"Cenâb-ı Hak, hadsiz envâ-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukàbil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ortada bir nimet varsa, o nimete karşı şükür de gerekir. Nimet ile şükür arasında kat’î, zarurî ve kopmaz bir bağ bulunuyor; yemek yeme ile tokluk arasında olduğu gibi. Yemek yediğimizde arkasından tokluk hissi gelir, bu İlahî bir kaidedir. Bu durumda tok olmak istiyorsak, yemek yememiz zaruridir. Benzer bir durum nimet ile şükür arasında da bulunuyor.

Allah, insanın beşiği olan yeryüzünü sayısız nimetlerle doldurmuştur. Üstelik bütün bu nimetler insana göre yaratılmıştır. Allah’ın bu nimetlere karşı insandan istediği tek ücret ise şükürdür.

Şükür; Cenab-ı Hakk’ın ihsan etmiş olduğu maddî ve manevî, enfüsî ve afakî bütün nimetlere saygı göstermek ve hürmet etmektir.

Kâinatın en son ve en cemiyetli meyvesi olan insanın yaratılış gayesi, en mühim vazifesi ve en harika meyvesi iman, ubudiyet, tefekkür, zikir, dua ve şükür gibi ulvi hakikatlerdir.

Pazarda bedeli ödenmeden alınan bir mal nasıl hırsızlık ve haram oluyorsa, şükrü eda edilmemiş nimetlerden faydalanmak da bir yönü ile gasp, hırsızlık demektir ki, bunun cezası da şiddetli olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...