"Beşer, fıtraten şu kâinatın Hâlıkına karşı hadsiz bir muhabbet üzerine yaratılmıştır. Çünkü fıtrat-ı beşeriyede cemale karşı bir muhabbet ve kemâle karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek vardır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Güzel bir manzarayı herkes sever, mükemmel bir sanat eserini herkes takdir eder ve yapılan bir ikrama ve ihsana yine herkes teşekkür ihtiyacı duyar. Bütün bunlar, vicdanın gereğidir; her insanın fıtratına konulmuştur.

İnsan, Allah’ın en güzel eseri ve en mükemmel sanatıdır. Saçından tırnağına, gözünden midesine, aklından hayaline kadar her aza ve duygusu İlâhî bir ihsan ve ikramdır. Bunları bilen, bilmekten de öte bizzat yaşayan bir insanın vicdanı, Allah’ı bilme tanıma ve O’na sonsuz bir muhabbet besleme özelliğine sahiptir.

İnsanın yaratılışında cemale karşı bir muhabbet ve kemâle karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek olduğundan, Allah şu veya bu sebeple değil, zâtında sevilir. O’nun mukaddes zâtı mutlak kemaldedir; kudreti, ilmi, rahmeti, hikmeti, şefkati hâsılı bütün sıfatları ve şuunatı sonsuzdur. Bütün güzellikler, kemaller, ihsanlar hep O’nun sıfatlarının ve isimlerinin birer tecellisidir. Sonsuz tecellilerden sadece kendi varlığımızı düşünelim: Allah’ın insan yaratması ne mükemmel, ne güzel bir yaratma ve insan için de ne büyük bir ihsandır!

“İnsan küçük bir âlem, âlem büyük bir insandır.” hakikatinden hareketle, kendi varlığımızı aşıp, bizi kuşatan şu harika âleme intikal edebiliriz. Onun da en mükemmel surette yaratıldığını, güzelliklerle dolu olduğunu ve her şeyiyle bizim imdadımıza koştuğunu görürüz. Bütün bunların da bize bir İlâhî ihsan ve ikram olduğunu idrak ederiz. Bu cazip hakikatler, vicdanımızı kendine celp eder. İnsanın, bu incizap kabiliyetini yerinde kullanarak, varlığını ve çevresini kuşatan bunca “ihsan, kemal ve cemal” tecellileri karşısında cezbeye kapılması ve ruhunun hayret, muhabbet ve şükürle dolması gerekir.

Şu var ki, yanlış itikatlar, batıl cereyanlar, şehvete ve menfaate dönük hayat telakkileri, ruhsuz eğitim metotları çoğu insandaki bu incizap ve cezbenin yanlış kullanılmasına yol açar. İnsan, yine hayret eder ama eseri yapana değil, sadece eserin kendine hayret eder. Yine teşekkür eder, ama nimeti verene değil, ona vasıta olan sebeplere teşekkür eder. Kâinattaki güzellikler yine insanın gözünü kamaştırır, ama o bakışlar imânâ ve marifete dönüşmez.

İşte, insanın vicdanı hakikate âşık olsa da “hakikatin ne olduğu” konusunda onu aldatan ve yanıltan çok sebepler bulunduğu içindir ki, Cenâb-ı Hak insanlara, hakkı batıldan ayırmalarında yol gösterici olmak üzere peygamberler göndermiş, kitaplar inzal etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...