"Her bir mertebenin söylediği 'La ilahe illallah' şehadetini dediğim vakit, o küllî lisan benim oluyor..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Nasıl Hizb-i Nuriye Risale-i Nur’un ve Âyetü’l-Kübrâ’nın bir hülâsasıdır; öyle de on dakika zarfında Hizb-i Nuriyenin bir hülâsası, bu Ramazan-ı Şerifin feyzinden ve Ramazan’da telif edilen ve yeni intişar eden Ramazaniye Risalesi olan Âyetü’l-Kübrâ’nın otuz üç mertebe-i vücûb ve vücûd ve tevhid otuz üç elsine-i külliye ile tezahür ettiği gibi, ruh ve hayal ve kalb o noktadan öyle bir inbisat ve inkişaf etti ki, her bir mertebenin söylediği Lâ ilâhe illâllah şehadetini dediğim vakit, o küllî lisan benim oluyor gibi azametli bir tevhid hissettiğimden, Âyetü’l-Kübrâ, güneş gibi iman nurlarını ruhlara telkin edebilir. Şeksiz şüphesiz kanaat ettim ve gördüm ve İmam-ı Ali’nin (r.a.) ona verdiği ehemmiyetin sırrını bildim." (Emirdağ Lâhikası-I, 38. Mektup)

İfade, Ramazan ayının manevi atmosferinde yaşanan "imanın külliyet kesbetmesi" halini anlatmaktadır.

Ramazan ve Feyiz Kaynağı "On dakika zarfında...": Deneyimin hızına ve anlık manevi sıçramaya işaret eder.

"Bu Ramazan-ı Şerifin feyzinden...": Ramazan ayı, ibadetlerin, tefekkürün ve manevi yükselişin katlandığı, bereketli bir zaman dilimidir. Bu manevi açılımın ana kaynağı Ramazan'dır.

"Hizb-i Nuriye'nin bir hülasası...": Hizb-i Nuriye, Risale-i Nur'dan seçilmiş dualar ve ibadet metinleridir. Bu metinlerin okunması, manevi bir özeti ve odaklanmayı sağlamıştır.

Ayetü'l-Kübra ve İmanın İnkişafı

"Ayetü'l-Kübra'nın otuz üç mertebesi vücub ve vücud ve tevhid otuz üç elsine-i külliye ile tezahür etti":

Ayetü'l-Kübra Risalesi: Kâinattaki her şeyin (33 mertebe / pencere ile) Allah'ın varlığını, birliğini (tevhid) ve zorunlu varlığını (vücub) ispat ettiğini gösterir.

Otuz Üç Elsine-i Külliye (Külli Diller): Kâinattaki her bir varlık türü (Güneş, denizler, ağaçlar, yıldızlar vb.) kendi lisan-ı haliyle Allah'ın birliğini ilan eder.

Ruhta ve Kalpte Yaşanan Hâl (İnbisat ve İnkişaf)

"Ruh ve hayal ve kalp o noktadan öyle inbisat ve inkişaf etti ki...":

İnbisat (Genişleme): Sıkışık, dar ve kişisel düşünce sınırlarından çıkıp, genişleme, kâinat çapında düşünme halidir.

İnkişaf (Açılma): Gizli olan manevi hakikatlerin açığa çıkması, kalp gözünün açılmasıdır.

O küllî tevhidi anlama noktasıyla birlikte, kişinin ruhu, hayali ve kalbi, sadece kendi darlığından kurtulup kâinat boyutuna açılmıştır.

"Her mertebenin söylediği 'Lâ ilâhe illallah' dediğim vakit küllî lisan benim oluyor.": İşte cümlenin en kritik noktası burasıdır.

Külli Lisan: Sadece kendi diliyle "Lâ ilâhe illallah" (Allah'tan başka ilah yoktur) demek yerine, 33 mertebenin tamamının, yani bütün kâinatın diliyle ve şahitliğiyle bu kelimeyi söylemek demektir.

Üstad Hazretleri, tefekkürün derinliği sayesinde o anlık manevi halinde, Güneş'in birliği ilan edişini, ağacın zorunlu varlığı ispat edişini, denizin tevhid feryadını kendi şahsi diline ve hissine dâhil etmiştir. Kendisi "Lâ ilâhe illallah" dediğinde, bu kelimeyi sadece kendi dili değil, adeta bütün kâinatın sesi ve lisanı olarak söylemiş gibi olmuştur.

Özetle; "Ramazan feyzi ve Risale-i Nur tefekkürü sayesinde, kısa bir anda yaşadığım manevi sıçrama ile bütün kâinatın Allah'ın birliğini ilan eden sesini ve şahitliğini kendi kalbime ve dilime aldım. Benim söylediğim tevhid kelimesi, o an için bütün kâinatın imanı ve şahitliği kadar büyük bir anlam ve kuvvet kazandı."

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Ramazan-ı Şerifte Ayetü’l-Kübra’dan çıkan ve bir saat tefekkür bir sene ibadet manasını taşıyan Hizb-i Nuriye Ayetü’l-Kübra’dan çıktığı misillu, bizim tesbihatımızda..." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 198
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...