Block title
Block content

"Emr-i nisbî" ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Emr-i nisbî, “Müstakil bir varlığı olmayıp kıyaslama yoluyla ortaya çıkan emir, iş, hadise.” anlamına gelir.

Nisbî, “gerçekte olmayıp bir başkasına nispet edilen” demektir. Büyük-küçük, sağ-sol, ön-arka, üst-alt birer nisbî emirdir. Bunların hiçbiri mahlûk değildir. Kaya çakıldan büyüktür ve her ikisi de mahlûktur, ama “büyük” diye bir mahlûk yoktur.

Nitekim, o büyük dediğimiz kaya, dağa nispet edildiğinde küçük olur. Apartmanın ikinci katı birincinin üstünde, ama üçüncünün altındadır. Aynı hakikatin farklı mertebede tecellileri var. Bunlar da birbirine nispeten daha kâmil veya daha nakıs olurlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: E | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6965 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

zulfikar51710
Cüzi iradenin Emr-i nisbi Emr-i itibari olması: Cenab-ı Vacib-ül Vücuda nisbetle vücudu açığa çıkan, Cenab-ı Hakkın itibar etmesiyle,kıymet ve ehemmiyet vermesiyle varlığı inkişaf eden şeye emr-i nisbi veya emr-i itibari diyoruz.İrade-i cüziyenin mahiyeti ve o mahiyetin müstakbel bütün meyil ve tercihlerinin vücut mertebesi de emr-i itibaridir. Vücut mertebeleri muhteliftir. Pekçok tabakaları havi olan bu mertebeleri esas olarak 3 kısma tefrik edebiliriz: 1.Vacib:Ezeli ve ebedi,vücudu kendinden olup varlığı başka bir iradeye tabi olmayan,sadece Cenab-ı Hakka mahsus olan vücut. 2.Muhal:Vücuda gelmesi hiçbir surette mümkün olmayan,sadece ismi olup harici vücudu olmayan şirk, tesadüf gibi şeylerdir. 3.Mümkünat:İlm-i ezelide malum olup,irade-i külliyenin itibar etmesiyle,Kudret-i Rabbaniyenin vücud-u hariciye çıkardığı bütün eşya ki cüzi irade de o sınıftandır. İlm-i ezelisiyle tayin ve teşhis edilmiş her şey ,hikmet dairesinde mutlak vücuda gelecektir. Karanlıktaki bir ayineye şems itibar edip,feyz ve nur vermezse, ezelden ebede kadar,karanlıkta bir ayine olarak kalmaya mahkumdur.Çünki şemse mahsus olan ziya sıfatına ayine malik değil,muhtaçtır.Ayinenin, şemsin feyiz vermesiyle,şemsin bütün sıfatlarını aksettirebilme kabiliyeti vardır.Eğer güneş nur vermezse o kabiliyet sadece kuvveden ibaret kalır. Kendi kendine hiçbir sıfat ayinenin üstünde görünmez, itibari bir emirden ibaret kalır. İşte,cüzi irade ve onun meyilleri karanlıktaki ayine mesabesindedir.İşte ondandır ki,hasenatda insanların iftihara hakkı yoktur.İnayet-i İlahiye o meyillere irade-i külliyesiyle itibar etmese,Kudret-i Rabbaniye vücud-u hariciye çıkarmasa,sadece kuvveden ibaret kalırdı.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Hasenatta insanın iftihara hakkı yoktur zikr ettiğiniz gibi. fakat seyyiatta günahlarda mesuliyet tamamen insana aiddir kul iradesiyle günahlara meyl eder irade-i külliyenin onayından geçtikten sonra kudret-i rabbaniye vücud-u hariciye çıkartır yani yaratır onun için insan günahlarından mesuldür

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...