"Her şey bismillâh der. İşte, bütün mevcudat gibi, her bir zerre ve zerrâtın her bir taifesi ve mahsus her bir cemaati, lisan-ı hâl ile bismillâh der, hareket eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mevcudatın kendi kuvvet ve kapasitelerinin çok üstünde iş yapmaları, kendi güçleriyle bu işi yapmadıklarının güzel bir ispatıdır. Zayıf bir adamın kalabalık bir gurubu zorla hizaya sokması, bir yere götürmesi, bir işte çalıştırması gösteriyorki, bu adam devletin polisi veya askeridir. Bu işleri kendi gücüyle değil, devletin gücü ve kudretiyle yapar. Aynen öyle de her bir zerre ve mevcut sonsuz aciz olduğu halde, sonsuz bir kudretin ancak yapabileceği işleri zahiren görmesiyle, kendisinin sonsuz kuvvet ve kudret sahibi bir zatın namıyla ve hasebiyle yapar.

Aynen bunun gibi zerreler ve zerrelerin oluşturduğu varlıklar da Birinci Söz'de geçtiği gibi, işleri kendi kuvvetleri ile değil, Allah namına "bismillah" diyerek yapmaktadırlar: Evet,

“Her şey, Cenab-ı Hakk'ın namına hareket eder ki zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç, Bismillah der. Hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor."

"Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki çeşit çeşit, pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor."

"Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar."

"Her bir nebat (bitki) ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler, geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur. Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi o sert taş ve topraktaki köklerin kemal-i suhuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi hem şiddet-i hararete karşı aylarca nazik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki:"

"En güvendiğin salabet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer Asâ-yı Mûsâ (a.s.) gibi فَقُلْناَ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ ["Bir zaman da Mûsâ, kavmi için su arayıp Allah'a yalvarmıştı. ‘Vur asânı taşa' buyurduk." (Bakara, 2/60)] emrine imtisal ederek taşları şakkeder."

"Ve o sigara kâğıdı gibi ince, nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrahim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونِى بَرْداً وَسَلاَماً ["Ey ateş, serin ve selâmetli ol." (Enbiyâ, 21/69)] âyetini okuyorlar."(1)

(1) bk. Sözler, Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...