"Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim." Hadislerde ölümü istemeyiniz denir, nasıl telif edebiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu gibi ifadeler büyük insanların nasıl çok ağır ve meşakkatli bir imtihana, dehşetli eza ve cefalara maruz kaldıklarına işaret ediyor.

“İnsanlar içinde en ağır imtihana çekilenler peygamberlerdir. Sonra sırasıyla (rütbeleri) onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir.” (bk. Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1:519;Hâkim, el-Müstedrek, 3/343; Müsned, 1/172, 174, 180, 185, 6:369)

“Belâların en büyüğü peygamberlere, sonra evliyaya, sonra diğer has kullara gelir.” Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel, I/172, 174.

Bu ve benzeri hadisler, peygamberlerin ve onlarla beraber o belaları göğüsleyen arkadaşlarının ne büyük imtihandan geçtiklerini göstermektedir.

Ölümü istemek iki sebepten dolayıdır. Birisi, imansızlık ve tevekkülsüzlükten dolayı, kâinatın dehşetli hâdiselerinin altında ezilmekten hâsıl olan manevî sıkıntıdır. İmanı olmayan ya da takvasızlık ve ibadetsizlikten dolayı, imanı hayatına tesir etmeyen insanlar, dünyanın bir takım sıkıntı ve musibetleri karşında dayanamayıp ölümü ve intiharı isterler.

Diğeri ise, imanın ve aşk-ı İlahi’nin kemalinden gelen arzu-yu vuslattır. Yani Allah’a olan aşk ve imandan gelen bir kavuşma arzusudur. Bu yüzden, Allah dostları, ölümü düğün günü olarak görmüşler. Hazreti Yusuf (as)’ın ve Üstad'ın ölümü düşünmesi ve istemesi bu yönü iledir. Peygamber Efendimiz (asm)'in dünyayı cennete nispeten zindan gösteren hadisleri de bu manaya işaret eder. Meseleye, "Kim zindan da iken, saraylara gitmeyi arzu etmez?" manasında bakabiliriz.

Otuz İkicin Söz'ün İkinci Mevkıf'ında geçen aşağıdaki ifadeler konumuzu biraz daha aydınlatır:

"Şimdi, dünyayı tahkir edenler dört sınıftır."

"Birincisi: Ehl-i marifettir ki, Cenâb-ı Hakkın marifetine ve muhabbet ve ibadetine sed çektiği için tahkir eder."

"İkincisi: Ehl-i âhirettir ki, ya dünyanın zarurî işleri onları amel-i uhrevîden men ettiği için veyahut şuhud derecesinde imanla cennetin kemâlât ve mehâsinine nisbeten dünyayı çirkin görür. Evet, Hazret-i Yusuf Aleyhisselâma güzel bir adam nisbet edilse yine çirkin göründüğü gibi, dünyanın ne kadar kıymettar mehâsini varsa, cennetin mehâsinine nisbet edilse hiç hükmündedir."

"Üçüncüsü: Dünyayı tahkir eder, çünkü eline geçmez. Şu tahkir dünyanın nefretinden gelmiyor, muhabbetinden ileri geliyor."

"Dördüncüsü: Dünyayı tahkir eder; zira dünya eline geçiyor, fakat durmuyor, gidiyor. O da kızıyor. Teselli bulmak için tahkir eder, “Pistir” der. Şu tahkir ise, o da dünyanın muhabbetinden ileri geliyor. Halbuki makbul tahkir odur ki, hubb-u âhiretten ve marifetullahın muhabbetinden ileri gelir."

"Demek, makbul tahkir, evvelki iki kısımdır. Cenâb-ı Hak bizi onlardan yapsın. Âmin, bihurmeti Seyyidi’l-Mürselîn."

Diğer bir mana olarak; Üstad Hazretlerinin o büyük sıkıntılara rağmen, sabır ve metanet ile mücadeleye devam etmesi ve muhtemel ki vehminden geçen intihar gibi kuruntulara ehemmiyet vermeyip, sadece üzerindeki baskının vahametini ifade etmekte tasvir etmesi, onun ne denli büyük bir alim ve veli olduğunu bize gösteriyor.

Evet, son asırda başta Bediüzzaman olmak üzere Kur’an’a ve imana hizmet eden ilim ve irfan erbabı her türlü zulüm, istibdat, hapis ve sürgün gibi eza ve cefalara maruz kalmışlardır.

Üstad’ın ifadesiyle: “Elleri bağlı, zaif ve hasta bir tek adama ordular taarruz ettiği” halde, O, bu gayesinden dönmemiş, davasından zerre kadar taviz vermemiş, eğilmemiş, yılmamış ve yıkılmamıştır.

Bediüzzaman, sabır ve metaneti sayesinde gizli zındıka komitelerini tarumar etmiş ve bütün planlarını akim bırakmıştır. Onun beşer takatinin üstündeki bu harika metanet ve gayretini, sabır ve tahammülünü, celadet ve şecaatini tarih hakkıyla takdir edip, hayranlıkla yad edecektir.

Bediüzzaman Hazretleri akıl almaz zulüm ve işkencelere maruz kaldığı halde, daima müsbet hareket metodunu uygulayıp, bedduayı bile menfi hareket saymış, talebelerine de sabrı ve müspet hareketi tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber’i (a.s.m) kendisine rehber edinen Bediüzzaman, kendisine hapishanelerde yer hazırlayıp zulmedenlere bile hakkını helal ettiğini ifade etmiştir. Bu bakımdan onun hayatı sabır ve metanetin en güzel örneklerinden biridir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 10.093
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...