''Acaba bir saatçi, saatin çarklarını yapsın, sonra saati çarklarla tertip edip tanzim etsin, daha mı kolaydır? Yoksa harika bir makineyi ...'' Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Acaba bir saatçi, saatin çarklarını yapsın, sonra saati çarklarla tertip edip tanzim etsin, daha mı kolaydır? Yoksa harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın, sonra saatin yapılmasını o makinenin câmid ellerine versin, ta saati yapsın, daha mı kolaydır? Acaba imkân haricinde değil midir? Haydi, o insafsız aklınla sen söyle, sen hâkim ol." (Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.)

Bir ustanın, saati doğrudan kendisinin yapması, o saati yapacak ikinci bir cihazı yapmasından daha kolay ve daha mantıklıdır. Saatin içindeki cansız ve şuursuz, ilimsiz ellerin saati yapması, kâinattaki sebepleri ve bu sebeplerin kâinatı yaratmasının imkânsızlığını temsil ediyor. Evet, kâinatı her şeyi ile bizzat Allah yaratıyor, terbiye, tedbir ve tanzim ediyor. Cenab-ı Hak, eşyanın yaratılmasında sebepleri bir perde ve vasıta olarak kullanıyor.

“Bu kâinatın Hâlık-ı Zülcelâli Kayyûm’dur. Yani bizatihi kaimdir, daimdir, bâkidir. Bütün eşya onunla kaimdir, devam eder ve vücudda kalır, beka bulur. Eğer kâinattan bir dakikacık olsun o nisbet-i kayyûmiyet kesilse, kâinat mahvolur.” (bk. age., 30. Lem'a, Altıncı Nükte)

Kayyumiyet; atomdanlardan galaksilere kadar her şey şeyin Allah’ın kudreti ile ayakta durması demektir. Her mahluk, Allah’ın sonsuz kudreti ile var olmuş ve onun kuvveti ile hayatlarını devam ettiriyor. Allah kâinattan bir an kayyumiyetini çekse her şey o an mahvolur.

Bir şeyi yoktan var etmekle var edilen bir şeyin devam ettirilmesi birbirinden farklıdır. Mahlukat kendi kendine var olmadığı gibi, varlığını da kendiliğinden devam ettiremez. Kâinatı yoktan var eden de onu devam ettiren de Allah’tır. Kâinatın ve içindeki varlıkların ilahi bir vasfa sahip olması mümkün ve kabil değildir.

Allah, insanın ayakta durmasını yerdeki çekim kanununa, bedenin canlı olmasını ruh kanununa, Ay’ın düşmemesini dünyanın çekimine, dünyanın dönmesini de Güneş’in cazibesine bağlamış ve onlarda Kayyûm ismini böylece tecelli ettirmiştir.

Bütün bu sebepler zincirini bizzat yaratan ve eşyayı onlarla ayakta tutan Allah, elbette devam ve bekası için başkasına muhtaç olmayacaktır. Zira onun (c.c) varlığı zatındandır, başkalarının varlığı ise onun var etmesiyledir. Varlığı zatından olanın kıyamı da yine kendi zâtı iledir.

Allah, "emir âlemi" denilen bir kanunlar manzumesiyle, eşyayı sevk ve idare ediyor, varlıklarını ayakta tutuyor, devamlarını temin ediyor.

Üstad Hazretleri, ruh için; “âlem-i emirden gelmiş bir kanun-u emrî” tabirini kullanır ve ruhun diğer kanunlardan farklı olarak, hayat ve şuur sahibi olduğunu nazara verir. Demek ki, ruhumuz da ilahi bir kanun. Bedenimizdeki bütün organlar onunla ayakta duruyorlar. Onun gitmesiyle kıyam son buluyor ve insan bedeni cansız olarak yere yıkılıyor.

Bir ağacın, mesela yaprakları, o ağaçta faaliyet gösteren bir kanunla gelişip büyüyorlar. Dikkatten kaçmaması gereken mühim bir nokta, o kanunun da iş görmesi için bir başka kanuna, yani bahar kanununa ihtiyaç duymasıdır. Büyüme kanunu, tek başına iş görecek durumda değil. Baharı kim getiriyorsa, o kanunu da yine o işletiyor ve ağacın devam ve bekasına, yaprakların, çiçeklerin açmasına o kanunu sebep kılıyor.

Dünyada iman ehli yaşadıkça, kıyametin kopmayacağı dikkate alındığında, iman ve ibadetin de kâinatı bir bakıma ayakta tuttukları ve Kayyûm ismine bir başka şekilde ayna oldukları anlaşılır.

Kayyûm ismini tefekkür eden insan, kalbini ancak Allah’a bağlar, şükrünü yalnız ona yapar. Onun var etmesiyle var olan ve Kayyûm isminin tecellisiyle ayakta duran fânilere gönlünü kaptırmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 9.444
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

nurcu56

Bir saatçi saati belli kurallar çerçevesinde icad eder, gerisine karışmaz, o saat, ustanın tasarrufu olmadan işler... Öyle de Allah, kâinatı yarattıktan sonra tabiatın çarklarına havale etmiş olamaz mı?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

“Allah, insanın mahiyetine kendi isim ve sıfatlarının bir numunesini koymuş, sonra da ondan tasarruf ve rububiyetini çekmiş” demek şirktir. İnsan bir heykel gibi yapılıp bir kenara konulmuş değildir. Onun bedeninde her saniye elli milyon hücre ölmekte ve bir o kadarı yeniden yaratılmaktadır. Kalbi durmadan çalışmakta, akciğerinde havanın yardımıyla kan daima temizlenmektedir. Böyle sayılamayacak kadar iş her insanda her an icra edilmektedir. İnsan bunların hiçbirinin sahibi ve faili değildir.

Üstad Hazretleri; “ef’al-i ihtiyariye namiyle kendisine mal zannettiği ef’alin, ekl, şürb gibi en adi bir fiilin husulünde yüz cüzünden ancak bir cüzünün insana ait” olduğunu nazara vererek, bütün kâinatı dolduran bu hadsiz fiillerin ancak Allah’ın irade ve kudretiyle vücut bulduğuna dikkat çeker. İhtiyarî fiillerde, dünya imtihanının bir gereği olarak, insana bir tercih hakkı tanınmakla birlikte, Kader Risalesinde izah edildiği gibi, bu işlerde insanın elinde olan sadece “hayra yahut şerre meyletmektir.” Bundan ötesini Allah yaratmaktadır.

Meselâ, insan hayır veya şer işlenen bir menzile gitmeğe meylettiğinde, bedenindeki yüz trilyon kadar hücrenin çalışması, aklının o yerin yolunu düşünmesi, gözlerinin ona rehberlik etmesi gibi sayısız fiillerle o işi gerçekleştirir. Bütün bunlar Allah’ın irade ve kudretiyle gerçekleşir. İnsanın elinde  olan sadece bir meyildir ve tercihtir.

Mahlûkatın en şereflisi ve arzın halifesi olan insan, kendi işlerini kendi göremezken hayvanlar, bitkiler ve cansızlar âleminin kendi iradeleriyle çalıştıkları nasıl söylenebilir?!..

Allah’ın iradesi muhittir, bütün bunlar hep İlâhî  irade ve kudret ile olmaktadır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

Acaba bir saatçi, saatin çarklarını yapsın, sonra saati çarklarla tertip edip tanzim etsin, daha mı kolaydır? Yoksa harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın, sonra saatin yapılmasını o makinenin câmid ellerine versin, tâ saati yapsın, daha mı kolaydır? 

1. "Harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın"

   → Allah, ruhu/hayatı (harika makineyi), maddenin/atomların/sebeplerin (çarkların) içinde/ortasında var ediyor. Yani can, maddeye yükleniyor.

2. "Sonra saatin yapılmasını o makinenin câmid ellerine versin"

   → Madde (çarklar) hazır, ruh/hayat (makine) hazır. Şimdi işin son kısmı kalmış: saatin yapılması, yani fiilin, olayın, işin meydana gelmesi.

   → Ve deniyor ki: "Hadi bunu sen yap ey makine (ey ruh, ey hayat)!"

   → Ama o makinenin elleri câmiddir; yani ruhun kendisi de, maddenin kendisi de, organlar da tek başına yapamaz.

Bu şekilde anladım.

Bir sıkıntı var mı? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Tahlil Üzerine Değerlendirme

Akıl ve Mantık Yürütmen: Bir saatçinin, saatin her bir çarkını tek tek elleriyle yapıp sonra onları birbirine uydurarak çatması (birinci şık) zahmetli, uzun ve maharet isteyen bir iştir. İkinci şıkta ise saatçinin aklını ve sanatını kullanarak kendi kendine saat yapan "harika bir fabrika/makine" kurması, sonra da "Al ey makine, şimdi sen üret" demesi aklen ve mantıken daha da imkansız ve koca bir saçmalıktır. Çünkü o demir, çelik ve çarklardan oluşan câmid (cansız, şuursuz) makinenin elleri yoktur; olsa bile ilim, irade ve kudret sahibi olmadan sanatlı bir saat yapması mümkün değildir.

Misalin Asıl Hedefi (Nokta): Kainattaki varlıkları (özellikle hayatı ve ruhu) Allah'a vermeyip "Tabiat yaptı, sebepler yarattı, madde kendi kendine bu harikaları çıkardı" diyen felsefi anlayışın ne kadar batıl ve akıl dışı olduğunu göstermektir. Yani, "Allah her şeyi doğrudan kudretiyle kolayca yaratıyor" hakikatini kabul etmeyenlerin, düşüştükleri o absürt çelişkiyi gözler önüne serer.

Küçük Bir Düzeltme/Detay

Yaptığın maddelendirmede "Allah, ruhu/hayatı (harika makineyi) maddenin/atomların (çarkların) içinde var ediyor... Hayat (makine) saati yapıyor" şeklinde bir yorum getirmişsin.

Misalde geçen "harika makine" ifadesi maddeden ve çarklardan ayrı bir şey değildir. Aksine, o saat misalindeki şaheser saatin kendisi veya sanatlı bir tabiat/kâinat manasındadır. Çarklar ise o kâinatı oluşturan basit elementler ve unsurlardır.

Yani usta saatçi, saatin her bir çarkını tek tek uğraşarak mı yapsın, yoksa o çarkları bir araya getirip kendi kendine çalışan kör ve şuursuz bir fabrika/makine kurup "Hadi bundan sonrasını sen yap" mı desin? İkisi de hakikat dışıdır, çünkü o saatin (veya o hayatın ve ruhun) arkasında nihayetsiz bir İlim ve Kudret olmadan hiçbir câmid sebep onu yapamaz.

Özetle; yaptığın çıkarım zihni bir jimnastik ve konuyu kavramak adına gayet yerinde ve mantıklı. Sadece "makine" kelimesinin burada şuursuz tabiatı/sebepleri veya kendi kendine çalıştığı iddia edilen sistemi temsil ettiğini göz önüne alırsak, hiçbir sıkıntı yok; tam aksine meselenin kafanda berraklaştığını gösteriyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın.

Bu ne demek

1.Harika makineyi o çarklar, içinde yapsın. 

Yani çarklar o makineyi yapıyor. 

Bu orijinal cümlede fiilin faili nedir?

Eğer virgül olsaydı fail çarklar derdim. Ama virgül yok. 

2.Makineyi yapsın dediğine göre makine fail değil.

O zaman fail kim?

Hem makinenin çarklar içinde yapılması ne demek?

Lütfen kelime kelime analiz eder misiniz? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Osmanlıca kökenli bu tür edebi ve felsefi metinlerde (özellikle Risale-i Nur külliyatında) cümle yapısı biraz ters gibi görünse de gramer ve anlam olarak gayet net bir kurguya sahiptir.

Sorularını kelime kelime, tahlil ederek adım adım inceleyelim:

1. Orijinal Cümlede Fiilin Faili (Özne) Kimdir?

Orijinal cümle şöyledir: "Harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın..."

Fail (Özne): Gizli özne olan "Saatçi"dir.

Cümlenin başında geçen gizli özne, hemen baş tarafta sorulan sorudaki "saatçi" kelimesidir. Yani cümle şöyle devam eder: (Ahbap/Usta) Harika bir makineyi o çarklar içinde yapsın...

Hakikatteki karşılığı ise Allah'tır (Kudret-i Azime sahibi Sâni'dir).

2. Noktalama İşareti ve Anlam Değişimi Üzerine

Haklısın, eğer "Harika bir makineyi, o çarklar içinde yapsın" şeklinde virgül olsaydı, "o çarklar" kelimesi vurgu yoluyla özne gibi algılanabilirdi. Ancak Türkçe gramerinde "makineyi" kelimesindeki -yi eki belirtme (meful / nesne) ekidir.

Nesne: Harika bir makineyi (Neyi yapıyor? Makineyi -> Belirtili nesne)

Fail: Saatçi / Usta (Gizli özne)

Bu nedenle fail asla çarklar değildir. Çarklar, işi yapan değil, üzerinde iş yapılan veya makinenin kurulduğu malzemedir.

3. "Makinenin Çarklar İçinde Yapılması" Ne Demek? Kelime Kelime Analiz

Bu ifadenin arkasındaki mantığı tam oturtmak için kelimeleri parçalarına ayıralım:

Çarklar: Saati oluşturan demir dişliler, vidalar, zemberekler; yani kâinat ölçeğinde bakarsak maddeler, elementler, atomlar ve tabiat sebepleridir.

