"Fakat ene, kendisi de gayet muğlâk bir muammâ ve açılması müşkül bir tılsımdır. Eğer onun hakikî mahiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi kâinat dahi açılır." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Bütün yanlışların ve doğruların kaynağında enenin mahiyetinin bilinmesinin veya bilinmemesinin yattığı hemen her paragrafta vurgulanıyor.
- Bu meselenin önemi hususunda neler söyleyebilirsiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu dersin devamında şöyle bir ifade geçiyor:

“On Birinci Söz’de mahiyet-i insaniyenin ve mahiyet-i insaniyedeki enaniyetin –mâna-yı harfî cihetiyle– ne kadar hassas bir mizan … … olduğu gayet kat’î bir surette tafsil edilmiştir.”(1)

Buna göre enaniyet, insan mahiyetinin bir hususiyeti oluyor. Yani, insanın mahiyetinde cüz’î irade vardır ve insan bu iradesini dilediği gibi kullanmakta serbest bırakılmıştır. Dünya imtihanının bir icabı olan bu serbestliği nefis hesabına kullananlar çok büyük isyanlara sapar ve nice cinayetler işlerler. Bilindiği gibi büyük sermayenin kârı da zararı da büyük olur.

İnsan mahiyetine konulan bu mükemmel istidat sermayesini yerinde kullananlar ise büyük hayırlara mazhar olur, âli derecelere yükselirler. Bunun için de enaniyetin hakikî mahiyetini bilmek ve insana bu hususiyetin niçin verildiğini doğru değerlendirmek gerekir.

İnsan, kendi mahiyetine konulan her duygunun, her kabiliyetin onun için ayrı bir marifet penceresi olduğunu, yani Rabbini tanımada ona ayrı bir ufuk açtığını bilse, daha önce de beyan edildiği gibi, kendisi için iki marifet kapısı birden açılır: Birisi mahlûkatı doğru değerlendirme kapısı, diğeri de kâinat Hâlıkını bütün esmâ ve sıfatlarıyla tanıma kapısı.

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...