"Yoksa dünyada dahi mü'min yüz derece ziyade mes'uddur, denilmiştir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mü’min için esas olan hem dünyasını, hem de ahiretini mâmur etmek, dünyada zillete düşmemek, ahirette de ebedî saadete ermektir. Bununla birlikte, bir mü’min bu dünyada refah ve zenginlik içinde yaşayamasa bile, yine kâfirden daha mes’ud bir hayat sürer. Şöyle ki;

Mü’min kendisini Allah’ın kulu, bu kâinatı O’nun mülkü ve bütün varlık âlemini Rabbinin onun hizmetine verdiği ordular olarak görür. Bu ruh haleti başlı başına bir saadettir. Bu şerefe ermiş bir kul, az bir gıda ile de beslense, ruhu ve kalbi hakiki saadetten nasibini alırlar. Üstad Hazretleri bir risalesinde bu noktaya işaret ederek, bir meyvede iki ayrı lezzet bulunduğunu ifade eder. Birisi o nimetin insana verdiği fayda, diline verdiği tat, gözüne hoş görünmesi gibi lezzetlerdir. İkinci lezzet ise, kendi ifadesiyle “iltifat-ı şahane” lezzeti, yani, "Rabbim bana iltifat ediyor, ben O’nun misafiriyim, bu nimetler O’nun rahmetinden geliyor." diye bilmekten aldığı manevî lezzettir.

İnanmayan kişinin dünya zevkleri ve lezzetleri, nefsin tatmininden öteye gitmez. Allah’ın eseri olma, O’nun mülkünde yaşama, O’nun nimetleriyle beslenme gibi ruhanî ve kalbî lezzetlerden mahrum kalır.

Demek oluyor ki, refah ve zenginlik başka, saadet daha başkadır. Mesut bir hayat geçirmekten mahrum nice zenginler olduğu gibi, dünyada saadetle yaşayan nice fakirler de vardır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri iki dünyada da mesut olmanın yolunu şöyle gösteriyor:

“İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.”(1)

Bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a iman eden bir insan, gariplikten, sahipsizlikten, vahşetten, kimsesizlikten kurtulur.

Tevhid akidesiyle bütün varlık âlemini tek bir fabrikanın cihazları yahut aynı sarayın müştemilatı veya aynı ağacın ayrı dalları ve yaprakları gibi görür. Bu itikad onu teslime götürür; iradesini doğru kullandıktan sonra Allah’ın kudretine, hikmet ve rahmetine teslim olur. Bu teslimiyet ile Rabbine tevekkül ederek hem dünyada saadet içinde yaşar, hem de ahirette ebedî saadete nail olur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...