Block title
Block content

"Her müstaid nefsi için içtihad edebilir, teşri edemez." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Her müstaid nefsi için içtihad edebilir, teşri edemez."(1)

Önce "Müstaid, içtihad edebilir.” ibaresinin izah ve açılımını yapalım. Yani içtihatta nasıl müstaid ve müçtehit olunur, onun gereklerini ve şartlarını kısaca izah edelim.

Müçtehit, Kur'an ve sünnet içinde avam insanların göremediği işari ve hafi hükümleri çıkarıp izhar edebilecek kuvvetteki alimlere denir. İlimin zirvesi müçtehitlik makamıdır. Müçtehitlik makamına ulaşmak için bir çok ilimde derinleşmek ve bu ilimlere kemali ile vakıf olmak gerekir. Bu ilimlerde derinleşmemiş ve içtihat derecesine ulaşmamış kimseler müstaid kapsamına giremezler. Yani avam ve içtihat seviyesine çıkmamış alimlerin içtihat etmesi caiz değildir. 

Kur'an ve sünnet bütün dini ilimleri içinde barındıran ana kaynaklar olmasından, her bir ilim sahibi müçtehit kendi alanı ile ilgili hükümleri o kaynaktan alıp avam insanlara  izhar ediyorlar. Dolayısı ile bir müçtehidin her ilim dalında müçtehit olması gerekmez. Bir nevi branşlaşma vardır. Her ilim dalının üstat ve müçtehitleri farklıdır. Bir alanda müçtehit olan birisi, diğer ilim dallarında müçtehit olamayabilir. Bütün ilim dallarında içtihat makamına ulaşmak, tarihte çok az kişilere nasip olmuştur. Buna en güzel örnek İmam Azam (ra)'dır.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz ilimlere ve kabiliyetlere sahip olan bir müçtehidin içtihadı, ancak kendini ve kendine taraftar olanları bağlar. Başka müçtehitleri ya da mezhepleri bağlamaz. Yani müçtehidin içtihadı, şeriatın herkesi bağlayan muhkem emirleri gibi değildir. Bu noktadan dolayı müçtehit şari olamaz, yani Allah ve Resulü (asm) gibi yasa koyucu değildir. Yapmış olduğu içtihat da ümmeti bağlamaz. Bir hükmün ümmeti bağlayabilmesi için, Allah ve Resulü (asm) tarafından konulması gerekir. İçtihat ve yorum ile elde edilen izafi hükümler, ancak müçtehidi ve ona taraftar olanları bağlayabilir.

Müçtehidin içtihadı şerittandır, ama şeriat değildir. Bir içtihadın bütün ümmeti bağlayabilmesi için bütün müçtehitlerin bu içtihat üstünde ittifak ve icma kurması gerekir. Zira müçtehitlerin bir içtihat üstünde icma ve ittifak kurması da şeriatın Kur’an ve sünnetten sonra üçüncü bir delili ve üçüncü bağlayıcı bir unsurudur. Yani bir müçtehidin içtihadı sadece kendini bağlarken, bu içtihat bütün müçtehitlerce onaylanır ve  üzerinde ittifak kurulur ise o zaman bu içtihat şeriatın muhkem bir hükmü gibi bütün ümmeti bağlar hale gelir, bir nevi yasalaşmış olur. Bunun dışında müçtehitlerin icmasız ve ittifaksız içtihatlarını, şeriatın bir kanunu gibi uyulmaya davet etmeleri yanlış ve bidattır, uyulması da gerekmez. İşte Üstad Hazretleri bu ifadede bu manalara işaret ediyor.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hakikat çekirdekleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4318 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...