"Dildeki kuvve-i zâika, rızık zevkinde, envâ-ı mat'umat adedince mizanlara menşe olmasaydı, her birini ayrı ayrı hissedip tanımazdı,.." Bu bütün duygular için geçerli mi? Bu cihazlar kullanılmazken, rüyada aldığımız lezzetlerin izahını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Rüyada alınan lezzet, uyanık iken alınan lezzetle muıkayese edilemez. Rüyada yemek yiyenin karnı doymaz, uyanınca aç olduğunu hisseder. Sabah kalktığımızda “Ben bugün kahvaltı yapmayacağım, rüyamda yemiştim” demiyoruz.

İnsanın sadece dili değil, diğer bütün duygu ve cihazları da tatma, tartma, idrak etme bakımından çok istidatlıdır.

“Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, rûy-i zemin kadar geniş bir sofra-i ni’meti o ellerin önüne koymuştur.” (24. Söz)

Bu ifadelerle çok geniş bir ni’met sofrası ile karşılaşıyoruz ve şükür vazifemiz de bir o kadar artıyor. Buna göre, bir insan tok olsa bile akşama kadar sürekli beslenmekte, gıda almaktadır. Şöyle ki; insan neye baksa, sanki o şeye elini uzatmış ve gözüne sokmuş gibi oluyor. Böylece insân görme ni’metinden sürekli istifade ediyor, sürekli rızıklanıyor. Aynı şekilde, insan gün boyunca yaptığı konuşmalarla da ayrı bir rızık sofrasından istifâde etmiş oluyor. Muhatabımızın sesi kulak zarımıza çarptığında bir ni’meti ağzımıza götürmüş gibi oluyoruz. Bundan sonraki safhalarda işitme hâdisesi gerçekleşiyor ve insan çok büyük bir ni’mete mazhar olmuş oluyor. Görme ve işitme engelli kardeşlerimize bu nazarla bakmalı ve sadece bu iki ni’met için bile Rabbimize ne kadar şükür borçlu olduğumuzu düşünmeliyiz.

İnsanın hayvanlar âleminden ayrıldığı en ehemmiyetli çizgi akıl sahibi olması, böylece gerek kendi nefsinde, gerek haricî âlemde teşhir edilen sanat harikalarını düşünmesi, değerlendirmesi, eşyânın hakikatine nüfuz etmeye çalışması, hâdiseler arasında sebep-netice münasebetleri kurarak bazı hükümlere varmasıdır.

Dünyâda çiçeklerin geçici güzelliklerine hayran olan insân, cennette hiç solmayan çiçeklerle, hiç tükenmeyen rızıklarla, hiç kaybolmayan manzaralarla karşılaşacak, bunlardaki cemâl ve kemâl tecellilerini seyretmekle Rabbine olan muhabbeti artarak devâm edecektir.

Kısaca Allah, insanı engüzel bir surette bir şaheser olarak yaratmış ve kendine muhatap etmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...