"Ferdiyet-i Rabbâniye ve vahdet-i İlâhiye, bütün kemâlâtın medarı, esası olduğu ve kâinatın hilkatindeki hikmetlerin ve maksatların menşei ve madeni olduğu gibi..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatın yaratılmasındaki bütün hikmet ve gayeler, ancak tevhit ile anlaşılır ve kıymet kazanır. Ferdiyet ve vahdet tevhidi, yani Allah’ın Vahid, Ehad, tek ve yekta olduğunu ifade ediyor.

Mesela, kâinattaki sayısız ikram ve ihsanları Rahman ve Rezzak olan bir tek Allah veriyor deyip, sadece O’na yönelerek iman ve ibadet etmek kâinattaki o ihsan ve ikramları manalı ve manidar kılıyor. Şayet bu ihsan ve ikramlar karşısında kime iman ve şükür edileceği bilinmezse, ihsan ve ikramların veriliş gayesi ortadan kalkar ve kıymetten düşer.

İşte ferdiyet ve vahdet akıl sahiplerine bir rehber ve yol oluyor.

Bir sergide harika sanat eserlerini görüp mest olan bir insanda, o eserlerin sanatkârına karşı büyük bir sevgi ve müthiş bir hayranlık olur. O sergiyi ve içindeki eserleri manalı ve değerli kılan, o eserlerin sanatkârıdır. Sergi sahibi bilinmezse, sergideki bütün manalar, hikmetler ve gayeler boşa çıkar.

İşte şu uçsuz bucaksız kâinat da harika bir sergidir; içinde gayet hikmetli ve manalı sayısız eserler teşhir edilmiş. Bütün bu eserler ve gayeler de sanatkârına işaret ve delalet ediyor. Vahdet ve ferdiyet ise, bütün ilgiyi, takdir ve tahsini bir tek yaratıcıya tevcih ediyor.

"Cenâb-ı Hakk’ın kendi sanatının hârikalarını ve antikalarını sergilemesine karşı, Maşallah diyerek takdir etmek, ne güzel yapılmış deyip istihsan ederek, Barekallah diyerek müşahade etmek, sonra amenna deyip şehadet etmek, ..." (11. Söz)

Bu âlem sarayını ve onda teşhir edilen İlâhî sanat eserlerini temaşa etme konusunda burada şöyle bir sıralama nazara veriliyor:

“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”,

“İstihsan (güzel bulmak)”,

“Müşahede”, “İnanıp şahadet getirmek”,

“Başkalarını da şahit tutmak, (onlara da göstermek ve anlatmak)” ,

“İnkıyat ve mukabele.”

İlâhî eserleri takdir etmekle başlayan tefekkür ve terakki yolculuğu, Cenab-ı Hakk’ın emirlerine inkıyad ve mukabele ile yani ibadet ve itaat ile kemalini buluyor. Burada kişiyi ibadete götüren merhaleler sıralanmış oluyor. Böylece, kâinatı bu mânâda seyretmeyenlerin ruhlarında ibadet arzu ve iştiyakının uyanmayacağı da ders verilmiş oluyor.

“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”, “istihsan (güzel bulmak)” ve “müşahede etmek (görmek, seyretmek)” bütün insanlarda bulunan ortak meziyetlerdir. Ancak, bu mahlûkatı Allah’ın eserleri olarak seyretmek gerekir. Aksi halde sadece eserlere hayran olmakla kalınır, bu ise ruha bir kemal vermez. Onun için, Üstad Hazretleri; “maşaallah diyerek takdir etmeyi”, “ne güzel yapılmış deyip istihsan etmeyi” ve “barekallah diyerek müşaade etmeyi” ehemmiyetle nazara veriyor.

Ferdiyet ve vahdet olmasa fikirler dağılır, minnet ve teşekkürler sebeplere ya da batıl ilahlara kayar.

Bu yüzden, kâinatın yaratılmasındaki bütün gayeler ancak vahdet ve ferdiyet ile manalı ve hikmetli oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...