Üstad'a göre İsm-i Azam yedi midir? "Allahu ehad" zaten Ferd ismi bünyesinde değil midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hakkın hadiste ifade edilen doksandokuz ismi belirtilmektedir. Ayrıca Hz. Peygamberin (a.s.m) hususi münacat ve duası olan "Cevşen-i Kebir"de de binbir ism-i ilahiden haber verilmektedir.

Âzam, en büyük, en azim demektir. “İsm-i A'zam, Allah’ın bütün esmâ-i hüsnasının mânâlarını içinde toplayan ismi” şeklinde tarif edilmektedir.

Her ismin ism-i azam olma ihtimali vardır. İsm-i azam bilinmediğinden her isme bu nazarla bakmak ve her ismi önemle zikretmek gerekir. Bu hikmetine binaen ism-i azam kesin olarak bildirilmemiştir. Bu ismin gizli bırakılmasının hikmeti, bütün isimlerin, ism-i â'zam olabileceği ihtimaliyle zikredilmelerini teşviktir.

Bunun neticesi olarak her bir veli ve mütefekkir, İsm-i Azamı farklı görmüş ilan etmiştir. Risale-i Nurlarda bu konuda şunlar geçmektedir:

"İsm-i Âzam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ, İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın hakkında Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs, altı isimdir. Ve İmam-ı Âzamın İsm-i Âzamı Hakem, Adl, iki isimdir. Ve Gavs-ı Âzamın İsm-i Âzamı yâ Hayydır. Ve İmam-ı Rabbânînin İsm-i Âzamı Kayyûm, ve hâkezâ,.." (30. Lem'a)

“Hakikî ism-i âzam gizlidir, havassa bildirilir. Fakat her ismin de âzamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i âzam hükmüne geçiyor. Evliyaların ism-i âzamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır.” (Barla Lahikası)

İşte İmam-ı Ali efendimiz (r.a) İsm-i azam olarak altı ismi sıralayıp bunların birleşiminden hasıl olan bir nurun ism-i azam olduğu veya her bir ismin müstakillen ism-i azam olabileceğini kaydeder. Üstadımız da bu isimleri esas tutup izah etmektedir.

Bu isimlerden birisi de "Ferd" ism-i şerifidir. Üstadımız bununla ilgili şu ifadeyi kullanır:

"Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir İsm-i Âzam"

Üstadımız ayrıca Ferd isminin bünyesinde ve şemsiyesi altında bulunan "İsm-i Ehad" için şu ifadeyi kullanır:

"Allahu Ehad İsm-i Âzamına dair yedinci nükte-i âzam ve altı İsm-i Âzamın altı nüktesinin yedincisi." (2. Şua)

Bu Ehad isminin özellikle tekrar müstakil bir ism-i azam olarak alınmasının şu hikmeti olabilir: Allah Ehad ismiyle her bir mahlukun herbir uzvunun herbir hareketinin herbir vechinin bizzat işleyicisi, yaratıcısı, tedavi edicisi, rezzakı v.s olduğunu ilan eden muazzam bir isimdir. Bunu anlayan ve her şeyinde bunu esas kabul eden birisi, artık imanını da kurtarır. İnsanları da kurtarmaya gayret eder. Her şeyin Onun elinde ve tasarrufunda olduğunu idrak eder. Dolayısıyla Ehad isminin aslında bütün diğer isimlerin nuru hükmünde olabilecek cevherini ve pırlantalarını içeren muazzam ve fevkalade bir özelliği vardır. Bu mana Ferd İsminin altında tam anlatılamayacağı ve gölgede kalacağının açık olduğu kesindir.

Bu hikmete binaen hem İmam-ı Ali'nin Azam olarak gördüğü isimleri Otuzuncu Lem'ada olduğu gibi izah etmiş, hem o sırayı bozmamış hem de her tecellinin Ehadiyetle gerçekleştirildiğine ayrıca dikkat çekmek için de İkinci Şua'da tekrar bu ismi müstakillen ele almıştır denilebilir.

İsm-i azam gizli olmakla birlikte, ekseri âlimlerin görüşüne göre ism-i azam Allah ismidir. Allah ismi Allah’ın zat-ı akdesine delalet eden bir isim olmasından dolayı, sair bütün isimleri ve sıfatları cem eder. Üstat hazretlerinin kanaati de bu merkezdedir, şöyle ki:

'Zât-ı Vâcibü’l-Vücud' kaydı ise, vücub-u vücud, ulûhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelâle karşı bir ünvan-ı mülâhaza olduğundan, lâfzullah sair esmâ ve sıfâta câmiiyeti ve İsm-i Âzam olduğu itibarıyla, delâlet-i iltizamiye ile delâlet ettiği gibi, 'Vâcibü’l-Vücud' ünvanına dahi o delâlet-i iltizamiye ile delâlet ediyor." (1)

Allah lafzı, Cenab-ı Hakk’ın Zât’ının ismi olduğu gibi, O’nun bütün isim ve sıfatlarını ihtiva eder. Allah dediğimiz zaman; Rezzak, Mabud, Gafur, Hâlık gibi bütün isimleri de söylemiş oluyoruz. Allah isminin bu geniş ve ihatalı mânası, diğer isimlerinde yoktur. O has ve hususi isimler sadece kendi mânasına işaret ve delalet ederler, başka isimlere ve sıfatlara işaret etmezler.

Allah lafzının diğer isimlerden farkı ise, Allah lafza-i celali Zât-ı Akdesin bir unvan ve ismidir. Yani Allah’ın Zât’ına ait bir isim ve sıfattır. Bütün mükemmel isim ve sıfatların menbaı Allah’ın Zât-ı Akdesi olmasından dolayı, "Allah" lafzı, Cenab-ı Hakk’ın Zât’ını temsil eden bütün isim ve sıfatlara da işaret ve delalet ediyor.

Risale-i Nurlarda diğer bir isme ya da isimlere ism-i azam denilmiyor, sadece ism-i azam makamında deniliyor.

Bununla beraber, ism-i azam mutlak ve gizli bırakıldığı için, Allah’ın her bir ismi, ism-i azam olabilir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

tilmizz
Allah razı olsun.aynen katılıyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erzurumli
Risale-i Nurlarda diğer bir isme ya da isimlere ism-i azam denilmiyor denilmiş halbuki 30.Lem'a da herbir isimde "Bir ismi azam veyahut İsmi azamın nurundan bir nuru olan" diye başlıyor. Benim buradan anladığım bu isimler daha kapsamlı daha cami olduğundan Üstad Hazretleri ismi azam olabilir demektedir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
MtK

Allah razı olsun. Cevap güncellenince daha da faydalı olmuş.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...