"Vücub-u vücud, uluhiyetin lazım-ı zarurîsi ve Zat-ı Zülcelale karşı..." Vücud sıfatı ile uluhiyetin ve zatın irtibatı hangi boyuttadır ve selbi bir sıfat zatı temsil edebilir mi?
Değerli Kardeşimiz;
“ 'Zât-ı Vâcibü’l-Vücud' kaydı ise, vücub-u vücud, uluhiyetin luzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelâle karşı bir ünvan-ı mülâhaza olduğundan, lafzullah sair esma ve sıfata câmiiyeti ve İsm-i Âzam olduğu itibarıyla, delalet-i iltizamiye ile delalet ettiği gibi, 'Vâcibü’l-Vücud' ünvanına dahi o delalet-i iltizamiye ile delalet ediyor." (Mektubat, 29. Mektup, Birinci Kısım.)
Zatî sıfatlar, Allah’ın tenzihî ve selbî sıfatlarına denir.
Bunlar Vücûd, Kıdem, Beka, Muhâlefetünli’l-havâdis, Kıyâm bi-nefsihî, Vahdâniyettir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mana ve hâlleri bertaraf eden vasıflardır. Bu tenzihî sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın zat-ı akdesinin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın zatının aynısıdır, başka bir mana ve gayrılık ifade etmezler.
Mesela, vücut sıfatı Allah’ın zatının varlığını ifade eden bir sıfattır. Zıt mana olan ademi, yani yokluğu bertaraf eder.
Vacibü’l-Vücud; Cenab-ı Hakk’ın varlığı zatındandır, ezelîdir, ebedîdir, olması vacip, olmaması muhaldir. Bütün mahlukat gibi bizim vücudumuz ise, "mümkinü'l-vücut"tur yani, olup olmaması müsavidir.
Kıdem, Cenab-ı Hakk'ın varlığının başlangıcının olmamasını, Beka ise, sonunun olmamasını ifade eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irade gibi tasarrufları yoktur.
Vücud sıfatının başına getirilen vacib sıfatı işin şeklini biraz daha genişletiyor. Yani Vâcibü’l-Vücud, Allah’ın varlığını zihinlere ilka eder. Vücud ve vacib ifadeleri insanı tecsim ve teşbih illetinden kurtaran mükemmel bir mülahaza ve tefekkür vesilesi ve unvanıdır.
Şayet Allah’ın mutlak meçhul olan zat-ı akdesini temsil ve mülahaza ettirecek bu tarz mefhumlar olmasa idi, insan inkâra düşebilirdi. Paganizm bu unvan-ı mülahazanın ifrat hâlidir, diyebiliriz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar