Kâfirin "muvakkat" bir hayatta işlediği kâfirane hayatının "ebedî" cehennemle ta’zib edilmesini, izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yirmi Üçüncü Söz’de küfrün büyük bir seyyie ve azim bir tahrib olduğu üç ayrı cihetiyle nazara veriliyor:

“Küfür bir fenalıktır, bir tahribtir, bir adem-i tasdiktir. Fakat o tek seyyie, bütün kâinatın tahkirini ve bütün esmâ-i İlâhiyenin tezyifini, bütün insaniyetin terzilini tazammun eder.” (Sözler)

Küfrün kâinatı tahkir olduğu bu derste şöyle ifade ediliyor:

Şu mektubât-ı Samedâniye derecesinde ve kıymetinde olan kâinatı mânâsız, gayesiz bir derekeye düşürdüğü için, bütün kâinata karşı bir tahkir olduğu gibi,…”

Üstadımız “İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi,…” buyuruyor. Buna göre bir insan herhangi bir günah veya isyana girdiğinde bu menfi hareketini bütün bir kâinatın yardımıyla yapıyor. Meselâ kumar oynuyorsa bedenindeki bütün organlardan yer küresine, havaya, güneşe kadar her şey onun bu işine yardımcı olmuş oluyor. Bu ise kâinata büyük bir hakarettir.

Bütün varlık âlemi esmâ-i İlahiyenin tecellileri olduğundan kâinatın tahkiri, bütün esmâ-i İlâhiyenin tezyifini netice verir. İnsan bütün esmâya mazhar olduğundan böyle şerefli bir mahlûku küfür bataklığına düşürmek büyük bir cinayettir.

Küfrün, mahlûkatın hukukuna bir tecavüz olduğu konusunda şu maddeleri arz etmekte fayda görüyoruz:

1- Bazen büyük bir devletin küçük bir elçisini hiçe saymak, gönderdiği mektubu yırtmak savaş sebebi olabilir. Bu noktada elçinin ve mektubun küçüklüğüne değil, yapılan hareketin büyüklüğüne bakılır. İnkârcılığı meslek edinen kâfir de, Allah’ın elçisi olan Hz. Muhammed’i (sav.) ve Allah’ın fermanı olan Kur’an’ı hiçe saydığı için büyük bir cinayet işlemiştir. Bunun da cezası ebedî cehennemdir.

2- Her şey kendine mahsus bir lisanla: “Allah vardır, birdir, her şeyin sahibidir, bizler de Onun mahlukları, Onun mektuplarıyız.” derken, kâfir bu hakikati inkâr etmekle bütün varlık âlemini yalancılıkla itham etmektedir.

3- Ağzından çıkan bir kelimeye bile mânâsız denilmesine kızan insan, bütün kâinata “mânâsız” demekle, sanatkârının hukukuna büyük bir tecavüz etmiş olmaz mı?

4- Bütün mahlûkat Allah’ın birer memurudurlar. Kâfir ise onları memuriyet makamından indirip, vazifesizlikle ve gayesizlikle itham eder.

İşte Cenâb-ı Hak, mahlûkatının hukukuna yapılan bu tecavüzlere karşı kâfiri ebedî cehennem hapsine mahkûm eder.

Kâfirin her anı bir değil, bin cinayet hükmündedir. Zira bütün kâinat, Allah’ı bize tanıtmak ve sevdirmek üzere terbiye ve tanzim edilmiş, ulvî gayelerle hareket etmekte iken, insan, küfür ve şirk ile bütün kâinatın gayesine zulmetmiş ve cinayet etmiş oluyor. Yani küfür ve şirk, onların yaratılış gayelerini ve hizmetlerini hiçe saymak oluyor.

Nasıl bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmekle aynı ise, aynı şekilde bir dakika küfür de bütün kâinatı tahkir etmekle aynı seviyededir. Zira kâinat istisnasız bir bütün halinde iman ve marifete hizmet ediyor. Öyle ise inkâr, bütününü inkâr hükmündedir. Kâinattaki yardımlaşma ve dayanışma kanunları, kâinatı bir bütün haline getirdiği için, maksat noktasından da büyük bir birlik ve bütünlük içindedirler. Öyle ise küfürde cüz’îlik değil, küllîlik hükmediyor.

Rakamlar tamamen hakikati akla yaklaştırmak içindir, yoksa rakamların dili bu hakikati tam manası ile izah etmekte kâfi değildir. Ebedî cezanın yanında rakamlar çok sönük ve basit kalır.

