yazısında geçen:

“Cemiyetin, yalnız yirmi milyon Türk cemiyetinin değil, yüzlerce milyon bütün İslâm cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun.”

ifadesinin aynını mı koymuşlar yoksa kendileri şimdi Tarihçe-i Hayatta geçen “Yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir said değil bin Said feda olsun” ifadesini mi koymuşlar bilemiyoruz. Lakin biliriz ki Üstadın nazarından geçmeyen bir cümle Külliyata alınmaz. Üstadımızda bu eserde daha önce verdiği mülakattaki bazı ifadeleri istediği şekilde tashih etme durumu olabilir. Zaten Üstadımız bu eserlerin sahibi olması hasebiyle tasarruf yetkisini çok zaman göstermiştir. Buna Münazarat, Hutbe-i Şamiye ve Sünuhattan bazı eserler misal olarak verilebilir.

Üstadımız 1952 yılında Merhum Eşref Edip ile yaptığı mülakatta Eşref Edip merhumun yazdığı gibi söyleme durumu olmuştur muhakkak. Ama muhakkak olan bir şey daha var ki, üzerinden altı sene geçmiş böyle bir cümlede, yine zamanın ilcaat ve vaziyetine göre tasarruf ettiği ihtimali yüksektir. Yani hem Sebilürreşad'da geçen ifade doğrudur ve Üstadımızın sözüdür. Hem de Tarihçe-i Hayatta ki ifade de Üstadımızın tasarrufuyla yeniden tanzim edilmiştir. Bu noktada herhangi bir tenakuz yoktur.

Envar Neşriyat'ta, Üstad'ın tasarruflarından hariç olarak, bir tasarruf 2005 baskısında yapılmış, ancak bu baskıdaki değişiklik sonraki baskılarda geri alınarak eski haline döndürülmüş, mevcut bütün külliyat nüshaları ile aynı hale getirilmiştir.

Bu değişikliğin yeri Tarihçe-i Hayat'ta sayfa 630'da Eşref Edip Fergan'ın Üstad'la yaptığı röportajın son kısmında geçmektedir. Eski baskılarda “...yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil bin Said feda olsun.” ibaresi, 2005 baskısında “...yirmi beş milyon Türk cemiyetinin değil, yüzlerce milyon bütün İslâm cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun.” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu tasarrufun yapılma nedeni hakkında, Envar Neşriyat yetkililerinden Ahmet Özertan Beyin ifadeleri şöyle:

“Eşref Edip Fergan'ın Üstad'la yaptığı bu röportajın orijinal nüshası bulunup oradaki orijinal ifade ile Tarihçe-i Hayat'taki eski ifade değiştirilip baskıya sunulmuştu. Ancak daha sonradan röportajdaki bu ibarenin dışında Tarihçe-i Hayat'taki metinle farklılık arzeden daha başka ibareler de olduğu anlaşılınca, bu tasarrufların Üstad tarafından yapıldığı kanaatine varılarak yapılan değişiklik geri alınmıştır.”

Burada bu gibi meseleleri ortaya atanların hepsini bir kefede tutmak insafsızlıktır. Zira bazıları bu meseleleri, hakikatin ortaya çıkması açısından bu farklılığa dikkat çekmek için ortaya atmışlardır. Bu gibi kardeşlerimize menfi gözle bakmamak lazımdır. Bununla beraber hakikatin ortaya çıkması sadedince konuşulan ve yazılan şeylerin getireceği ve götüreceği mahsurlar da göz ardı edilmemelidir. Çünkü bazen iyilik zannıyla zarar verenler olabilir. Ayrıca menfi milliyetçilik namına ve Risalelerde bahsedilen İhlas düsturlarını nazara almadan ve bilerek fitneye vesile olabilecek şekilde çalışan kardeşlerimiz de olabilir. Onları da Risalelerin şahs-ı manevi odaklı muazzam sevap ve keyfiyetlerin mazharı olabilecekleri o büyük hazineleri kaybetmemeleri namına hareket etmelerini tavsiye ederiz. Zira bu dünya, ebedi kalınacak bir yer değildir. Atılacak adımlarda ahiretin de hesabını yapmak, ehl-i aklın kârıdır.

Özellikle bu dava için samimi ve ciddi bir şekilde her şeylerini feda eden Üstadın varislerini ve naşirlerini "Risalelerde tahrifat yapmışlar" gibi asılsız iddialarla çürütmeye çalışmak ayrı bir cinayettir.

“Yirmi beş milyon Türk cemiyeti” ifadesinin, hikmetleri çoktur.

