"Cenab-ı Hakk’ın ismi, zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lâfza-i celal, sıfat-ı ayniyeye işarettir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Cenab-ı Hakk’ın ismi, zat-ı akdesine ayn olduğu cihetle lâfza-i celal, sıfat-ı ayniyeye işarettir."(1)
Allah ism-i şerifi, Cenab-ı Hakk’ın bizzat zatına delalet eden bir isimdir. Bu sebeple, Allah ism-i şerifi sıfat-ı ayniyeye işaret etmektedir. Aynî sıfatlar, yalnızca Allah’a mahsus olup, başka varlıklarda bulunmayan sıfatlardır. Bu sıfatlara zatî sıfatlar da denilir. Bu sıfatlar şunladır: Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi-nefsihi ve Muhalifetünli’l-havâdis.
Allah ism-i şerifinin bu sıfatlara işaret etmesinin izahı şu şekildedir:
Bu kâinatın sahibi ve bu âlem sarayının sultanı ve bu mülkün maliki olan zatın adı Allah’tır. Ve O, kitabında kendinden bahsederken “Enellah” yani “Ben Allah’ım” demektedir. Bu ismi diğer isimlerden ayıran bazı hususiyetleri vardır. Biz hususa hasseten dikkat çekeceğiz.
1. Allah ism-i şerifi, esmâ-i hüsnâ içinde asıl olup, diğer isimler bu isme izafe edilmektedir. Mesela: “Şâfi, Allah’ın bir ismidir” denilir; ama “Allah, Şafi’nin bir ismidir” denilmez. Ya da “Rahman, Allah’ın bir ismidir” denilir; ancak “Allah, Rahman’ın bir ismidir” denilmez. Yani Allah ismi asıl olup, diğer isimler ise ona izafe edilmektedir.
2. Allah ism-i şerifi, ism-i alemdir, yani hususi isimdir. Mecaz yoluyla da olsa başkası için bu isim kullanılamaz. Bu isim Allah’a has ve ancak O’na işaret eden bir isimdir. İlahlık davasına kalkışan Firavun dahi “Ene rabbükümüla’la” (Ben sizin yüce Rabbinizim!) demiş; fakat “Enellah” (Ben Allah’ım!) diyememiştir. Allah’ın “Rab” ismini kullanırken; “Allah” ismini kullanmaya cür’et edememiştir.
Yine Mekke müşrikleri Kâbe’nin etrafını 360 putla doldurmuşlar, her birine farklı isimler vermişler, ama hiçbirine “Allah” diyememişlerdir. Demek bu isim ancak ve ancak Allah’a mahsus bir isimdir.
3. Zikrettiğimiz iki sebepten ötürü, imana girmek kelime-i şehadet ile mümkündür; imanın temeli olan kelime-i şehadet de ancak Allah ismi ile kabul olmaktadır. Mesela:
Bir gayr-i Müslim, Müslüman olmak için “Eşhedü enlâ ilahe illallah…” yerine “Eşhedü enlâ ilahe ille-r Rahman” veya “Eşhedü enlâ ilahe ille-l Melik” dese İslam’a girmiş olmaz. Çünkü Allah ismi, tek ve ortaksız olarak Cenab-ı Hakk’ın zatını ifade eden has bir isimdir. Has isimlerde ortaklık manasını düşünmek mümkün değildir. Bunun için bu isimde hakiki bir tevhid vardır. Diğer isimlerde ise bu hakiki tevhid olmadığından ve onlar ile Allah’ın birliği tam manasıyla ikrar edilmediğinden dolayı iman kabul edilmez.
4. Bu vasıfları sebebiyle Allah isminin manasında bir toplayıcılık vardır; diğer isimlerde ise bu icma yoktur. Diğer isimler sadece bir manaya işaret ederler. Mesela, “Hâdi” ismi sadece “hidayet veren” manasında, “Nafi” ismi sadece “menfaat veren” manasında, “Hâlık” ismi ise sadece “yaratıcı” manasındadır. Fakat Allah ismi, bunlardaki ve diğer bütün isimlerdeki manaların hepsini toplu bir şekilde ifade eder. Şöyle ki:
Nasıl ki “Güneş” dediğimizde yedi renk, ısı ve ışık gibi sıfatlara sahip olan bir ışık kaynağı aklımıza gelir. Bu sıfatları kendinde bulunduramayan Güneş olamaz.
Aynen bunun gibi, “Allah” ismi denildiğinde de bütün kemal sıfatları ve isimleri kendinde bulunduran Zat-ı Akdes akla gelir. Bu isim ve sıfatları kendinde bulunduramayana Allah denilemez. Yani Allah olabilmesi için Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi-nefsihi ve Muhalifetünli’l-havâdis gibi sıfatlara sahip olması gerekir. Bu sıfatlara sahip olmayana Allah denilemez. Hatta bu sırdandır ki, bu manadaki topluluğu düşünerek “Allah” diyen bir kimse Cenab-ı Hakk’ı bütün isim ve sıfatlarıyla zikretmiş olur.
NETİCE: İşte “Cenab-ı Hakk’ın ismi, Zat-ı Akdesine ayn olduğu cihetle lâfza-i celal, sıfat-ı ayniyeye işarettir” cümlesinde anlatılmak istenen mana budur. Allah ism-i şerifi sadece ve sadece Zat-ı Akdes olan Allah için kullanılmıştır. Diğer isimler mecazî olarak mahlûklara verilebilirken, bu isim sadece Allah’a mahsus kalmış ve O’na işaret etmiştir.
Yani bu isim sadece Zat-ı Akdes’e mahsustur. O’na mahsus olması cihetiyle de O zatın aynî olan sıfatlarına işaret etmektedir. Yani Güneş'in ışıksız, ısısız ve yedi renksiz olması düşünülemeyeceği gibi, Allah’ın da Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi-nefsihi ve Muhalifetünli’l-havâdis sıfatlarına sahip olmaması düşünülemez. Zira bu sıfatlara sahip olamayana Allah denilemez. Madem O’na “Allah” denilmiş, o halde bu sıfatların tamamına sahiptir ve bu sıfatlar O’nun Zat’ının sıfatlarıdır. Yani aynî ya da diğer ismiyle zatî sıfatlarıdır.
(1) bk. İşarat'ü-l İcaz, Fatiha Sûresi.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar