"Zaten şerli ve ademî ve tahripçi işlerde kuvvet ve iktidar lâzım değil. Az bir fiil ve cüz’î bir kuvvet, belki vazifesini yapmamakla bazan büyük ademler ve bozmaklar oluyor..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Zaten şerli ve ademî ve tahripçi işlerde kuvvet ve iktidar lâzım değil. Az bir fiil ve cüz’î bir kuvvet, belki vazifesini yapmamakla bazan büyük ademler ve bozmaklar oluyor; o şerir fâiller muktedir zannedilirler. Halbuki, ademden başka hiç tesirleri ve cüz’i bir kesbden hariç bir kuvvetleri yoktur. Fakat o şerler ademden geldiklerinden, o şerirler hakiki fâildirler. Bi’l-istihkak, eğer zîşuur ise cezayı çekerler. Demek seyyiatta o fenalar fâildirler."

"Fakat haseneler ve hayırlarda ve amel-i salihde vücut olmasından, o iyiler hakiki fâil ve müessir değiller. Belki kàbildirler, feyz-i İlâhîyi kabul ederler. Ve mükâfatları dahi sırf bir fazl-ı İlâhîdir diye, Kur’ân-ı Hakîm مَا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَا أَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ ferman eder." (1)

Şer dediğimiz şey öyle büyük bir kuvvet, cehd ve gayret isteyen bir şey değildir. Az bir dokunmak ile azıcık bir kuvvet ile büyük şerler ve tahribatlar vuku bulabilir. Mesela, bir evi yakıp kül etmek için küçük bir kibrit çöpünü halının üzerine atmak kâfidir.

Ama aynı evi inşa etmek, tamir ve tefriş etmek için onlarca usta, çok büyük bir cehd ve gayret lazımdır. Halbuki evi yakıp kül etmek için kimsenin yardımına ihtiyaç gerekmiyordu.

İşte evin yanıp kül edilmesi şerri, inşa ve tefrişi ise hayrı temsil ediyor. Bir evi insan tek başına yapamaz, ama aynı evi bir anda yok edebilir. Demek insan şerde fail iken, hayırda ise fail ve tesirli değildir. Çünkü hayrın vücud bulması için büyük bir gayret, kuvvet, cehd ve gayret lazım.

İnsanın hayırda eli çok kısa, şerde gayet uzundur. Çünkü şerrin tabiatında yaratmak, inşa etmek, sa’y u gayret sarf etmek değil, yok etmek, dağıtmak ve bozmak vardır.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

halili
Hemdiyor şerler fail zannedilir(yani fail değildir) hem diyor şerler faildir.birinci parağrafta. İzah edermişsiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Az bir dokunuşla büyük bir tahribat yapmak mümkün bu durumda insan sanki büyük bir failmiş gibi algılanıyor. Üstadımız fail değil derken şerrin yapılmasının kolaylığına işaret ediyor. Yoksa insanın şerde hiç bir iradesi yoktur demek istemiyor. Ayrıca şer her ne kadar ademi ve kolay olsa da onunda bir yaratılma kısmı vardır ve insanın bu yaratma kısmında herhangi bir müdahalesi söz konusu değildir. Fail değil derken şerri insan değil Allah yaratıyor denilmek isteniyor. 
İnsan şer konusunda hem faildir çünkü yapması kolay ve basittir hem de fail değildir çünkü şerrin yaratma kısmı insana ait değildir.  

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
halili
Çok güzel ve doyurucu açıklamalarınız için teşekkür ederim, Allah sizden razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
halili
Hocam birde üstadın bazı cümleleri o kadar uzun ki 15-20 satırlı cümleleri var yani cümlenin sonuna doğru başını unutup bağlantı kuramıyor bu nedenle anlaşılması zor oluyor tekrar başa dönüp tekrarla anlamaya çalışıyorum, üstat neden böyle uzun cümle kurmuş? ve butür cümleleri kolay anlama taktiği var mı ? selametle kalın.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Aslında müşkül olan konunun kendisi ve derinliğidir. Yani konu çok derin ve geniş olunca bunu ifadeye dökmek biraz zahmetli ve yorucu olabiliyor. Risale-i Nur basit konuları zorlaştırmıyor aksine zor konuları basitleştirmeye çalışıyor hali ile bu ifadeye dökülürken biraz uzun ve yorucu olabiliyor. Ama Risale-i Nur ile meşgul oldukça onun diline aşina peyda ettikçe bu zorluklar gidiyor yerine keskin bir muhakeme ve mantık geliyor. Yani belli bir eşik var o atlatılınca zahmetler rahmete dönüşüyor. İlim biraz sabır ve gayret ister.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erdem79

Yaptığımız iyiliklerde hakiki fail ve müessir değiliz bu anlaşılıyor.

Peki "Belki kàbildirler, feyz-i İlâhîyi kabul ederler" ne demektir. İyiliklere nasıl kabil oluyoruz, feyz-i İlâhîyi nasıl kabul ediyoruz? 

 

Biraz açarsanız sevinirim. Teşekkürler. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Aynanın görüntüyü gösterme özelliği kabil olma oluyor görüntünün kaynağı ayna değil ama görüntü ayna üstüne düşerse ayna o görüntüyü göstermemezlik yapmıyor. Aynanın parlak yüzeyi görüntüyü göstermeye elverişli olduğu anlamına geliyor. İnsan da ayna gibidir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erdem79

"Ayna görüntüyü göstermemezlik yapmıyor" demiştiniz.

Aşağıdaki cümlede aynanın görüntüyü göstermesi şeriate imtisale bağlanıyor anlıyorum, yani şeriate imtisal etmeyen kafir ayna olamıyor, açar mısınız?

"Eğer insan, maddî ve manevî herbir uzvunu Allah'ın emrettiği yere sarf etmekle hamdin şubelerinden olan şükr-ü örfîyi îfa ve şeriate imtisal ederse, insanın cevherinde vedîa bırakılan o örneklerin herbirisi, kendi âlemine bir pencere olur. İnsan, o pencereden, o âleme bakar ve o âleme tecellî eden sıfatla o âlemden tezahür eden isme bir mir'at ve bir ayna olur. O vakit insan; ruhuyla, cismiyle âlem-i şehadet ve âlem-i gayba bir hülâsa olur ve her iki âleme tecellî eden, insana da tecellî eder. İşte bu cihetle, insan, sıfât-ı kemâliye-i İlâhiyeye hem mazhar olur, hem muzhir olur. "

 

Bu cümlede mazhar ve muzhir olmanın şartı olarak şeriate imtisal gösterilmiyor mu? 

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Cevap için linke tıklayınız:

https://sorularlarisale.com/memer

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...