"Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur." ile "Aklın nuru, fünun-u medeniyedir." Cümlelerini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Fen ve Felsefe bazen bir anlamda kullanılabildiği gibi, aslında bunlar mana itibariyle farklı alanlardır.

Fenden maksat müspet ilimler denilen, Fizik, Kimya, Biyoloji ve astronomi gibi bilim dallarıdır. Bunlar işin nasıl gerçekleştiğini bilimsel olarak ortaya koymaya çalışan alanlar olup niçin olduğu ile ilgilenmezler. Üstadımız risalelerde aklın nuru dediği fünun-u medeniye budur.

Felsefe ise bu fenleri kullanarak bunlar hakkında ve oluşmanın niçiniyle ilgili yorum yapma sanatıdır. Bu da iki kısımdır. Birincisi dini düşünceyi esas tutarak bu yorumları bu çerçevede yapan felsefedir ve Kur'anidir. İkincisi ise, dine ve Kur'ana zıt bakan ve yorumlarını inkara göre icra eden felsefedir.

Şimdi cümlenin orjinalini olduğu gibi aktaralım: "Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da ulûm-i akliyeye tavaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevî olan hastalıklar, insanları aklî ilimlere teşvik ve sevk eder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye müptelâ olur." (Mesnevi-i Nuriye)

Burada şöyle bir sual akla geliyor: Fen ilimleriyle meşgul olmak kalbe mutlaka zarar verir mi? Kalbimizi korumamız için bunlardan uzak kalmak mı gerekiyor?

Kâinatı kudret kalemiyle yazılmış bir kitap olarak gören, ondaki her varlığı Rabbanî bir mektup olarak değerlendiren Üstad Hazretlerinin, bu kitabın anlaşılmasına karşı olacağı düşünülemez. O halde, konuyu Risalelerde sıkça nazara verilen “mâna-yı harfi ve mâna-yı ismî” meselesiyle değerlendirmek gerekiyor. Üstad Hazretleri kâinata esbab hesabına bakmanın hata olduğunu, Allah hesabına bakmanın ise marifet-i İlâhîye olduğunu nazara veriyor. Bunlardan birincisi mâna-yı ismiyle, ikincisi ise mâna-yı harfiyle bir bakıştır.

Mâna-yı ismî; bir şeye yaratıcısını düşünmeden sadece o şey namına bakmaktır. Meselâ, Güneş’in Dünya’dan bir milyon üç yüz bin defa daha büyük olduğunu, hidrojen gazından ibaret bulunduğunu, hidrojenin helyuma dönüşmesiyle enerji ortaya çıktığını ve benzeri şeyleri söylemek, güneşten mâna-yı ismiyle bahsetmektir.

Güneş’i Allah’ın harika bir eseri, Nur isminin aynası, kâinat misafirhanesinin lambası olarak görmek ise ona mâna-yı harfiyle bakmaktır. İnsan Güneş’e bu mânada baktığında kalbinde Allah’ın hem azamet ve kudretine, hem de hikmet ve rahmetine karşı bir hayret ve muhabbet duygusu uyanır. Artık böyle bir insanın, Güneş’in bütün hususiyetlerini en ince teferruatıyla incelemesi onun kalb ve ruhuna hiçbir zarar vermeyeceği gibi, aksine onun marifetini daha da artırır ve derinleştirir. Aksi halde, Güneş hakkındaki bütün bilgileri onun Güneş’e olan hayranlığını ve hayretini artırmaktan ibaret kalır, bu ise onu İlâhî marifetten uzaklaştırır.