1. Burada ırkçılık söz konusu olamaz. Zira ırkçılığın dehşetini Muazzez Üstadımız Mektubat'ta anlatmaktadır.

2. Türk milletinin, İslamiyet’e ettiği hizmete ve Kur'an’ın senasına mazhariyeti noktasında Üstadımız, bu milleti takdir etmiştir.

3. Sahabeden sonra, en fazla İslamiyet’e hizmet eden “necip kavim” ifadesiyle de Üstadımız bu milleti yine takdir etmiştir.

4. Nur hizmetinin bu milletin içerisinden çıkıp, inkişaf edeceğini bildiğinden Türk milletini nazara vermektedir.

5. Şark’taki muhtemel sıkıntı ve karışıklık bu millette olmayacağını hissetmesi.

6. Yirmi beş milyon Türk cemiyeti, ifadesi, Osmanlının sonu ve İslam âleminin kıvamı yani mayası olması hasebiyle kullanılmıştır.

7. Ayrıca, Risale-i Nur'un Türk milletinin lisanıyla, dine hizmeti de ayrıca bir takdir meselesidir.

8. İstikbalde, yine bu milletin uyanacağını eski asaletini muhafaza edip İslam âlemine ve dünyaya güzel bir misal olacağını ifade etmesi.

9. Türk milleti yıllarca dine hizmet ettiğinden İslamiyet’le özdeşleşmiştir. Her milletin müslimi ve gayr-ı müslimi vardır. Fakat bu kaide Türkler için geçerli değildir. Yani nerede Türk var ise Müslüman’dır. İşte bu vesileyle de, Muazzez Üstadımız Türk milletini takdir etmektedir.

10. İdare ve akıl cihetiyle Türklerin ayrı bir hususiyetini Muazzez Üstadımız nazara vermektedir. Kürtlere; “Türkler bizim aklımız biz ise onların kuvvetiyiz” demektedir.

11. Üstadımız Bitlis’te Kürt olarak bilinen bir ailede doğmuş, ancak bütün ömrü Türklerin içerisinde geçmiştir. Ve bu millet, Üstada hizmet ederken, doğduğu yeri hiç mesele etmeden gayretle çalışmıştır. Bu da takdire şayan bir hususiyet olarak nazara verilmektedir.

12. Irkçılığa şiddetle karşı olan üstadımız, tahlillerde “Yirmi beş milyon Türk cemiyeti” tabirinde bir mahzur görmemiştir ve kullanmıştır. Dolayısıyla yukarıdaki maddeler açısından da meseleye bakılır ise; Türk milletine ve cemiyetine, bu ilgi, alaka ve tebrik manasız değildir, bunun birçok hikmetleri ve sebepleri vardır. Hele hele ırkçılık açısından bakmak, hem Üstada hem de külliyata itiraz olur ki, bizlerin edep ve terbiye hudutlarına sığmaz...

Ek bilgi için tıklayınız:
- RİSALE-İ NUR NÜSHALARINDAKİ FARKLILIKLAR VE BEDİÜZZAMAN'IN TASARRUFLARI

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 10.288
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

rmysa-emine
tşkk
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi
Cevabınız için Allah razı olsun.. Peki Üstad Hazretleri, Türkleri İslâmiyet'e hizmet etmeleri yönünden mi öne çıkarıyor?.. Mesela "Senâ-i Kur'ânîye'ye mazhar..", "Senâ-i Peygamberîye mazhar.." ve benzeri ifadeleri de mi bu bağlamda düşüneceğiz?.. Bir de Üstad'ın Risale-i Nur'da Türkler ile ilgili bahsettiği yerleri fazla okumamak mı gerekiyor?.. Mesela Doğu Anadolu Bölgesinde bulunduğum için söylüyorum.. Burada bu yerler ders olarak okunmuyor.. Okunduğu zaman da "Türk cemiyeti" yerine "İslam Cemiyeti" veya "Türk-İslâm Cemiyeti" diye okunuyor.. Hatta müdafaalarda geçen Türk milleti kelimesi yerine sadece İslam milleti diye okunuyor.. Bunun sebebini abilere sorduğum zaman Mustafa Sungur Ağabey'in de Doğu'ya geldiği zaman böyle okuduğunu söylüyorlar.. Nedeni acaba biraz burada menfi olaylar var ondan mı?.. Bu konu hakkında bilgi verirseniz sevinirim.. Selam ve dua ile..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Risale-i Nurda Türklerin övülmesi İslam'a olan hizmetinden dolayıdır. Doğuda bu tarz okumalar hassasiyet açsısından müspet bir harekettir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...