"Aziz, sıddık kardeşlerim! Her vakit ihtiyat iyidir." ifadesini nasıl anlayabiliriz? İhtiyatın tanımı, tatbiki, ölçüsü nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Aziz Sıddık Kardeşlerim, her vakit ihtiyat iyidir...”(1)

İhtiyat; herhangi bir meselede, ileriyi ve neticelerini düşünerek ölçülü bir şekilde davranma ve sakınma manasına geliyor.

İhtiyat, sadece baskı ve tehlike zamanlarında tedbirli davranmak değildir. İhtiyatın çok farklı ve geniş manaları vardır ve her zaman lazımdır.

Cürcânî’nin ihtiyatı; “nefsi günaha düşmekten koruma” manasında kullanıldığını (et-Taʿrîfât, “el-İḥtiyâṭ” md.), Şîrâzî’nin en ihtiyatlı olanı yapmanın dinî bakımdan daha emniyetli olduğunu (el-Lümaʿ, s. 86) ifade etmesi, bazı âlimlerin de şeriatın hikmetine ve güzelliklerine yaraşanın ihtiyat olduğunu söylemesi (Cüveynî, II, 1199) ihtiyatın sadece baskılara karşı tedbirli davranmak manasına gelmediğini gösteriyor.

Demek ki ihtiyat; yerine ve zamanına göre farklı manalar kazanıyor. Yeri geldiğinde baskı ve zulümlere karşı tedbirli olmak, yeri geldiğinde hassas konuları nazik bir üslup ile karşıya aktarmak, yeri geldiğinde yumuşak bir üslup ile muhalif kalplere akmak, yeri geldiğinde nefsi günaha karşı korumak, yeri geldiğinde harama düşmemek için şüpheli şeylerden uzak durmaktır.

Meselâ; birisi başka biri hakkında menfi şekilde bir fikir ya da bilgi ortaya atar. Nur talebesi bu duruma hemen iştirak etmez, ihtiyat ile yani temkin ile yaklaşır.

Ayrıca dinî hizmetlerin karşıya aktarılmasında, dost olsa bile siyasîlerin evham damarlarını tahrik etmemek, kıskançların ise o damarlarını kabartmamak "ihtiyat"tır. Üstadımızın tabiriyle kubbeyi habbe olarak göstermektir.

Üstad Hazretleri On Altıncı Lem’ada; "Ehl-i dünyanın evhamını tahrik edecek işlerde bulunmayın” buyuruyor.

Ehl-i dünyanın evhamlarını nelerin tahrik edeceğini birkaç madde halinde hülasa etmeye çalışalım:

Birincisi, siyasete bulaşarak onları menfaatlerine zarar geleceği endişesine düşürmemek ve zihinlerini bulandırmamaktır. Risale-i Nur mesleği tamamen iman ve ahlâk hareketidir. Bu harekette, emniyet ve asayiş çok mühimdir. Zira insanların imanını kurtarmak, kuvvetlendirmek ve ahlakını düzeltebilmek için, onlarla münasip ve huzurlu bir vasatta buluşmak lazımdır. Bunun en güzel yolu da siyaseti dershaneye sokmamaktır.

İkincisi, Risale-i Nur mesleğinde asayiş, emniyet ve insanların zarar görmemesi temel bir esastır. Öyle ise asayişi ve emniyeti ihlal eden aşırılıklardan imtina etmeliyiz ki, ehl-i dünya evhama kapılıp "Bunların derdi iman ve ahlak değil, anarşidir." demesinler.

Üçüncüsü, Risale-i Nurların gayesi imandır ve uhrevidir. İman hakikatleri ise hiçbir şeye alet edilemez. Öyle ise dünyevî bazı maksatları hizmetimizin içine sızdırıp "Acaba bunlar ahireti gösterip dünyayı mı talep ediyorlar?" zannına düşürecek işlerden ve fiillerden uzak kalmalıyız.

Bu zamanda en ehemmiyetli vazife, müsbet bir şekilde insanlara iman ve Kur’ân hakikatlerini telkin etmek; akılları menfi fikirlerden, kalpleri manevî hastalıklardan muhafaza etmektir k, bu en büyük bir cihad, en ulvî büyük bir hizmettir.

İşte Risale-i Nurlar bu minval üzere gidiyor ve talebelerine de bu yolda büyük bir itina ve titizlik içinde hareket etmeleri gerektiğini telkin ediyor.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 155. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...