"Hayat, bütün kâinattan süzülmüş en safi bir hülasası olduğu gibi, kâinattaki en mühim bir maksad-ı ilahi ve hilkat-i âlemin en mühim neticesi olan şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbeti netice veren bir sırr-ı azamdır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak, tamamını cansız elementlerden teşekkül ettirdiği şu görenen âlemi bir hayat tazgahı olarak takdir etti ve bu tezgâhta ilk olarak bitkileri, sonra hayvanları, en sonunda da insanları yarattı.

Hayatsız kâinat ne kadar manasız ise, ibadetsiz ve şükürsüz bir hayat da o kadar hikmetsiz ve manasızdır. Kâinat fabrikası nasıl hayatı netice vermek için tesis edilmiş ise, hayat da şükür ve ibadeti netice vermek için yaratılmıştır.

"Şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür." (Mektubat, 29. Mektup)

Şükür; Cenab-ı Hakk’ın ihsan etmiş olduğu maddî ve manevî, enfüsî ve afakî bütün nimetlere saygı göstermek ve hürmet etmektir.

Kâinatın en son ve en cemiyetli meyvesi olan insanın yaratılış gayesi, en mühim vazifesi ve en harika meyvesi iman, ubudiyet, tefekkür, zikir, dua ve şükür gibi ulvi hakikatlerdir.

Pazarda bedeli ödenmeden alınan bir mal nasıl hırsızlık ve haram oluyorsa, şükrü eda edilmemiş nimetlerden faydalanmak da bir yönü ile gasp demektir ki, bunun bedeli ise ahirette ödetilecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...