Velayet-i Kübraya tarikatlar da götürmez mi, tek yol Risale-i Nur mudur? Ehl-i tarik, Velayet-i Kübra makamına eremez mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Velayet-i Kübra; doğrudan doğruya Kur’an ayetlerinden süzülen, akıl ve kalp bütünlüğüyle ulaşılan en yüksek mertebelerden biri olarak kabul edilir.

Velayet-i Kübraya ehl-i tarik de elbette erebilir. İslam tarihinde tarikat berzahından geçip velayet-i kübra mertebesine ulaşmış pek çok zat vardır. Mesela İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibend ve Abdülkadir Geylani gibi isimler, tarikat yoluyla velayet-i suğradan başlayıp sonunda velayet-i kübraya vasıl olmuşlardır.

Velayet-i Kübra'nın tek yolu Risale-i Nur değildir. Velayet-i kübra, aslında sahabe mesleğidir. Sahabeler, Tabiin ve Tebe-i Tabiin dönemindeki büyük müctehid ve muhaddisler bu yoldan gitmişlerdir.

Ancak eski zamanda bu yola ulaşmak çok uzun zaman ve meşakkat gerektiriyordu. Risale-i Nur, bu zamanda fen ve felsefenin hücumundan mütevellit, bu yolu bir cadde-i kübra haline getirmiş ve süreci hızlandırmıştır. Yani Risale-i Nur bir tekel değil, bu yola ulaştıran yeni ve kısa bir metottur.

Velayet-i Suğra; genellikle seyri süluk denilen; nefis terbiyesi, çile, uzun zikirler ve bazen dünyadan el etek çekmekle katedilen bir yoldur. Kalp ayağıyla gidilir.

Velayet-i Kübra; doğrudan doğruya iman hakikatlerine odaklanır. Huzur-u daimî denilen, her şeyde Allah'ın tecellisini görme halini zikirle değil, ilim ve tefekkürle, akıl ve kalp ittifakıyla elde eder.

Tarikatların genel işleyişi velayet-i suğra üzerinedir; çünkü bu yol daha ziyade kerametler, keşifler ve manevi zevkler üzerinden ilerler. Velayet-i Kübra ise kerametten ziyade istikameti ve iman hizmetini esas alır.

Tarikat ehli bir zat, eğer sülukunun sonunda "fena-fi'r-resul" ve "fena-fillah" mertebelerini aşıp sahabe mesleğine tam bir kulluk ve tebliğ şuuruna geçerse, o da velayet-i kübraya dahil olur. Yani bu bir kapasite veya nasip meselesidir, yolun isminden ziyade gidilen menzille alakalıdır.

Üstad bu hakikati şöyle ortaya koyar:

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Tevfik-i İlâhî refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet, Kur’ân’dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın isâl edici bir yol buldum. Serîüsseyir olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîki ihsan etmek rahmet-i hâkimenin şânındandır." (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale)

Özetle; velayet-i kübra bir varış noktasıdır. Tarikatlar bu noktaya genellikle uzun -ama manevi lezzeti bol- bir yoldan götürür. Risale-i Nur ise bu noktaya doğrudan imanı tahkim ederek, dış dünyadaki delilleri okuyarak kestirmeden gitmeyi hedefler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 214
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

bu zamanda arkasında gidilecek ve harekâtı taklide değer, saf, hâlis ve muhlis bir hâdi—ki, o da seni yine bu yola götürecektir—maalesef bulamayacaksın. Belki bu yola çıkaracaklar vardır; fakat kömürle elması kim fark edecek? Öyleyse, sen çalış, ondan daha iyi kılavuz bulamazsın.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...