"Cenab-ı Hak hesabına onlara ve onlar ayine oldukları esmaya muhabbet ediyor." Buradaki "onlar" ile kime işaret ediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve mefhum-u muhalifle der: 'Semavat ve arz, ehl-i imanın ölmesiyle ağlarlar.' Zira, ehl-i iman ise çünkü semavat ve arzın vazifelerini bilir. Hakiki hakikatlerini tasdik ediyor. Ve onların ifade ettikleri manaları iman ile anlıyor. 'Ne kadar güzel yapılmışlar, ne kadar güzel hizmet ediyorlar.' diyor. Ve onlara layık kıymeti veriyor ve ihtiram ediyor. Cenab-ı Hak hesabına onlara ve onlar ayine oldukları esmaya muhabbet ediyor. İşte, bu sır içindir ki, semavat ve zemin, ağlar gibi ehl-i imanın zevaline mahzun oluyorlar." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)

Burada ehl-i küfrün ölümüyle mahlukatın onlara ağlamadığı, aksine sevindiği فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاۤءُ وَاْلاَرْضُ [“Gök ve yer onlara ağlamadı.” (Duhan, 44/29).] ayetinin mealinden anlaşılıyor. Oysa ehl-i imanın üzerine onlar (evren ve içindekiler) ağlar. Çünkü ehl-i iman onların (bütün varlıkların) hem yaratanlarını hem de mazhar oldukları esmalarını bilir ve sever.

Demek başta peygamberler, arifler, evliyalar, asfiyalar, âlimler ve salih müminler eşyayı Allah hesabına severler. Yani kâinata mana-yı harfi olarak bakarlar ve eşyayı da Allah’ın isim ve sıfatlarının bir tecellisi bir aynası olduğu için severler. Bundan dolayı kıymetlerini bilen bu mübarek zatlara kâinat ağlar.

Ayrıca kalbinde ilahi sevgi yerleşmiş ve masivaya mana-yı harfi ile bakabilen herkes “onlar” kapsamı içinde saylır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...