Üstad Hazretleri bu hususu maddeler halinde şu şekilde izah ediyor:

"S - Bir kâfirin mâsiyet-i küfriyesi, mahduttur, kısa bir zamanı işgal ediyor. Ebedî ve gayr-ı mütenahi bir ceza ile tecziyesi adalet-i İlâhiyeye uygun olmadığı gibi, hikmet-i ezeliyeye de muvâfık değildir; merhamet-i İlâhiye müsaade etmez."

"C - O kâfirin cezası gayr-ı mütenahi olduğu teslim edildiği takdirde, kısa bir zamanda irtikâp edilen o mâsiyet-i küfriyenin, gayr-ı mütenahi bir cinayet olduğu altı cihetle sabittir:"

"Birincisi: Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömürle yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenahi ömrünü behemehal küfürle geçireceği şüphesizdir. Çünkü kâfirin cevher-i ruhu bozulmuştur. Bu itibarla, o bozulmuş olan kalbin gayr-ı mütenahi bir cinayete istidadı vardır. Binaenaleyh, ebedî cezası, adalete muhalif değildir."

"İkincisi: O kâfirin mâsiyeti mütenahi bir zamanda ise de, gayr-ı mütenahi olan umum kâinatın, vahdaniyete olan şehadetlerine gayr-ı mütenahi bir cinayettir."

"Üçüncüsü: Küfür, gayr-ı mütenahi nimetlere küfran olduğundan, gayr-ı mütenahi bir cinayettir."

"Dördüncüsü: Küfür, gayr-ı mütenahi olan zat ve sıfât-ı İlâhiyeye cinayettir."

"Beşincisi: İnsanın vicdanı, zâhiren mütenahi ise de, bâtınen ebede bakıyor ve ebedi istiyor. Bu itibarla, gayr-ı mütenahi hükmünde olan o vicdan, küfürle mülevves olarak mahvolur, gider."

"Altıncısı: Zıt, zıddına muânid ise de, çok hususlarda mümasil olur. Binaenaleyh iman, lezaiz-i ebediyeyi ismar ettiği gibi, küfür de âlâm-ı elîmeyi ve ebediyeyi âhirette intaç etmesi, şe'nindendir."

"Bu altı cihetten çıkan netice ve gayr-ı mütenahi olan bir ceza, gayr-ı mütenahi bir cinayete karşı ayn-ı adalettir."(1)

Birinci madde meseleyi tam hallediyor. Şayet kalbi küfür ile kokuşmuş bir kâfir, dünyada ebedî yaşasa idi, ebedî olarak küfür üzerinde olacaktı ki; bu da ebedî cehennemi iktiza eder. Bir kimse bir cinayet işlese, cezasını çekip dışarı çıktıktan sonra ikinci bir cinayet işlese, ayrıca mahkûm olup ceza alır ve hapse konulur.

Devlet, bir suçluya nasıl kamu davası açıyor ise, şahıslar da şahsî kusurları ile bu müesseselere maddî ve manevî zarar verirse, kamu hakkına tecavüz etmiş sayılır ve cezasını da görür. Aynı şekilde kâinat da bir kamu gibidir; insan vazifesizliği ile yani iman ve ibadeti terk etmekle, bütün mahlûkatın hukukunu çiğnemiş sayılır. Allah da hem kendi hakkı için hem de bütün mahlûkatın hakkı için; insana dava açar ve cezasını keser. Zira insanın imansızlık ve ibadetsizliği şahsî bir cinayet değil, umumî bir cinayettir.

Nasıl beşer mahkemelerinde; suç cüz’î olduğu halde, müebbed bir ceza makul ve vaki ise; aynı şekilde küllî küfür cinayetinin, ebedî bir ceza ile cezalandırılması da gayet makul ve adildir.

Günümüzde birkaç kişiyi öldüren canilere müebbed ceza veriliyor, hatta bazen birkaç müebbed ceza da verildiği oluyor. Müebbed, sonsuz ve daimî demektir. Eğer o caninin ömrü ebedî olmuş olsa idi, cezası da ebedî olacaktı. Yani sonsuz ceza, beşerin hukuk sisteminde de caridir.

Hal böyle iken küfür sebebi ile hadd u hesaba gelmeyen cinayetler işleyen bir kâfire, sonsuz bir ceza verilmesi; gayr-i adil ve makul sayılmamalı...

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 7. Âyet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 21.128
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

turkkamuran

Allah cc sizden ebeden razı olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
cebelislam

İnsan sonlu olabilir ama inkar ettiği şey sonsuz. Sonsuzu inkar sonsuz bir cinayettir. Ve elbette sonsuz azabı hak eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...