"Havayı emir ve iradesine bir nevi arş, ve nur unsurunu ilim ve hikmetine diğer bir arş, ve suyu ihsan ve rahmetine başka bir arş, ve toprağı hıfz ve ihyâsına bir çeşit arş yapmış,.." İzah eder misiniz, meleklerin buradaki vazifesi nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve mahlûkat-ı arziyeyi, rububiyeti noktasında, havayı emir ve iradesine bir nevi arş, ve nur unsurunu ilim ve hikmetine diğer bir arş, ve suyu ihsan ve rahmetine başka bir arş, ve toprağı hıfz ve ihyâsına bir çeşit arş yapmış; o arşlardan üçünü mahlûkat-ı arziye üstünde gezdiriyor."(1)

Allah’ın her bir isim ve sıfatının galiben tecelli ettiği bir saha ve bir makam vardır. Bu makamda bir isim ve sıfat galipken, diğer isim ve sıfatlar ise ona tâbidir, onun riyaseti ve gölgesi altında işlerler.

Allah’ın her isim ve sıfatı; diğer isim ve sıfatlarından hüküm ve mâna bakımından farklı olmasından dolayı, arşı hükmünde olan tecelli edeceği makam ve sahada ona göre farklı ve başka bir şekle ve vasfa girer.

Mesela; irade sıfatının mâna ve hükmü ile kudret sıfatının mâna ve hükmü nasıl farklı ise, bu sıfatların galiben tecelli ettiği makam ve sahalar da ona göre farklıdır.

Mesela; Allah’ın irade sıfatı, kudret sıfatına nisbetle daha nahif ve latif olmasından dolayı, tecelli sahası olan hava da ona göre nahif ve latiftir. Havanın İrade sıfatına arş olmasında, bu mâna büyük bir unsurdur.

Su bütün canlıların en temel ihtiyacı ve bütün bitki ve hayvanatın temel kaynağı olmasından dolayı, bütün ikram ve ihsanlar su temelinde bize ikram ediliyor. Bu sebeple şefkatin en müşahhas vasıtası olan ihsan ve ikramlar, su vasıtası ile geliyor. Su bu yönü ile Allah’ın ihsan ve şefkatine bir arş oluyor.

Toprak; hayata ve hayatın muhafazasına kaynaklık etmesinden dolayı, Allah’ın Hafiz ve Muhyi isimlerine arş vazifesini görüyor. Zira bütün tohumları bünyesinde muhafaza eden ve emziren topraktır. Tohumlar ise; bütün canlıların hayat menbaıdır.

Aynı şekilde nurun ilim ve hikmet sıfatına arş olması, bu sıfatların nuranîliğinden ve mahiyetinden ileri geliyor. Nur ile ilim iç içe iki mefhumdur. İlim maddî kayıtlardan münezzeh olduğu gibi, onun tecelli sahası olan nur da kısmen maddî kayıtlardan münezzeh oluyor.

Üstad Hazretlerinin ekseri ince ve latif imanî mevzuları nur temsilleri ve güneş ile izah etmesi ve Risale-i Nurların birçok yerinde nur ifadesinin geçmesi hep ilim ve hikmet sıfatı ile alâkalıdır.

Allah kâinatta her bir unsura münasip bir melek taifesi vazifelendirmiştir. Yağmur damlalarından tut tâ bütün mahlûkatı kuşatan arş-ı âzama kadar, her şeye müvekkil bir melek mevcuttur. Elbette bu melekler vekâlet ettiği şeyin yapısına ve bünyesine uygun bir mahiyettedir. Damlaya vekâlet eden melekle arşa vekâlet eden melek aynı olmaz. Aynen bunun gibi hava, su, toprak ve ateşe vekâlet eden melekler de onun mahiyetine ve bünyesi ile mütenasibtir.

Meleklerin vekâlet ve vazifesinden maksat, o vekâlet ettiği şeyin üstünde tecelli eden isim ve sıfatların mânalarını okuyup, hem unsur adına, hem de kendi namına Allah’a arz-ı ubudiyet etmektir. Yoksa o unsurlar üstünde hakikî bir tasarrufları yoktur.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...