Demek ki, burada fen ilimlerine mâna-yı ismiyle bakanların o ilimlere daldıkça kalbî hastalıklara müptela olacakları ders verilmiş oluyor. Üstad Hazretleri, fen ilimlerini kâinat kitabındaki ince mânaları ortaya koydukları için cevasis (casuslar) olarak tavsif ediyor ve onların Hakîm isminin tecellilerini bize gösterdiklerine dikkat çekiyor. Buna göre, kâinat Allah’ın kitabı, bütün fen ilimleri de o kitaptaki hikmetlerin tefsiri gibidir. Bu kâinata bu mânada baktıran bir Üstad, insanın fen ilimlerine daldıkça dalalete düşeceğini, yoldan çıkacağını söylemez. Demek ki burada verilen mesaj şudur: İnsan kâinata, tabiat kanunlarına ve âlemde cereyan eden hâdiselere Cenâb-ı Haktan gafil olarak baktığı takdirde, fen ilimlerine daldığı nisbette kalbi ve ruhu yaralanır, hastalanır.

Varlık âlemini ve onda cereyan eden hâdiseleri sahipsiz ve tesadüfe bağlı sanarak onlara kendi aklıyla izah getirmeye kalkışmaktan birçok batıl fikir ve cereyan ortaya çıkmıştır. Her şeyi madde ile açıklamaktan materyalizm; her şeyi evrimle izaha kalkışmaktan ise Darwinizm doğmuştur.

Kınalızade’nin çok güzel bir sözü var. Buyuruyor ki: “İki nokta arasındaki düz çizgi bir tanedir. Ama iki nokta arasından sonsuz eğri çizgiler geçer.”

Metafizik sahada, İslâm’a zıt olan felsefî görüşlerin her biri eğri bir çizgidir. Batıl dinlerin ve dalalet fırkalarının da hepsi birer eğri çizgidirler.

Kalbin ve ruhun yaratıcısı olan Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. “Kalpler Allah’ı anmakla (bilmekle, hatırlamakla) tatmin olur.”

İnsanın mahiyeti, kâinata gönderiliş gayesi, eşyanın hakikati, hâdiselerin hikmeti gibi hususlarda İlâhî irşada dayanmayan ve peygamber tebliğiyle bilinmeyen hiçbir “tahmin, hayal ve zan” insan kalbini tatmin edemez ve edemiyor.

En büyük kalb hastalığı, küfür, şirk ve şüphedir. Onu büyük günahlar takib eder.

Hasta kalblerin işlediği her bir günah, kapıldığı her bir yanlış telakki kalbi yaralıyor ve onu hasta ediyor. İşte kalb mühürlenmesi, bu günah ve isyanlara ısrarla devam etme neticesinde doğru yola dönmenin imkânsızlaşmasını ifade eder.

Bu gibi kimseler hakkında Nur Külliyatı’nda geçen şu ifade çok mühimdir: “Hayır ve salahı kabule liyakatı kalmaz.

Özetle: Felsefe, müspet ve menfi olmak üzere iki kısımdır.

Müspet felsefe din ile barışık, dini teyit ve takviye eden ve insanlığın hayrına ve faydasına çalışan kısım oluyor. Bu felsefi anlayış Kur’an’ın hikmetini anlamaya yardımcıdır, toplumun yararına ve gelişimine hizmet eder.

Menfi felsefe ise aklı esas alıp vahye meydan okuyan, dine muarız bir yoldur. Menfi felsefe, kâinata ve mevcudata mana-yı ismi ile bakar, yani bu felsefeye göre kâinat Allah’ın isim ve sıfatlarının talim edildiği bir mektep değil, kendi hesabına, manasız ve sanatkarsız bir tesadüf yumağıdır.

Bufelsefelerden menfisini Üstadımız şiddetle reddederken, müspet ilimler için "Muallimleri değil, onları (fenleri) dinleyiniz" diyor.

Ek bilgi için tıklayınız:
- Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin teknoloji ve bilime bakış açısı nasıldı, Risale-i Nur Külliyatı'nda bu konuda bilgi var mıdır?
- "Dinsiz felsefe hakikatsiz bir safsatadır ve kâinata bir tahkirdir." İzah eder misiniz?
- Üstad'ın felsefe hakkındaki birkaç düşüncesini benimle paylaşır mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.167
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

birkanaksut
Allahu Teala Hazretleri gani gani razı olsun soruyu sorandan ve cevaplayandanda.. bu soru akla çok takılan bir soruydu..selametle..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...