"Hem de kelam-ı tabii gibi olduğundan, mütekellimin mizac-ı hissiyatını andırır..." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad'ımız, eserlerinin üslup açısından bir kıymet ifade etmese de dört orjinal halinden dolayı umumun rağbet ve teveccühünü kazanacağını ümid etmektedir. Bu dört hal;

Birincisi, bu sözlerim dağ meyvesi gibi hazmı ağır ve acıdır. Bizler ilk çağlardan bu zamana gelmemiş bir milletiz. Hürriyetimizi şimdiki zelil ve sefih medeniyete feda etmedik.

"İkincisi: Tabiiliktir. Yani benim tabiatıma muvafıktır. Zîrâ, benim gibi bir bedevinin fikri fıtrat-ı asliyeye daha yakın olduğundan muhakemesi de tabii ve hadis-ül ahddır. Sun’î ne kadar mükemmel olursa, tabii yerini tutmaz."

"Hem de kelam-ı tabii gibi olduğundan, mütekellimin mizac-ı hissiyatını andırır.. ve okunduğu vakit, madeni benim gibi bir Kürd olduğunu nazar-ı hayale karşı tecessüm ettirir ve zihinde maneviyatın resmini doğru nakşeder."(1)

Üçüncüsü, giyiniş tarzımın herkese garip gelmesi gibi, ifadelerim de gayet gariptir.

Dördüncüsü, verdiğim cevaplar birbiri içerisine girmiş zıtlar gibi, birbiri içindeki zamanlar gibi hem muhtelif hem muvafıktır.

İkincisinin izahi;

Benim ifadelerim edebi açıdan süslü püslü değildir; ama gayet doğaldır. Manalar kalpten nasıl geliyor ise, ifadeler de bu gelişe en yakın bir üslup ile dillendiriliyor. İfade ile mana arasında ne kadar yakınlık varsa, o kadar da etki var demektir. Ben köylüyüm, derdimi de köylü üslubu ile derim. O zaman dinleyenler benim doğallığımı ve köylülüğümü; hayalinde daha güzel tasavvur eder, daha güzel empati kurarlar.

Suni ve yapmacık ifadeler, ne kadar güzel ve haşmetli de olsa, natürel üslubun yerini asla tutamaz. Tabii üslup insanın hissiyatını da karşıya yansıtır. Hem de bu doğal üslup sayesinde, benim yöremin güzelliklerinden ve hissiyatlarından haberdar olurlar...

Evet, " لَيْسَ الْكُحْلُ كَالتَّكَحُّلِ Yani, fıtrî karagözlülük, sun’î (yapma) karagözlülük gibi değildir. Yani, yapma ve sun’î olan bir şey ne kadar güzel ve ne kadar kâmil olursa olsun, fıtrî ve tabiî olan şeylerin mertebesine yetişemez ve onun yerine kaim olamaz. Herhalde sun’îliğin yanlışlıkları, onun ahvalinden, etvârından belli olacaktır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Asar-ı Bediyye, Makaleler, Makale-5, s.492.
(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 23-24. Ayetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...