"Kur’ân-ı Kerîmin cümle ve kelimelerinde fennin eli yetişmediği yüksek hakikatleri izhar edip en muannid feylesofu da teslime mecbur ediyor. Meydandadır, isteyen bakabilir." İzah eder misiniz, Risaleler dışındaki telifatlardan örnek var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ehl-i fennin medar-ı tenkit zannettikleri Kur’ân-ı Kerîmin cümle ve kelimelerinde, fennin eli yetişmediği yüksek hakikatleri izhar edip en muannid feylesofu da teslime mecbur ediyor. Meydandadır, isteyen bakabilir. Ve baksın, bu mâni, kırk beş sene evvel söylenen o sözden sonra nasıl kırıldığını görsün. Evet, bazı muhakkıkîn-i İslâmiyenin bu yolda telifatları var."(1)

Kur'an, kainatın tercüme-i ezelyesidir. Kainat ise, Kur'an'ın mücessem ve müşahhas bir şeklidir. Kainattan zuhur eden doğru fenler ve bilimsel gerçekler, Kur'an'ın hakikatlarına ve talimatlarına tezat teşkil etmez. Bilâkis birbirlerini teyid ve tasdik ederler.

Bu paralellik ve teyitte Kur'an'ın hakikatleri ve gerçekleri, fennin ve bilimin ortaya koydukları ile mukayese edilmeyecek kadar daha doğru ve daha gerçekçi ve daha ileri aşamasını ve kemal noktasını gösterir.

Çünkü Kur'an, ilm-i ezeliden gelir. Bu sebeple yanılmaz ve doğru hakikatleri muhtevidir. Fenler ise, beşer aklının mahsulü olup, deneme-yanılma yoluna girerek, en nihayette bulduğu doğru ve bilimsel hakikatları Kur'an'la paralel ve onun ihatası içerisindedir.

Bu sebeple insanlar kendilerindeki bilimsel gerçeklerin anahtarı ile Kur'an'ın gösterdiği istikamet ve yolda kainat kapılarından içeri girerler. Asırların ihtiyacına göre fenni hakikatları zuhur ettirirler.

Bu sebeple, asırlardan beri Kur'an'ın gösterdiği işaret, hedef ve yollardan giderek İslam alimleri ve bilginleri, bu asrın anlayış ve idrakinin çok ötesinde ilmî gerçekleri ortaya koymuşlar ve çalışmalarına bu asrın insanlarını gıptayla yaptırmışlardır.

Yukarıda söylediklerimizin tamamı fenlerle ilgili gerçeklerdir. Dinlerle alakalı hakikatler zaten beşer aklının ve idrakinin çok ötesinde ve kemal noktasında en yüce doğrular ve gerçeklerdir.

Avrupalılar, kendi akıl ve fenleri ile yürüdükleri için ziyadesi ile mesai israfına girerek, deneme-yanılma metodu ile bazı gerçekleri çok geç bir zamanda müşkülatla elde etmişlerdir.

Bu hakikatlara çarpıcı birkaç örnek verebiliriz:

Başta peygamberlerin mucizeleri, beşer fenninin ve idrakinin varamayacağı nihayî hudutları çizmiştir. Denizden bir damla olarak, Peygamber Efendimiz (asm) mi'raç yolculuğunda bedeniyle atmosferi geçmesi, uzay gemileri ile uzayı tarassud etmeleri için, en çarpıcı ve güzel bir örnektir.

Piri Reis'in çizdiği harita ve Mimar Sinan'ın yapmış olduğu eserlerinde tartışılmaz ve emsalsiz sanat harikaları olarak önümüzde durmaktadır.

Macellan'ın dünyanın yuvarlaklığını keşfetmeden 400 sene evvel Galile'nin dünyanın döndüğünü ispatlamasından yıllarca önce, İmam-ı Gazali şöyle bir hüküm ortaya koymuştur:

"Kim dine zarar gelir düşüncesiyle, dünyanın yuvarlaklığını ve döndüğünü inkar etse, dine azim bir cinayet etmiş olur."

“Kim küreviyet-i arz gibi burhan-ı kat’iyle sabit olan bir emri, dine himayet bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir.”(2)

Hatta İmam-ı Gazali'den asırlarca önce yaşamış ve tâbiin dönemine kavuşmuş olan İmam-ı Şafi Hazretleri fıkhın kaidesi icabı olarak, dünyanın yuvarlaklığı hususunu ortaya atmıştır. Zira istikbali kıble olmasa namaz bozulur. Dünya düz olsa rüku ve sücutta namazın bozulması icab eder. İmam-ı Şafi Hazretleri mealen şöyle buyuruyor:

"Rüku ve sücud farz olan namazın makbuliyet için, dünyanın yuvarlak olması icab eder..."

“Emin ol, İmam-ı Şafiî ... Hem de kıble meselesinde diyecek:

"Kıble ve Kâbe öyle bir amud-u nurânîdir ki, semavatı Arşa kadar takmış ve nazm edip, küre-i arzın tabakatını ferşe kadar delerek kâinatın muntazam bir amud-u nurânîsi olmuştur. Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâsı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıbleyle temas ve musafaha edecektir.”(3)

Şimdi yüzlerce örneği olan İslam mütefekkirleri ve bilim adamlarının temayüz edenlerinden birkaç tanesinin ismini ve ifa etmiş olduğu çalışmayı örnek olarak verip cevabımızı tamamlayalım;

1. Cabir bin Hayyam (720-815) Modern kimyanın kurucusu kabul edilir.

2. Harizmî (780-850) Matematikte çığır açmıştır. Cebir ilmini kurmuştur. İlk defa sıfır (0) rakamını kullanan bilim adamıdır.

3. Farabi (870-950) Felsefenin otoritesi kabul edilip, Aristo'dan sonra ikinci öğretmen adıyla namı yayılmıştır.

4. Biruni (973-950) Matematik, astronomi, coğrafya vb. bilim dalında şaheserdir. Tüm bilim adamları XI. asra, "Biruni Asrı" demişlerdir.

5. İbni Sina (980-1037) Hipokrat ve o dönemin şöhretlerini gölgede bırakmıştır. "Tabiplerin Üstadı" olarak kabul edilmiştir. En önemli eseri olan "Kanûn-u Fit Tıp" Avrupa'da 600 sene kaynak olarak okutulmuştur.

6. Cezeri (1136-1206) Sibernetiğin kurucusudur. Bilgisayarın temelinin atıcısıdır. Bugünkü elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemlerin temelini oluşturmuştur.

7. Uluğ Bey (1394-1494) XV. asrın astronomu ünvanını almıştır. Aynı zamanda matematik üzerinde çalışmaları takdire şayandır.(4)

Son olarak da Elmalılı Hamdi Yazır, Kur'an'dan aldığı ilham ve dersle, asrın bilimsel gerçekleri arasında olan, ışınlama ve eşyanın nakli ile ilgili istihraçları hakikaten çok câlib-i dikkat ve TÜBİTAK'ın mevzuu olacak kadar önemlidir.

Bakara suresinde "Gaybe iman ederler veya gıyaben iman ederler."(5) ayet-i kerimesini tefsir ederken, her şeyin aslının tek şey olduğunu, bu sebeple her şeyin, her şeye dönüşebileceğini ifade etmekle kokunun, rengin, tadın dahi enerjiye dönüşebileceğini ispat ederek, bugünkü 5G programlarının temelini ifade etmiş ve ışınlanmayı orada nazara vermiştir.

O halde bilimsel gerçekler geliştikçe ve beşer ihtiyarlandıkça Kur'an gençleşiyor ve ulaşılmazlığını her zaman ve zeminde ispat ediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Hutbe-i Şamiye.
(2) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Birinci Mesele.

(3) bk. age.
(4) bk. TDV İslâm Ansiklopedisi, Uluğ Bey md., XLII, 127-149. Ayrıca bk. Cabir b. Hayyan, Harizmi Muhammed b. Musa, Farabi, Biruni, İbni Sina, Cezeri İsmail b. Rezzaz maddeleri.
(5) bk. Elmalılı H. YAZIR Hak Dini, Kur'an Dili, Bakara, 3. Ayetin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...