"Cemal-i fıtratını kendisi müşahede etmek" manasını izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem kendi sanatını kendisi temâşâ etmek ve kendi cemâl-i fıtratını kendisi müşahede etmek ve kendi cilve-i esmâsının güzelliklerini âyineciklerde kendisi seyretmek isteyen Fâtır-ı Zülcelâlin nazar-ı şuhuduna görünmek ve mazhar olmak, gayet yüksek bir netice-i hilkatidir." (Şualar, 2. Şua, Birinci Makam, İkinci Meyve)
Allah’ın gerek aat-ı akdesi gerek isim ve sıfatları sonsuz cemal ve güzelliktedir ve Allah bu sonsuz cemal ve güzelliğini sanatları ve eserleri üstünde seyretmek ve görmek istiyor.
"Her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi" sırrınca, Allah da sonsuz cemalini hem bizzat kendisi görmek hem de gayrın nazarlarına göstermek için kâinatı büyük bir teşhir yeri olarak yarattı. Evet, kâinat ve içindeki her bir sanat ve eser, Allah’ın cemal ve kemalinin sergilendiği, tecelli ettiği bir meşher ve gösteri yeridir.
İnsan bile yapmış olduğu bir eseri bir sanatı önce kendi seyreder, ondan büyük bir keyif alır ve seyir zevki duyar. Tabiri caiz ise Allah da kendi cemal ve kemalini kendi sanatı üzerinde tecelli şeklinde gösterir ve bu gösteriden şuunatı gereği bir büyük bir lezzet-i mukaddese ve iftihar-ı münezzehe alır.
Yani kâinat sergisinde sergilenen cemal ve kemalin birinci ve en muhat seyircisi Allah’ın dekaik-i aşinasıdır. Yoksa o sayısız ve herkesin görmesinin mümkün olamayacağı o sayısız incelik ve güzellikler seyircisiz kalır, abese düşerdi. İnsanlar ve meleklerin nazarı, varlıkların hepsini ihata edemiyor. Demek kâinattaki o muazzam ve sayısız cemal ve kemallerin birinci müşahede edicisi Allah’ın bizzat kendisidir.
"Cemal-i fıtrat" ifadesi Allah’ın zat-ı akdesi, şuunatı, sıfat ve isimlerini içine alan özel bir tabirdir. Yoksa fıtrat burada yaratılış anlamına gelmiyor, özellik ve hususiyet anlamındadır.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü