"Evet, hakikat-i mutlaka, mukayyet enzar ile ihata edilmez. Kur’ân gibi bir nazar-ı küllî lâzım ki ihata etsin." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ömründe hiç fil görmemiş bir kısım insanlara, ka­ranlık bir odadaki fili tarif etmeleri istenir. Elleriyle fili yoklayarak tarife çalışırlar. Filin bacağını tutan onu bir sütun zanneder. Kulaklarını yoklayan yelpazeye benzetir. Hortumunu yakalayan onu hortumdan ibaretmiş gibi değerlendirir. Hâlbuki bir mum yaksa­lar, fili hakikatte olduğu gibi görebileceklerdir. (1)

Kâinatın sırlarını ortaya koymaya çalışan insanoğ­lunun tarih boyunca yapabildiği ancak, "karanlıkta fi­lin tarifi" gibi olmuştur. Karanlıktaki fili her cihetten görmek için bir mum yeterlidir. Fakat şu âlemin bütün sırlarına vakıf ola­bilmek, âlemi hakikatte olduğu gibi görebilmek için va­hiy güneşine ihtiyaç vardır. Bu güneşe gözünü kapa­yanlar maddede boğulmuşlardır. Kur’an’ın ifadesiyle;

“Hayat, ancak dünya hayatı­dır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman he­lak eder.” demişlerdir. (2)

Her şeyi aklıyla bulmaya çalışanların hali, karanlıkta etrafını aydınlatmaya çalışan yıldız böceğine benzer. Kendi önünü bile aydınlatamayan bu böcek, nerede kaldı her tarafı aydınlatabilsin? Kur'an’ın ışığında hakikatlere müteveccih olanlar ise, Güneşin altında seyahat eden bal arısı gibidir. (3) Kendinde bir nur olmasa bile, Güneşin ışığıyla her tarafı görebilir.

Dipnotlar:

(1) Mevlâna, X, 328-29.

(2) Casiye, 45/24.

(3) bk. Nursî, Sözler, 196-197.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...