"Yedi nev’i i’câzın en incesi, fakat kuvvetli ve lâfzî fakat hakikatli i’câz, Kur’ân’ın nazmından tecelli ediyor." Mananın daha mühim olması gerekmez mi?
Değerli Kardeşimiz;
İ’caz: İnsanı aciz bırakan mu’cize demektir ki, Allah’ın bir mührü ve imzası hükmündedir.
Nazm: Kelime olarak sıra, tertip, vezinli ve ahenkli yapmak manalarına geliyor. Istılah olarak ise, her şeyi mükemmel bir sistem ve ahenkli bir nizam içinde yapmak demektir.
Burada nazm, Kur’an’ın maddî ve lafzî kalıbı demektir ki, bu cihetle Kur’an’ın nazmı mu’cizedir. Zaten kelamın güzelliği ve övünülecek tarafı, üslup ve nazmın, yani lafzî kalıpların güzel tercih ve tanzim edilmesi iledir. Zira kelamın kalıpları, yani nazmı, manaları toplayan ve derleyen en mühim bir şemsiyedir. Birçok mana bir kelamın kalıbında sıkıştırılabilir ve kelamın kuvveti de buna göre olur. Yani mana zenginliği lafız ve nazmın kuvvetinden geliyor. Öyle ise nazım ne kadar harika ve geniş ise, mana da o nisbette harika ve geniş olur.
Kur’an ne nesirdir ne de şiirdir (manzum), öyle bir üslub ile meydana atılmış ki, daha önce benzeri yoktur. Yani edebiyat tarihinde bilinmeyen bir üslub ile ortaya çokmış ve bu üslubu edebiyatın baş tacı yapmıştır. Bu noktadan da mu’cizedir ki, insanların üslubunu taklit etmemiştir.
"Biz Resûl’e Kur’ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur’ân’dır." (Yasin, 36/69).
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü