"Cehennem olmazsa cennet de olmaz. Her şey senin küfrünle ademe düşer." Neden? Faraza sadece cennet olup, günahkârlar da yok olsa idi olmaz mıydı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes’ut olduğun umum akraba ve asıl ve neslin, seninle beraber idam olmasından, binler derece cehennemden ziyade senin ruhunu ve kalbini ve mahiyet-i insaniyeni yandırır. Çünkü cehennem olmazsa cennet de olmaz. Her şey senin küfrünle ademe düşer. Eğer sen cehenneme girsen, vücut dairesinde kalsan, senin sevdiklerin ve akrabaların ya cennette mes’ut veya vücut dairelerinde bir cihette merhametlere mazhar olurlar. Demek, herhalde cehennemin vücûduna taraftar olmak sana lâzımdır. Cehennem aleyhinde bulunmak ademe taraftar olmaktır ki, hadsiz dostlarının saadetlerinin hiç olmasına taraftarlıktır."(1)

Yokluk, yok olma ya da yok edilme durumu cezaların en ağırıdır. Cehennem yokluk cezası yanında daha hafif bir cezadır. Bu sebeple rahmeti gazabını geçen sonsuz şefkat sahibi Cenab-ı Allah kâfirleri yok etmeyip ebedî cehennem ile cezalandırmayı tercih ediyor. Bu vicdanî bir hükümdür. Vicdan penceresinden bakamayan biri, bu hükmü anlayamaz. Bu hükmü nefis açısından anlamak çok zordur. Çünkü nefis, ceza ve mükâfatı sadece maddî ölçüler içinde değerlendirir. Nefis öyle ki az bir azap korkusundan değil hayatını, varlığını bile heba edebilir. Bu yüzden, meseleye ruh ve vicdan kıstasına göre bakmak gerekiyor.

"Her şey zıddı ile bilinir." esasına göre, ışığın kıymeti nasıl karanlık ile anlaşılıyor ise, cennetin derece ve kıymeti de zıddı olan cehennem ile anlaşılır ve bir mâna kazanır. Bu sebeple her cennet ehli cehennemi gördükten sonra cennete girecek ve o zaman cennetin bütün ihtişam ve güzelliğini kıyas ile anlayacak. Soğuğu tatmayan ya da bilmeyen birisi sıcağın kıymetini takdir edemez. Cehennem olmadan da cennetin kıymeti anlaşılmaz.

Bir de bu dünya hayatında mazlum hakkını almadan, zalim de cezasını görmeden eşit bir şekilde ölüyorlar. Şayet ahiret yani cennet ve cehennem olmazsa, zalimlerin yaptığı yanına kâr kalacak, haklı ile haksız, mazlum ile zalim eşit olmuş olacak.

Allah’ın Adl ismi kâinattaki sonsuz adâlet tecellisi ile âhiretin vücudunu iktiza eder. Zira bu dünyada mazlum hakkını almadan, zâlim de cezasını çekmeden göçüp gidiyorlar. Hâlbuki nihayetsiz adâlet bu haksızlığa müsaade etmez, demek bunların hesabının görüleceği başka bir diyar vardır. Yani Allah’ın sonsuz adâleti ahiretsiz olmaz.

Cenâb-ı Hakk’ın diğer bütün isim ve sıfatları da ahiret hayatının lüzumunu ve varlığını ispat etmektedir.

Zalim ile mazlumun müsavi olması nihayetsiz adalete sığışmayacağından, “bir mahkeme-i kübra ve bir ma’dele-i ulyanın olması” lazımdır ki adalet yerini bulsun.

Cennet ve cehennem iki zıt olduğu için, her ikisi de kendi içindeki yeknesaklığı ortadan kaldırıyor. Şayet ikisinden birisi olmasa orada yeknesaklık hâkim olurdu. Cehennemlik birisi de cenneti gördüğünde ne kaybettiğini görünce azabı daha da artacaktır.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Sekizinci Meselenin Hülalsası.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...