Hayvanların her birinin kendine has ruhu var mıdır, yoksa nevinin ortak bir ruhu mu vardır? Risalelerde nasıl geçiyor acaba?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanların her ferdinin kendine özgü bir ruhu olduğu gibi, hayvanatın da her ferdinin kendine ait hususi bir ruhu vardır. Mesela karınca türünün ortak ve kolektif bir ruhu var ve bütün karıncalar bu ortak ruh ile kaimdir, demek yanlış olur. Çünkü her karıncanın kendine ait hususi bir ruhu bulunmaktadır ve bu ruhu ile ebedi yaşayacaktır.

Ruh varlığın esası ve özü olduğu için, sahibine bir kimlik ve şahsiyet bahşediyor. Yani kimde ruh varsa, o kimse şahsiyet ve ferdiyet kazanıyor. Mesela bir tavuğun ruhunun olması ona bir şahsiyet ve ferdiyet verdiği için, ruhu ile ahiret aleminde ebedi olarak yaşayacaktır. Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Hem o Rahmân'ın nihayetsiz rahmetinden uzak değil ki, nasıl vazife uğrunda, mücahede işinde telef olan bir nefere şehadet rütbesini veriyor ve kurban olarak kesilen bir koyuna, âhirette cismanî bir vücud-u bâki vererek Sırat üstünde, sahibine burak gibi bir bineklik mertebesini vermekle mükâfatlandırıyor. Öyle de, sair zîruh ve hayvanatın dahi, kendilerine mahsus vazife-i fıtriye-i Rabbâniyelerinde ve evâmir-i Sübhâniyenin itaatlerinde telef olan ve şiddetli meşakkat çeken zîruhların, onlara göre bir çeşit mükâfat-ı ruhaniye ve onların istidatlarına göre bir nevi ücret-i mâneviye, o tükenmez hazine-i rahmetinde baîd değil ki bulunmasın; dünyadan gitmelerinden pek çok incinmesinler, belki memnun olsunlar. Lâ ya'lemu'l-ğaybe illâllah."(1)

"Hayvanların ruhları bâki kalacağını ve hüdhüd-ü Süleymanî (a.s.) ve Neml’i ve Nâka-i Salih (a.s.) ve kelb-i Ashâb-ı Kehf gibi bazı efrad-ı mahsusa hem ruhu, hem cesediyle bâki âleme gideceği ve herbir hayvan nevinin arasıra istimâl için birtek cesedi bulunacağı, rivâyetlerden anlaşılmakla beraber; hikmet, hakikat, rahmet ve rubûbiyet öyle iktiza ederler."(2)

Nebatatın müstakil ruhları bulunmuyor, onların ortak ve kolektif bir ruhları vardır ki; Üstad Hazretleri bu ruha "teşekkülat kanunu" diyor.

"Meselâ, bir incir ağacı ölse, dağılsa, onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı, zerre gibi bir çekirdeğinde, ölmeyerek bâki kalır."(3)

Üstad yukarıdaki ifadelerinde açık bir şekilde, nebatatın yani bitkilerin de bir kanunları olduğunu söylüyor. Hatta bitkilerin oluşumunda hükümferma olan bu kanunlar, bir çeşit bitkilerin ruhu hükmündedir. Şayet bu kanunlara harici bir vücut giydirilse ve başına da şuur takılsa, bunlar da insan olabilir, bir mahiyettedirler. Lakin bitkilerde bu ruh ortak ve kolektiftir, bireysel ve hususi değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Yedinci Söz.
(2) bk. Şualar, Üçüncü Şua.
(3) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...