"Bir fakirin, kuru bir parça siyah ekmekten açlık ve iktisat vasıtasıyla aldığı lezzet, bir padişahın ve bir zenginin israftan gelen..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir fakirin, kuru bir parça siyah ekmekten açlık ve iktisat vasıtasıyla aldığı lezzet, bir padişahın ve bir zenginin israftan gelen usanç ve iştahsızlıkla yediği en âlâ baklavadan aldığı lezzetten daha ziyade lezzetlidir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte)

İktisat Risalesi'nin kalbinden, insan psikolojisini ve tüketim ahlakını harika bir tezatla gözler önüne seren çok hakikatli bir cümle daha.

Bediüzzaman Hazretleri bu vecizede, lezzetin ve mutluluğun maddenin bolluğunda değil, insanın ona karşı duyduğu ihtiyaçta, açlıkta ve gösterdiği iktisatta saklı olduğunu anlatıyor.

Bu derin tespiti günümüz dünyası ve insan psikolojisi açısından birkaç noktada okuyabiliriz:

Hakiki Lezzet "İhtiyaç" Ölçüsündedir

Bir nimetten alınan zevk, o nimetin piyasa değeriyle ya da lüks oluşuyla değil, ona duyulan ihtiyacın şiddetiyle doğru orantılıdır. Günlerce aç kalmış veya iktisatla yaşayan bir insanın diline değen kuru bir ekmek, biyolojik ve ruhsal olarak tam bir tatmin sağlar. Çünkü açlık, o nimete karşı harika bir iştah açıcı ve lezzet artırıcıdır.

İsrafın Getirdiği Ceza: Usanç ve İştahsızlık

Her istediğine anında ve sınırsızca ulaşan, sürekli israf içinde yaşayan zengin veya padişah örneği, aslında günümüz modern tüketim toplumunun bir özetidir. Sınırsız tüketim, bir süre sonra insandaki tat alma duyusunu köreltir; bıkkınlık, usanç ve iştahsızlık getirir. En lüks restoranlarda, en pahalı yemekleri yiyen ama hiçbirinden keyif alamayan insanların temel sorunu budur: Nimetin kıymetini düşüren bir doymuşluk.

İktisat Bir Mahrumiyet Değil, Lezzeti Koruma Sanatıdır

Bu cümle bize iktisadın, hayatı kendine zehir etmek ya da cimrilik yapmak olmadığını çok net gösteriyor. Aksine iktisat; nimetle aramızdaki mesafeyi koruyarak, ondan alacağımız istifadeyi (lezzeti) maksimuma çıkarma sanatıdır. Azı karar bilmek, her an her şeye ulaşmamak, nimetin değerini ve lezzetini her daim taze tutar.

Nefis bir paradoks: Dünyanın en pahalı baklavası, israfın getirdiği bıkkınlıkla bir "hiç"e dönüşebilirken; en basit kuru ekmek, iktisat ve samimi bir açlıkla dünyanın en tatlı yiyeceği haline gelebiliyor. Gerçek zenginlik ve ağız tadı, sofradakilerin çokluğunda değil, kalpteki kanaattedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 58
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...