"İbadet, şükürdür. Şükür, Mün’ime edilir; yani nimetleri veren zata şükretmek vaciptir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Kâinatı sayısız nimetlerle dolduran Allah’ın, akıl ve şuur sahibi insanlardan ve cinlerden bu nimetlere karşı ibadet ve şükür istemesi gayet normaldir hatta çok zaruridir.
İbadet ile şükür, beden ile ruh, hava ile akciğer gibidir. Hatta ibadet, şükrü zahir hâle getiren bir şekilden ibarettir. Mesela, namazın şekillerinin arka planında ve içinde şükür manası ve ruhu vardır.
Ortada bir nimet varsa, o nimete karşı şükür de gerekir. Nimet ile şükür arasında kat’î, zarurî ve kopmaz bir münasebet bulunuyor; yemek yeme ile tokluk arasında olduğu gibi. Yemek yediğimizde arkasından tokluk hissi gelir, bu İlahî bir kaidedir. Bu durumda tok olmak istiyorsak, yemek yememiz zaruridir. Benzer bir durum nimet ile şükür arasında da bulunuyor.
Allah, insanın beşiği olan yeryüzünü sayısız nimetlerle doldurmuştur. Üstelik bütün bu nimetler insana göre yaratılmıştır. Allah’ın bu nimetlere karşı insandan istediği tek ücret ise şükürdür.
Şükür; Cenab-ı Hakk’ın ihsan etmiş olduğu maddî ve manevî, enfüsî ve afakî bütün nimetlere saygı göstermek ve hürmet etmektir.
Kâinatın en son ve en cemiyetli meyvesi olan insanın yaratılış gayesi, en mühim vazifesi ve en harika meyvesi iman, ubudiyet, tefekkür, zikir, dua ve şükür gibi ulvi hakikatlerdir.
Pazarda bedeli ödenmeden alınan bir mal nasıl hırsızlık ve haram oluyorsa, şükrü eda edilmemiş nimetlerden faydalanmak da bir yönü ile gasp, hırsızlık demektir ki, bunun cezası da şiddetli olacaktır.
Şükür ve ibadet ise, yalnız ve yalnız nimeti veren Münim'e yani Allah’a karşı yapılır. Bunu yapmak da insanın en mühim bir vazifesidir. Şükrü terk etmek, farzı terk etmektir ve cezası da çok ağırdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Arzın semereleri insana hadim oldukları gibi, insanlar da onların Sani'lerine hadim olmaları lazım olduğuna.... İfadesinde Sani'e hadim olmak, şükretmek olarak mı anlamalıyız. Biz Allah'a nasıl hadim olabiliriz?