"Yemîn olan şimalinde eder vicdanı istişhad. Emamında hüsn-ü hayırdır, hedefinde saadettir. Onun miftahıdır her dem ki: لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ " İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Yemîn olan şimalinde eder vicdanı istişhad. Emamında hüsn-ü hayırdır, hedefinde saadettir. Onun miftahıdır her dem ki, Lâ ilâhe illâ Hû." (Sözler, Lemeat, Tevhidin İki Burhanı.)
Bahsi geçen yerde Kur’an’ın altı üstü, sağı solu, önü ve arkası hep tevhide delildir, denilerek bütün bu yönlere kısaca işaret ediliyor.
Kur'an'ın altında delil direkleri vardır. Yani Kur'an ortaya koyduğu bütün meselelerini delillere dayandırmış, aklın kabul edeceği şekilde ifade etmiştir.
"Yemîn olan şimalinde eder vicdanı istişhad..."
Kur'an'ın bereketli ve yümünlü olan solunda, kalp ve vicdanıyla ondan feyz alan insanların ona olan kanaati, muhabbeti ve bağlılıkları vardır. Onlar da onun yanında saf tutmuşlardır. Kur’an, yüz binlerce sahabe, milyarlarca ulema, evliya ve asfiyadan teşekkül eden bereketli meyvelerini şahit göstermektedir. Evet, bozulmamış bir vicdan hak ve hakikatin daimî bir şahididir.
"Emamında hüsn-ü hayırdır, hedefinde saadettir..."
Kur'an'ın hedefinde, insanı dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak vardır. Onun emirlerine uyan iki cihanda da mesut ve bahtiyar olur. Kur’an’ın emamı, yani önü güzel bir hayır iken, hedefi ise her iki cihanda saadet ve mutluluktur. Bütün bunların miftahı yani anahtarı da kelime-i tevhiddir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü