Aklın kanaat etmesinin kâfi olmadığını; kalbin, ruhun ve hatta hayalin bile bu hakikatlerde istifade etmesinin icap ettiğini Üstadımız nazara veriyor. Kalbin, ruhun ve hayalin istifadesi ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi, akıl anlama âleti, kalb ise imanın, marifetin ve muhabbetin merkezidir. İnsan bir manzarayı seyrettiğinde ondaki mükemmelliği akıl idrak eder ve sonra o eseri sever. Yani burada akıl, kalbe yardım etmiştir. Keza güzel bir manzarayı sevdiğinde de muhabbet göz kanalıyla kalbe ulaşmıştır. Kısacası akıl başta olmak üzere bütün duyguların ve hissiyatın meyveleri kalbde toplanır. Üstad Hazretleri Yirmi Yedinci Söz’de şöyle buyurur: “İnsan-ı kâmil odur ki, bütün o letâifi, kendilerine mahsus ayrı ayrı tarîk-ı ubûdiyette, hakikat cânibine sevk etmek ile, Sahabe gibi geniş bir dairede, zengin bir sûrette; kalp, bir kumandan gibi, letâif askerleriyle kahramanâne maksada yürüsün.”

Nimete şükretmek gerektiğini akıl idrak eder. Bunu namaz ile ifa ettiğinde kıldığı namazdan kalbi ve bütün hissiyatı derecesine göre hisse alırlar. Kalbin sevmesinin, haz duymasının, hayran olmasının hadsiz dereceleri vardır. Kalb inkişaf ettiği nisbette bütün “letâif askerleri”ni iman ve ubûdiyet cenahına sevk eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...