"Amma ehl-i din ve ashab-ı ilim ve erbab-ı tarikat ise, bunların her birisinin vazifesi umuma baktığı gibi, muaccel ücretleri de taayyün ve tahassus ..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Amma ehl-i din ve ashab-ı ilim ve erbab-ı tarikat ise, bunların her birisinin vazifesi umuma baktığı gibi, muaccel ücretleri de taayyün ve tahassus etmediği ve her birinin makam-ı içtimaîde ve teveccüh-ü nâsta ve hüsn-ü kabuldeki hissesi tahassus etmiyor."

"Bir makama çoklar namzet olur. Maddi ve manevi her bir ücrete çok eller uzanabilir. O noktadan müzâhame ve rekabet tevellüt edip vifakı nifaka, ittifakı ihtilâfa tebdil eder." (Lem'alar, Yirminci Lem'a.)

Ehl-i ahiret, ehl-i din, ehl-i ilim, ehl-i tarikat arasında bir vazife taksimatı yoktur. Ve ehl-i takva olan kişilerin vazifeleri belirli değildir. Yani resmi veya gayriresmi vazifeleri kesin değildir. Şu cemaat şu tarzdaki insanlara sahip olacak, diğer tarikat şu çeşit kişileri irşad edecek diye bir vazife taksimi olmuyor. Bu dini hizmetler, çeşitli tarikat ve cemaatler tarafından fıtri bir şekilde yapılıyor ve insanlar arasında yayılıyor.

Bu sebeple, cemaatlerin vazifeleri aynı sahalarda olduğu için -zayıflar arasında- ister istemez üstünlük kurma ve rekabet damarı tahrik oluyor, küçük kırgınlıklar meydana geliebiliyor. Hâlbuki insan rıza-yı ilahiyi esas almalı, kendi vazifesini yapmalı, diğer cemaat ve tarikatlere de dua etmelidir. İşte ehl-i iman arasında mevcut olan bu sıkıntılı ihtilaf ve ayrılmaların yegâne ilacı, ihlastır.

"Muaccel ücretleri de taayyün ve tahassus etmediği ve her birinin makam-ı içtimaîde ve teveccüh-ü nâsta ve hüsn-ü kabuldeki hissesi tahassus etmiyor."

Her ne kadar dine hizmet etmek esas itibari ile uhrevi bir amel olmuş olsa da dünyaya bakan bir ciheti de her daim bulunur.

"Peşin ücret"ten maksat, ekser insanlar tarafından hüsnükabul görmesi ve onların teveccühüne mazhar olmasıdır. Bazen teveccüh ve ilgi bir hatibe veya âlime yoğunlaştığı zaman diğer hatip ve âlimlerde bir kıskançlık mikrobu depreşiverir. Kıskançlık mikrobun sevki ile diğer kardeşlerine karşı bir soğukluk, hatta bir husumet oluşabilir.

"Bir makama çoklar namzet olur. Maddî ve mânevî herbir ücrete çok eller uzanabilir. O noktadan müzâhame ve rekabet tevellüt edip vifakı nifaka, ittifakı ihtilâfa tebdil eder."

Cemaatlerin veya tarikatların hizmetlerinde kimlere, nerede, ne kadar hizmet düşeceği konusunda taksimat söz konusu değildir. Her cemaat, her insana yönelebilir ve her yerde hizmet edebilir. Bu ise, bir hizmete çok ellerin uzanmasını netice vermekte, o da ihtilafa ve rakabete sebep olmaktadır.

Vazife taksimatı yapmak mümkün olmadığına göre, başka bir çare bulmak icab eder. Bu çare ise, ihlastır. “İhlas ve hakpererestlik ise, insanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır.” Diğer cemaatlerin hizmetlerini kendi hizmeti gibi görmektir. Hizmetin ve başarının azlığı ve çokluğu değil, Allah'ın rızası gaye ve ölçü olmalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 11.199
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

rıdvan36
erbab-ı tarikat ne demek?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Ebab burada reis, başkan, şef anlamında kullanılıyor. Tarikatın ileri gelen şeyh ve müdebbirleri demek oluyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...