"Ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir Sultanın fermanıyla,.." Buradaki "cilveli" tabirini nasıl anlamalıyız, Allah için böyle bir tabir kullanmak doğru olabilir mi?
Değerli Kardeşimiz;
"Atılmış pamuk gibi bu camid, şuursuz bulut elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşmaz ve emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez; belki gayet kadîr ve rahîm bir kumandanın emriyle hareket eder ki, bir iz bırakmadan gizlenir ve def'aten meydana çıkar, iş başına geçer ve gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir sultanın fermanıyla ve kuvvetiyle vakit be-vakit cevv âlemini doldurup boşaltır ve mütemadiyen hikmetle yazar ve paydosla bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. "(1)
Cilve kelime olarak şirin görünmek için takınılan tavır ve davranışlardır. Cilve manası bazen işve ile karıştırılır. İşve ayrı cilve ayrıdır. İşve kadınların karşı cinsin alakasını celb ve cezbetmek için takındığı eda ve tavırlardır. Bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım.
Cilve kelime olarak esmâ-i İlâhînin tecellisi veya tecelli mânalarına gelmektedir. Bu paragraftaki "cilveli" tabiri de İlahî isimlerin kâinatta mütemadiyen tecelli etmesi mânasında kullanılmaktadır.
“Gayet faal ve müteâl ve gayet cilveli ve haşmetli bir sultanın fermanıyla...” cümlesindeki "cilveli" ifadesinin Allah’a izafe edilmesinin manası, Cenabı Hakkın ihsan ve ikramlarıyla kendisini kullarına sevdirdiğini ifade içindir. Çünkü Kur’an-ı kerimde cenab-ı Hakkın kullarına Rahim ve Vedud olduğu ifade edilir. Allahın bir ismi de Vedud’dur. Vedud seven demektir. Allah kullarını sever. Sevdiğini göstermek için yapılan bunca ihsan ve ikramlar cilveli tabiriyle ifade edilmiştir.
Bu sebeple "cilveli" ifadesini en başta da ifade ettiğimiz gibi, birinci mânası ile anlamamız gerekiyor. Yani cilveli kelimesini "isimleri ile çokça tecelli eden" demektir.
(1) bk. Şualar, Yedinci Şua.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar