"Hadsiz alamet-i farika ile bütün insanlara bakan şu insan yüzündeki sikke-i vahdet…" Buradaki "sikke-i vahdet" tabirini ve bütün kâinatın omuz omuza ve baş başa vermesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hiç mümkün müdür ki, hadsiz alâmet-i farika ile bütün insanlara bakan şu insan yüzündeki sikke-i vahdete ve bütün mevcudatı omuz omuza, el ele, baş başa veren kâinat üstündeki hâtem-i vahdâniyete Vâhid-i Ehadden başka bir şeyin müdahalesi bulunsun?" (Mektubat, 20. Mektup, 2. Makam)

Vahdet birlik demektir, zıddı kesrettir yani çokluktur.

İnsan simasındaki iki gözü, iki kulağı, iki dudağı,…, rakama döküldüğünde bir çokluk karşımızı çıkar. Ancak bu kesret aynı simada yer almakla vahdete ermişler ve bir tek şey gibi olmuşlardır. Bu vahdete şirk gidemez, yani insanın gözlerini başkası, kulaklarını başkası yaratmış olamaz.

İnsan simasındaki bu vahdet, bütün simalarda da söz konusudur. Hepsinde vahdet bulunmakla birlikte hiçbir sima diğerinin aynı değildir. Her biri, kendisini bütün simalardan ayıran bir alamet taşımaktadır. Gözü, kulağı ve sairlerini birer harf olarak düşündüğümüzde, aynı harflerle bu harflerin yerleri ve sayıları da değişmemek üzere sonsuz sayıda farklı kelime yazılmış gibidir.

İnsan simasındaki bu vahdet kâinat siması için de aynen söz konusudur. Onda da kesret içinde bir vahdet vardır. Yani bütün varlık âlemi “omuz omuza, el ele, baş başa” vererek birlikte çalışmaktadır. Bir fabrikanın bütün çarklarının ondan çıkacak mamul maddeye göre şekillenmesi, vazifelendirilmesi ve birlikte çalışmaları gibi, bu kâinattaki bütün varlıklar da başta insan olmak üzere, bütün canlıları netice verecek şekilde bir fabrikanın çarkları gibi, tam bir tesanüd ve teavün sergileyerek birlikte çalışmaktadırlar.

Bu küllî ve azametli tasarrufa Vâhid-i Ehadden başka bir şeyin müdahalesi” olamaz.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Her bir zîhayat kendisi dahi, birer sikke-i tevhid, birer hâtem-i vahdet, birer mühr-ü ehadiyet, birer turra-i samediyettirler." İzah edip sikke-i vahdet taşıyan mahlûklara misal verir misiniz?

- "Bizim yüzümüzdeki sikke-i vahdeti ve turra-i ehadiyeti görmüyorsun, anlamıyorsun. Ve bizim nizamat-ı aliyemizi ve kavanin-i ubudiyetimizi bilmiyorsun." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...