İçinde: Çarkların bünyesinde, aralarında, o maddelerin bir araya gelmesiyle ve onlardan istifade edilerek.

Harika bir makineyi yapsın: O çarkları bir araya getirip onlardan mükemmel, şaheser, tıkır tıkır çalışan karmaşık bir "sanat eseri" (makine) meydana getirsin.

Özetle Bu Cümle Ne Anlatıyor?

Usta saatçi (veya tabiatı ilah edinenlerin zihniyetine göre mantık):

  1. Önce kâinatın hammaddesi olan elementleri/maddeleri (çarkları) alır.

  2. Bu maddelerin (çarkların) içinde (onları birleştirerek) harika bir makine (örneğin hayatı, ruhu veya işleyen bir sistem) ortaya çıkarır.

  3. Sonra da der ki: "Ben bu makineyi bu çarkların içinde kurdum; bundan sonra saatin işlemesini, üretilmesini bu cansız makinenin ellerine bırakıyorum, o kendi kendine yapsın."

İşte metin, bu mantığın hem aklen hem de fiilen ne kadar imkansız olduğunu gözler önüne serer. Çünkü ne o çarklar kendi kendine o harika makineyi yapabilir, ne de o câmid (cansız) makine tek başına saati imal edebilir. Her aşamada her şeyi bilen bir İlim ve Kudret sahibinin müdahalesi şarttır.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

SAATÇİ, MAKİNE(SAAT) VE ÇARKLAR

Çarklar, canlıdaki hücreleri, dokuları ve organları temsil eder. Bunlar bir araya getirilip uyumlu biçimde yerleştirildiğinde ortaya beden çıkar; yani saatin maddî yapısı oluşur. Ama bu yapı tek başına cansızdır; içinde hayat yoktur. Tıpkı çarkların bir araya gelmesiyle saatin mekanizmasının oluşması, fakat saatin çalışmaya başlamaması gibi.

İşte tam bu noktada benzetmenin ikinci kısmı devreye girer: Saatin çalışması, yani mekanizmanın harekete geçmesi, hayatı temsil eder. Nasıl ki çarklar bir araya gelince saat kendiliğinden çalışmaya başlamaz; çalışması için o mekanizmaya dışarıdan bir kudretin müdahalesi, yani zembereğin kurulması gerekirse; aynı şekilde hücre, doku ve organların bir araya gelmesi de canlıyı meydana getirmez. Hayat, o yapıya ayrıca ve doğrudan verilmesi gereken bir şeydir.

Dolayısıyla saatin çalışması, yani hayat, ne saatin kendisine, ne de o saati oluşturan maddelere — yani hücrelere, dokulara, organlara — devredilemez. Çünkü bunların hepsi hayatsız, şuursuz ve câmid yapılardır. Şuursuz olan, şuur sahibi bir eseri meydana getiremez; kör olan, görmez; cansız olan, can veremez.

Burada saatçi, yani ustası, Allah'ı temsil eder. Saati kuran, çarkları yerleştiren, zembereği kuran ve saati çalıştıran odur. Çarklara "sen kendini kur, sen kendini çalıştır" denmez. Aynı şekilde hücrelere, organlara, maddelere de "sen kendine hayat ver, sen kendi fiilini yap" denemez. Hayatı veren de, fiili yaratan da, her an o fiili devam ettiren de yalnızca Allah'tır.

2. Benzetmenin bittiği yer (Benzetmenin sınırları): 

Saat benzetmesi bir yere kadar geçerlidir. Çünkü:

· Saatçi zembereği kurar, çeker elini.

· Saat artık kendi kendine çalışır.Saatçi müdahale etmez. 

Pasajda da saatin saatçi tarafından yapılıp bundan sonra kendi kendine çalışmasının mantıksız olduğu anlatılıyor.Yani kâinatın Allah tarafından kurulup kendi kendine o düzeni devam ettirmesinin mantıksız olduğuna ima var aslında bu temsilde. 

Ama gerçekte:

· Allah zembereği kurup çekmez elini.

· Kâinat her an O'nun kudretiyle ayakta durur.

· Kayyûmiyet gereği, her an, her saniye, her zerrenin varlığı ve fiili doğrudan O'na bağlıdır.

Hepsini yoğurup anladığım bu.

Nasıl sizce? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Gayet güzel olmuş Allah razı olsun. 
1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...