"Belâgat-ı irşadiyenin şe’nindendir ki, avâmın nazarına, âmmenin hissine, cumhurun fehmine göre hareket yapılsın ki, nazarları tevahhuş, fikirleri kabulden imtinâ etmesin…" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve sâniyen: Belâgat-ı irşadiyenin şe’nindendir ki avamın nazarına, âmmenin hissine, cumhurun fehmine göre hareket yapılsın ki nazarları tevahhuş, fikirleri kabulden imtina etmesin. Binaenaleyh cumhura olan hitabın en beliği zahir, basit, sehil olmasıdır ki âciz olmasınlar. Muhtasar olsun ki melûl olmasınlar. Mücmel olsun ki lüzumlu olmayan tafsilden nefret etmesinler."(1)

Belâgat-ı irşadiye: Hitâbettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakikatli güzel söz söyleme sanatıdır. Yani mukteza-yı hâle mutabık söz söyleme becerisi ve sanatıdır.

Belâgat, hem düzgün hem yerinde söz söylemeyi öğreten ilmin de adı olur.

Muhatabımız avam ve basit anlayışlı insanlar ise, hitabımız da ona göre basit ve anlaşılır olmalıdır. Şayet avam bir insana yüksek perdeden ve çok derin ve ilmi bir şekilde hitap edersen, o kişi meseleyi anlayamayacağı için senden kaçar ve ürker, bir daha sana yanaşmak istemez.

İnsanların geneli avam ve basit anlayışlı kişilerden oluştuğu için, onlara hitap ederken zahir / açık ve anlaşılır, basit / karmaşık ve derin olmayan, sehl / kolay ve anlaşılır, muhtasar / uzun ve karmaşık olmayan, mücmel / özet ve sade bir dil, anlaşılır bir metot kullanılmalıdır. Ta ki anlatılanları anlamaktan aciz kalmasınlar.

Kur’an hitap ederken bu özellikler ile hitap etmiştir. Çünkü Kur’an’ın muhatap kitlesini oluşturan insanların çoğunluğu avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşmaktadır. Ama bunun yanında remiz ve işaretler ile de havas tabakayı da ihmal etmemiştir.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, On Dördüncü Reşha.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.112
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Hiss-i zâhirî, insanların nazarını ifade eder. Nefs-ül emirde yani hakikatte var olsa da, insanların nazarı da dikkate alınır. Nübüvvet için kırk yaş şartı gibi. Bir çok unsur bir arada olabilir. Mesela, kâinat kitab-ı kebîrinin bir nevi kıraati olan Kur'ân, elbette her makamda, hattâ bazen bir sahifede çok maksatları takiben marifetullahtan ve tevhidin mertebelerinden ve iman hakikatlerinden ders verdiği haysiyetiyle, öbür makamda, meselâ zâhirce zayıf bir münasebetle başka bir ders açar ve o zayıf münasebete çok kuvvetli münasebetler iltihak ederler, o makama gayet mutabık olur. Bütün hasiyetler bir arada yer almıştır. Diğer taraftan, bazı hususlar müzahemet eder. İçtimaı mümkün olmaz. Şimdiki umumun nazarında  ve hâl-i âlem ilcaatında en mühim mesele hayat ve şeriat göründüğünden o zât şimdi olsa da, üç meseleyi birden umum ruy-i ze­minde vaziyetlerini değiştirmek nev-i beşerdeki cari olan adetullaha muvafık gel­mediğinden, her halde en a'zam meseleyi esas yapıp diğer meseleleri esas  yap­mayacak

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...