a. "Âyetinin ezelî bağından bir çiçeğine işaret eden” diye başlayan Arabî fıkraların tercümesinin tamamını mücmel olarak açar mısınız? b. Burada tercümesi verilmemiş ibareler var mıdır, varsa Üstad’ın tarzında bir tercümesini yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

a. "Arabî fıkranın tercümesi” başlığında yer alan cümleleri aynen nakledecek ve her biri için kısa açıklamalar yapmaya çalışacağız:

“Yani, güya çiçek açmış her bir ağaç, güzel yazılmış manzum bir kasidedir ki, o kaside Fâtır-ı Zülcelâlin medâyih-i bâhiresini inşad edip, şairane lisan-ı hâl ile söylüyor.”(1)

- Kaside genellikle padişahları medih için yazılan şiirlerdir. Her mısra, şiirin veznine uygun olarak yazılır, her beyit bir sonraki beyitle kafiyeli olur. Çiçek açmış her bir ağacın her bir çiçeği ayrı bir mısra, ağacın bütün çiçekleri ise bir manzume gibidir. Allah’ın cemâl ve kemâlini medih ve sena eder, hâl diliyle ilan ederler.

“Veyahut o çiçek açmış her bir ağaç, binler bakar ve baktırır gözlerini açmış, tâ Sâni-i Zülcelâlin neşir ve teşhir olunan acaib-i san’atını bir iki gözle değil, belki binler gözlerle baksın, tâ ehl-i dikkati öyle baktırsın.”

- Her bir ağacın her bir meyvesi ayrı bir göz gibidir. O ağaç bu binler gözlerle hem çiçeklerinde sergilenen İlâhî san’atın mükemmelliğini seyreder, hem de düşünen insanları dikkatle temaşaya davet eder.

“Veyahut o çiçek açan her bir ağaç, umumî bayram olan baharın içindeki hususî bayramında ve resmi geçit-misal bir anda yeşillenmiş âzâlarını en süslü müzeyyenatla süslemiş.”

- Her bir ağaç, çiçeklerinin açmasıyla sanki resmi geçit için bir bayram hazırlığı yapmış, yeşillenmiş, süslenmiş gibidir.

“Tâ ki, onun Sultan-ı Zülcelâli, ona ihsan ettiği hedâyâyı ve letâifi ve âsâr-ı nuraniyesini müşahede etsin.”

- Tâ ki, bu süslenme ile onu yapan ve bezeten Sultan-ı Zülcelâlin latif hediyelerini ve nuranî eserlerini bizzât O’nun müşahedesine sunmuş olsun.

“Hem meşher-i san’at-ı İlâhiye olan zeminin yüzünde ve bahar mevsiminde, murassaât-ı rahmetini enzâr-ı halka teşhir etsin.”

- Bunun yanında O İlâhî sanatları ve rahmet eserlerini halka yani insanlara, meleklere ve cinlere de göstersin.

“Ve şecerin hikmet-i hilkatini beşere ilân etsin. İncecik dallarında ne kadar mühim hazineler bulunduğunu ve ihsan’at-ı Rahmâniyenin meyvelerinde ne derece mühim defineler var olduğunu göstermekle kemâl-i kudret-i İlâhiyeyi göstersin.”

- Böylece o ağacın yaratılış hikmetini insanlara ilan etsin. Birer hazine hükmündeki o incecik dallardan çıkan ve her baharda insanların istifadesine sunulan meyveleri, ancak kudreti sonsuz kemâlde olan bir Zâtın ihsan edebileceğini akıl sahiplerine göstersin, ilan etsin.

b. Tercümesi yapılmamış kısmın güzel bir tercümesi “SÖZ Basım Yayın” tarafından neşredilen Sözler’de şu şekilde yer almıştır:

“Hayal görüyor ki, bu ağaçlar meleklere cesed olmuş, onlardan binlerce ney sesi geliyor.

Onların neylerinden fikir, 'Hay' olan Cenab-ı Hakk’ın medihlerini işitiyor.

Onların yaprakları birer dil olmuş, her zaman 'Yâ Hay, Yâ Hay' mânasında 'hû, hû' zikrini çekiyorlar.

Ki her şey beraber 'Lâilâhe illallah' diyor. Her zaman 'Yâ Hak' (deyip) hakk-ı hayat istiyorlar; baştanbaşa 'Yâ Hay' diyorlar.

Hep beraber 'Allah' diye zikrediyorlar.”(2)

Metnin sonunda yer alan âyet-i kerîmenin meâli de şöyledir:

“Gökten bereketli bir su indirdik...” (Kaf, 50/9)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Birinci Mevkıf.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...