"İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّهِ ve اَلْحَمْدُ لِلّهِ gibi mübarek kelimeler ile ilân ettiğin..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ'lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! اَشْهَدُ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ ve اَلْحَمْدُ ِللّٰهِ gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin ve hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü'minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder."

"Ve keza, İslâmiyetin hak ve hakikat olduğuna ve hükümlerinin doğru ve sadık olduklarına delâlet eden bütün deliller, şahitler, burhanlar, senin o dâvânın ve itikadının hak olduğuna delâlet ederler."

"Ve keza, söylediğin o mübarek ve mukaddes kelâmlara pek büyük yümünler, feyizler ve berekât-ı İlâhiye terettüp eder."

"Ve keza, cumhur-u mü'minîn ve muvahhidînin o kelimât-ı mübarekeden kalben zevk ettikleri mâ-i hayatı ve şarâb-ı cenneti, sen de o mukaddes maşrabalardan içersin."(1)

İşhad; şahid tutmak demektir. “اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ ve مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّهِ ve اَلْحَمْدُ لِلّهِ gibi mübarek kelimeler” birer misal olarak verilmiştir. Bütün mukaddes kelamlar ve bütün hakikat dersleri bu mânada değerlendirilecektir.

Bu “İ’lem”de birkaç mühim mesaj birlikte veriliyor:

Birincisi, namaz kılarken okuduğumuz sûreleri, getirdiğimiz tekbirleri ve şehadetleri, gafletle değil, Üstad'ın işaret ettiği mânada şuurla ifa etmemizi teşvik. Yâni, ben bu mübarek kelimeleri bütün mü’minlerle, bütün kâmil insanlarla birlikte söylüyorum ve onların yolunda olduğumu hatırlıyorum. Onların ulaşacağı rıza beldesine gitmek için çalışıyorum.

İkinci mesaj: Nefsimizin, şeytanın desiseleriyle istikamet yolundan sapmaması için, bu kelimelerin her biri ile kalbime ve aklıma büyük bir kuvvet verilmiş oluyor. Ben Allah Resulünün (asm.) yolundayım, sahabe efendilerimizle aynı davanın yolcusuyum. Bütün kâmil insanlarla aynı gayeyi paylaşıyorum, aynı hakikatleri birlikte terennüm ediyoruz. Böyle büyük bir manevî kuvveti hiçbir vehim, hiçbir vesvese, hiçbir sapık inanç sarsamaz. Bütün mü’minlerle aynı inancı paylaşmak, en büyük manevî bir kuvvettir.

Üçüncü mesaj: Benim hak yolda olduğumun en büyük bir şâhidi de İslâm dininin hakikatleridir. İslâm dininin iman, ibâdet, ahlâk ve içtimaî hayat hakkında verdiği bütün derslerin, getirdiği bütün hükümlerin hak ve hakikat olması, benim doğru yolda olduğuma ayrı bir delildir.

Tarihte milyonlarca milyonlarca âlim ve evliyanın, mürşid ve müceddidin getirmiş olduğu bütün delil ve ispatlar, çelikten bir ip gibi; itikadımızı te’yid etmektedir. Böyle sağlam bir halkaya dâhil olmak, o yolda yürüyerek cennete koşmak; bir mü’min için en saadetli yoldur.

Bütün bunlar, Allah’ın sevdiği ve razı olduğu bir kul olmam için en muhkem esaslardır. Hiçbir batıl ideoloji bunların karşısına çıkamaz ve aklımı tatmin edemez, kalbimi kendine celbedemez.

Bu mesajlardan sonra, bu mübarek kelimeleri okumamızın, anlamamızın ve gereğini yapmamızın bizi çok büyük feyizlere ve sevaplara kavuşturacağı müjdesi veriliyor. Okumuş olduğumuz o dua ve surelere çok büyük bereketler, feyizler ve güzellikler takılmış. Yeter ki ihlas ve sadakat ile onları okuyalım, o zaman eşsiz bereket denizinden kana kana içebilir, ebedî bir mutluluğa ulaşabiliriz.

Bu kelimelerin her biri bir mukaddes maşrapaya benzetiliyor; içlerinde ab-ı hayat taşıyorlar. Ben de namaz kılmakla ve sâir zikir ve tesbihlerle bu suyu kana kana içmeli ve manen kuvvetli ve sıhhatli bir mü’min olmalıyım.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 9.852
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

recep1
Allah razı olsun kardeşim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...