"Beşinci Şuâ, umumun ve bilhassa ehl-i ilmin imanlarını tashih edip kurtarıyor." İlim ehlini Deccal'e taraftarlıktan mı, yoksa bilmeden sahih rivayetleri inkârdan mı kurtarıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurlar Kur'an ve hadislerden süzülen harika bir eser olması hasebiyle, elbette bazı hususi cümleleri birkaç manaya gelebilir. Bu noktadan, bu gibi cümleleri sadece bir manaya münhasır kılmak uygun değildir. Üstadımızın bu cümle ile neler kastetmiş olabileceğini Risale-i Nurlarda geçen ifadelerle izah etmeye çalışalım.

1. İnsanlar ve hususan ehl-i ilim, kendilerine bir hadis veya İslam âlimlerinden bir kanaat delil olarak getirildiğinde, akıllarına uymadığı vakitte hemen inkâr yoluna gidebilir. Üstadımız Yirmi Dördüncü Söz'de, akla zahiren uygun düşmeyen bazı hadislerin hemen inkâr edilmemesini şöyle ifade etmektedir:

"Şimdi, insafın varsa, bu On Usulü kemâl-i dikkatle düşündükten sonra, o aklın hilâf-ı hakikat gördüğü bir hadisin inkârına kalkışma. 'Ya bir tefsiri, ya bir tevili, ya bir tabiri vardır.' de, ilişme."(1)

İşte Beşinci Şua'da geçen hadislerin asrımızın idrakine uygun tevilini yapmakla umumun, bahusus ehl-i ilmin hadislere karşı itikat ve hürmetini muhafaza etmektedir.

2. Kur'an gibi, hadislerin de müteşabihatı vardır. Yani bazı derin, manası tam açık olmayan ve geniş zamana hitap edip ders veren bazı hadislerde hakikatler, teşbih ve temsillerle anlatılmaktadır. İşte Beşinci Şua'da geçen hadislerin hemen hepsi böyledir. Mânaları doğru ve zamana uygun verilmediği takdirde, insanları yanlışa hatta inkâra götürebilir. Üstadımız bu hususu yine Yirmi Dördüncü Söz'de, şöyle ifade etmektedir:

"Nasıl Kur’ân-ı Hakîmin müteşâbihâtı var; tevile muhtaçtır veyahut mutlak teslim istiyor. Ehâdisin de, Kur’ân’ın müteşâbihâtı gibi, müşkilâtı vardır. Bazan çok dikkatli bir tefsire ve tabire muhtaçtır."(2)

İşte Beşinci Şua'da müteşabih olan hadislerin güzel izah edilmesi ile ehl-i imanın ve bilhassa ulemanın imanlarını muhafaza etmeye vesile olmuştur. Böylece ahir zamanın baş aktörleri olacak başta deccal ve süfyan gibi şerirlerin sıfatlarıyla Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi'nin mücahede şekillerini ve sıfatlarını akla uygun bir şekilde ortaya koyduğundan, mü’minlere şerirlerin tuzağına düşmeden imana hizmet edebilmenin yolunu açmıştır.

3. Manası açık olmayan müteşabih bir hadis hususunda insanlar dört sınıfa ayrılmaktadır. Bunlar;

a. "Bu hadis değil" deyip hemen inkâr edenler.

b. "İşte İslam'ın safsata dolu beyanatlarını görün" diyerek, bu hadisi tevil etmeden, olduğu gibi insanların nazarına arz eden ve bununla İslam'ın -hâşâ- hurafelerle dolu bir din olduğunu dinsizcesine yaymaya çalışanlar.

c. "Bu hadis -şayet kaynağı sağlamsa- izahını yapamasam da elbette haktır" diyen, sadece kendini kurtarıp, tenkitlere cevap veremeyen ve hadisin derin mânasını bilemediğinden, etrafına da faydası olamayan kişiler.

d. Söz konusu müteşabih hadisi gördüğünde "Bu hadistir, kaynağı filan yerdedir, ifade ettiği manaların bazıları da şöyledir" diyen ve tüm insanlara nokta-i istinad olabilecek şekilde dolu ve mücehhez olan kişilerdir.

İşte Risale-i Nurların başta Yirmi dördüncü Söz'ün Üçüncü Dal'ı olmak üzere, Beşinci Şua gibi birçok yerleri; müteşabih hadisleri nasıl anlamamız gerektiğini ve izahlarının nasıl yapılacağı ile alakalı çok tatminkâr ve doyurucu cevaplar vermektedir. Bu nedenle bunları güzelce mütalaa eden bir insana bütün şübehat orduları toplansa zarar veremez. Ayrıca bu kişiler oturduğu her yerde bunlarla alakalı bir sual veya değerlendirme ihtiyacı hâsıl olduğunda, zorlanmadan ve yorulmadan gereken cevabı verir, insanların imanının kurtulmasına da vesile olmuş olur.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.
(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...