"Herkes kâinatı kendi ayinesine göre görür." ifadesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve keza, nazarla niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet, niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalb eder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa mârifet-i İlâhiyedir."(1)

İnsanın niyeti, eşyanın sırlarını ve kapılarını açan bir anahtar gibidir. Niyet ve nazarda iman ve hidayet galip ise, kâinatın rengi iman ve hidayete göre şekillenir. Şayet küfür ve inkâr hükmediyorsa, o zaman kâinatın rengi küfür ve inkâra göre şekillenir ve onun boyası ile boyanır.

Kırmızı gözlük eşyayı kırmızı, siyah gözlük de siyah gösterir.

Münkir, kâinatı manasız, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır. Mü’min ise eşyanın ve hadiselerin başıboş olmadığını bildiği için, her şey ona sevimli ve huzurlu olarak yansır.

Hayata ve hâdiselere iman gözlüğü ile bakılırsa, onların arkasındaki güzellikler tezahür eder, hikmetler ve sırlar anlaşılır. Bu bakış açısını elde edebilmek için, insanın kalbini imanın nuru ile nurlandırması, aklını marifetle tenvir etmesi gerekir. Asıl mesele, kalb ve nazarın nasıl ve ne ile terbiye edildiğidir. Zaten insanın diğer cihazları kalbe ve akla bakar. İmanı sağlam, marifeti derin ve ibadeti ziyade olan bir insan, her mahlûkun ibadet ve tesbihlerini bariz ve fasih bir şekilde görüp anlar. Avam bir mümin ise sadece varlıkların Allah’ı tesbih ettiklerini kabul eder.

İman ve ibadet gözlüğünü takmayanlar mevcudatın yapmış oldukları fıtrî ibadetleri göremezler ve okuyamazlar. Sağlam bir iman nasıl her şeyin arkasında Allah’ın kudret elini ve tasarrufunu zahir bir şekilde gösteriyor ise, ibadetler de mevcudatın lisan-ı hal ve lisan-ı kal ile yapmış oldukları ibadetleri zahir bir şekilde gösterip ilan eder. Bu, Allah’ın insanın mahiyetine koyduğu büyük bir istidattır.

İnsanın kalbinde ne yerleşmiş ve aklında ne hükmetmiş ise, o hükme göre hâdiseleri yorumlayıp idrak etmesi insan fıtratının değişmez bir prensibidir. İnsanın bütün duygu ve cihazları birer alet ve vasıtadır. Bu alet ve vasıtalar arkasında hangi fikir ve inanç varsa, alet ve vasıtalar ona göre çalışır ve o fikir ve inancın rengi ile boyanır. Göz bir penceredir, bu pencere hangi fikre ve inanca açılıyor ise; gördüğü şeyleri ona göre yorumlar. Kulak bir penceredir, hangi fikre açılırsa; ona hizmet eder.

İşte bu mülahaza ile insan, kâinatı kendi aynasında görür. Yani her insan hâdiselere ve eşyaya kendi fikir ve düşüncelerine göre bakar ve öyle yorumlar. Şayet duygu ve düşünceleri, iman ve ibadet ile terbiye edilip tekâmül etmiş ise; o zaman kâinata ve eşyaya o pencereden bakar ve her şeyin ibadet ve tesbih ile meşgul olduğu anlar.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...